Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Kasım '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
390
 

Bir(birimiz)den korkar mı olduk?

Bir(birimiz)den korkar mı olduk?
 

RESİM INTERNETTEN ALINMIŞTIR


Kaçırılan deniz otobüsünden sonra, güvende olmamak hissi. Ardına kadar açık bir kapıyı zorladıkça kanırması gibi hayatımızda iz bıraktı sanırım.

Güvende miyiz? Yok değiliz.

Kendi ülkemizde de mi?

Nasıl olacak şimdi hayat?

Günün doğal akışında, kullandığımız toplu taşıma araçları, güven ve biz.

11 Eylül saldırılarından sonra, Amerika’da halkın gösterdiği tepkiye bakışım geldi aklıma.

“Paranoyak bunlar” demiştim. Ne korkaklardı, korkacak ne vardı? Kendimce saçma sapan sözcükler üretmiştim korkuları karşısında.

Saçmaydı, zira yaşamadan bilemeyeceğimi defaten hayatın içinde tecrübe etmiş olmama karşın, aynı yanılsamaya yeniden düşmüştüm.

Korkuyu yaşayanların gösterdikleri tepkiyle alay etme cesaretini göstermiştim.

Nasıl, çok gördüğün geliyor başına. Aynen böyle oldu işte. Davulun sesi uzaktan boş gelmişti. Deniz otobüsünü kaçırınca terörist, olayın ciddiyeti karşısında, korkunun kollarına attık kendimizi sanırım.

Hepimiz endişelendik belki. Şehrin göbeğinde nasıl cesaret eder sorusunu defalarca sorduk kim bilir?

Gerçek ortada ve paranoyamızı tetikleyecek kadar da yakındı. Burnumuzun dibinden, yolcu gibi deniz otobüsüne binen biri terörist çıkmıştı.

Çözümler düşündüm gece boyunca. Vapur iskelelerine, tramvay duraklarına, metro istasyonlarına…vs aklınıza gelecek ve gelmeyecek yerlere xray koymak şarttı kanaatimce.

Hatta herkesi didik didik aramalıydı güvenlik görevlileri. Paranoyak bulduğum Amerikalılar gibi olmuştum gece saatler 02.00 sularına varınca.

Terör, bu bela insanı nasılda korkutuyor? Yapmak istenilen de bu değil mi?

Güvende olmadığımız ve güven duyduğumuz her türlü korunaklı alanın saldırıya açık olduğunu düşünmemizi istediler sanırım.

Sabah, soğuk bir yağmur yağarken şehrin üstüne. Kahvaltı edemeden evden çıktığım için çantamdaki tostu yemek üzere motorun kafeteryasına gittim. Müsaade isteyip hoş bir geç kızın yanına iliştim. Çay söyleyip, tostu çıkartım çantamdan.

Bu sırada yağan yağmurun ardından açan güneşle göz göze gelince motor camından, bir taraftan gökkuşağı çıkacağı beklentisiyle gözlerim dört döndü boğaz çevresinde.

Köprüye yakın yerlerde ararken, tam karşı sahilde karşılaştım renk cümbüşüyle. Coşku dolar içim gökkuşağı görünce. Şaşkın ve mutluydum. Keyiflendim çocukça. Akşam yaşadığım tüm olumsuzlukların üstüne, gökkuşağı açtı aniden.

İçim kıpır, kıpır. Motorda olduğumu unutup, paylaşma ihtiyacıyla sevincimi, elim uzandı yanımda oturan genç kızın omzuna.

Yazık, irkildi. Korktu resmen. Haklı, tanımadığı biri omzuna dokunup işaretle camdan dışarıda bir şeyler göstermeye çalışıyor. Kulağında kulaklık kendi halinde müzik dinlerken sabah saati. Kim bilirsin aklında kaç tilki?

Yüzü değişti önce, gülümsediğimi görüp çıkarttı kulaklığını. “Gökkuşağı” dedim. O da gülümsedi. “Uğur getirirmiş, paylaşmak istedim” dedim. “Çok güzelde, heyecandan. Kusura bakmayın.” dedim ardından.

Genç kızın yüzündeki ifade akşamki iz düşümden farklı değildi. Korkmaya hazır, korkak yaşıyoruz.

Bizi getirmek istedikleri nokta da bu zaten. Her şeye rağmen “Gökkuşağını, güneşi, çiçekleri ve mutluluğu. Acıyı, kaybı, sevinci, kederi… İnsan olmamıza sebep tüm duyguları ve düşünceleri paylaşmaktan korkmayalım.

Ne dersiniz? Bir(Birimiz)inden korkmadan yaşamak için!

Unutmadan, genç kız yanımdan kalkarken “İyi günler. Kolay gelsin.” dedi.

Umut, çok güzelsin seeeeen!

Sağlıkla ve mutlu kalın 14/11/2011

Gülay Mustafaoğlu

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Elinize sağlık Gülay Hanım. Çok güzel yazmışsınız. Hiç kimsenin kimseyi korkutmadığı, bayramlaşmaların tebrikleşmelerin, hediyeleşmelerin arttığı, eski bayramların aranmadığı günler diliyorum herkese.

Ertunc Alpman 
 15.11.2011 14:24
Cevap :
Teşekkür ederim. Korka, korka sonunda kendimizden ve bizim olanlardan soğutulduk vesselam. Öze dönmek, benlikten sırlıp biz olmak vaktidir. Geçmeden yakalamak dileğiyle. Sağlıkla ve mutlu kalın.  15.11.2011 17:02
 

Harika bir ifadeyle yazılmış harika bir yazıydı. Teşekkürler Gülay hanım. Gökküşağı beni de heyecanlandırı, coşturur.

NURTEN DEMİREL 
 15.11.2011 0:22
Cevap :
Teşekkürler, Nurten Hanım. O renk cümbüşü ki ne hoş bir cıvıltıya vesile olur insanın içinde. Duyguyu paşlaştığımızı bilmek de beni heyecanlandırdı. Sağlıkla ve mutlu kalın  15.11.2011 17:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 245
Toplam yorum
: 257
Toplam mesaj
: 23
Ort. okunma sayısı
: 688
Kayıt tarihi
: 11.03.09
 
 

Buradayım işte. Yaşamın tam içinde. Her anın benim olduğunu bilerek. Yaşamın sadece "Şimdi" olduğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster