Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Kasım '13

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
152
 

Bir Büyükanne: "Sütüm bitmiş, çorba pişireceğim" diye para dileniyordu dün sabah...

Bu kadar zor mu olmalıydı, bu mübarek ülkemizde yaşayanların çoğunun hayatı!.. Yoksulluk zordur, hayatın da en yalın gerçeğidir; belki de sürdürülebilir kılınmaya çalışılan yaşamın ta kendisidir...

Dün sabah da duraktaydım... Gelecek otobüsü bekliyordum... Benimle beraber, altı şehiriçi yolcu bekleme halindeydik. Hepimiz de oldukça şıktık. Bir çelişki olsa gerek bu durum, ceplerde para-pul olmasa da şıklık hep var... Yırtık ayakkabısı olan, üstü başı yamalıklı olan da yok gibi... Bolca giysi üretiliyor, ithal ediliyor; ihraç da ediliyor; oldukça da ucuza satılıyor. Bu kadar ucuz giysinin ham maddesi nedir, neden yapılıyor, onu da bilmiyorum!.. İstanbul'da, orada, burada; memleketin her yerinde çorabın çifti bir liradan satılıyor. İyi de bu çoraplar neden yapılıyor, boyası, şuyu, buyu, sağlıklı mı, zararlı mı!.. Üreten kazanıyor demek ki, perakendeciye ya da işportacıya kaça satılıyor; bunlar ne kadar kazanıyor, bilmem!..

Bir çift çorap bir lira!..

Dilenciler de isterken zaten ya elli kuruş ya da bir lira istiyorlar. Kimi veriyor, kimi de vermiyor... Veren dua alıyor. Vermek istemeyenlerin bir kısmı sessiz kalmayı tercih ederken, bir kısmı da kırıcı, üzücü sözler söyleyebiliyor...

Dün melek gibi bir Büyükanne, beklemekte olduğumuz durağa doğru, "Sütüm bitti, çorba pişireceğim..." deyip, söylene söylene, hızlı adımlarla ilerleyip sağ eli de havada açık olduğu halde, para dileniyordu.

"Sütüm bitti, çorba pşireceğim!.."

Çocukluğum aklıma geldi... Her sabah, köy bulgurundan yapılan sütlü çorbayla güne başlardık... O sütün tadını da, çorbanın lezzetini de unutmuş değilim... Hele de yoğurdun üzerinde oluşan kalınca, tereyağı gibi, tadına doyulmaz kaymak bir başkaydı... Bunlar geçti gözümün önünden...

Büyükanne'ye, duraktaki baylı-bayanlı oldukça şık altı kişiden hiçbirimiz para vermedik... Sonra, son anda içlerinden biri, -tam da Büyükanne geldiği yöne doğru giderken- cebinden iki-üç tane demir parayı çıkarıp, Büyükannen'nin avucuna koydu... Büyükanne, şaşkınlıkla karışık bir sevinçle, "Sütüm bitti, çorba pişireceğim!.." diye, söylene söylene gitti...

Belli ki verilen para, dün sabahki sütü almaya yetecekti...

Süt ve çorba...

Yoksulluk ve zenginlik...

Şehirlilik ve köylülük...

Her gün kendime sorduğum soru: Bu dönme dolap misali yaşamakta olduğumuz normal hayat sürüp gidecek mi?!.. Yani her birimizin hayatı, koşullarımız ne olursa olsun, sürdürülebilir olacak mı?!..

Bir sabah, herşeyin bambaşka bir hal aldığını; cebimizde para olduğu halde bir tek ekmek bulamadan, evimize, naçarca dönüp geldiğimizde mi anlayacağız?!..

Bugünkü gazete haberlerinden biri de, "İsrailliler Iğdır Ovası'nın tamamını almış" idi...

Büyük Filistin mi olacağız!..

Rençber, köylü, buğday, tohum, un, tarla, bağ, bahçe... Bunlar çok mu anlamsız kelimeler!.. Ağlayan köylü bebeğin, ilk yaşına doğru adım atarken ısırıp ısırıp yemeğe çalıştığı ekmekle, "Bak işte, ben de büyüdüm!.." dediği bu mübarek ülkemde, neleri kaybetmekteyiz!..

Süt ve ekmek...

Sütlü çorba...

Bir Büyükanne dün sabah, Eskişehir kaldırımlarında para dileniyordu; "Sütüm bitti, çorba pişireceğim" diyerek...

Bir melekti sanki... Upuzun boylu... Dimdikti ve detirgin ve kırgındı...

"Neden bu Büyükanne'nin evini öğrenmedim ki!..", diye dünden beri kendimi yiyip bitirmekteyim...

İnşallah bir sabah, karşıma çıkarır Yaradan...

 

Mehmet Aluç bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Cemal Hocam, merhaba. Sizi çok iyi anlıyorum. Duyarlı birisiniz. Ne güzel! Yazınızı bir solukta okudum. Elinize ve yüreğinize sağlık. (Yalnız ülkemizde artık herkese az yada çok devletimiz maaş veriyor, belediyeler yardım yapıyor. Gerçek ihtiyaç sahiplerini ayırt etmek zor.)Selamlar, sevgiler.

Dr Lokman Doğruöz 
 13.12.2013 8:42
Cevap :
Sevgili Lokman ağabey;devletimiz şüphesiz ki,darda olan yurttaşlarımıza imkanları ölçüsünde kol kanat geriyor.Bu da sosyal devlet olmanın bir gereğidir zaten.Ancak bu mübarek ülkemizde epeyce kimsesiz var ve bir de derdini anlatamayacak olanlar var, nereye başvuracak, nereden destek alacak bunu bilmeyenler var. Hani bir söz var: "Ağzı var, dili yok" diye... Bu Büyükanne de öyle biriydi. Birinin elinden tutması gerekiyordu.Bunu yapamadım.Sosyal devletin kapısına varmış mı, varamamış mı;yolunu çıkarıyor mu onu bilemem. O dar zamanda sadece gözlemlemek ve olanı vermek nasip oldu bana.Mesela okullarımızda öyle felaket hallerde olan çocuklarımız var ki, bizzat görmeniz gerek.Anne-baba ayrılığı ve bir yandan da anlayışsızlıkla, dayanacak bir yer bulamayışlıkla,yoksulluğu birlikte yaşayanlar var.Allah evlat vermiş,ama kıymetini bilmiyor.İnsanoğlu bilinmeyen bir meçhul,diyen en doğrusunu demiş diyelim vesselam... Allah'a emanetsiniz... Selametle kalınız... Selam ve sevgilerimle efendim...  13.12.2013 22:27
 

Cemal Bey Merhaba,bizler ''komşum aç yatarken tok yatılmaz ''diye öğütlenerek büyütüldük.Herkes birbirine güvenirdi,komşuda pişer bize de düşerdi.AnnEm yaptığı her hamur işinden,pişirdiği her yemekten komşumuza yollardı,bayramlarda yemekler neredeyse mahallece yenirdi her şeyin beti bereketi vardı şimdi güven yok çünkü sahtekarlık diz boyu,merhamet tükendi,tok acın halinden anlamıyor...bir dokunup bin ah işitmeyin değerli Öğretmenim başınızı ağrtımayayım.Anlamlı paylaşımınıza teşekkür ediyorum.SEVGİLERİMLE.

Şennur Köseli 
 28.11.2013 19:41
Cevap :
Sevgili Şennur Köseli,O sabah ve her sabah olduğu gibi Hasan Polatkan Caddesi'ndeki birbirinden güzel ağaçlara,yere düşen sararmış sonbahar yapraklarına bakıyordum;bir yandan da insan kardeşlerimi gözlemliyordum.Yirmi liram ile elli kuruşum vardı,on sekiz lirasına yol kartıma ulaşım limiti yükletmiştim.Bende de iki lira elli kuruş kalmıştı.Haftanın üç günü derse girdiğim bir sınıfta,dertli ve dar gelirli bir minik öğrencim var.Bu miktarı da ona ayırmıştım.Haftada üç gün de olsa kantinden azıcık yiyecek-içecek alıyordu."Sütüm bitmiş,çorba pişireceğim"diye rızık dileyen Büyükanne gelince,"Nasılolsa,en az iki yolcu bu Büyükanne'ye nasibini verir" diye düşündüm.Ama kimse vermedi.Öğrencime ayırdığım rızkı,son anda bu Büyükanne'ye verdim.Öğrencim de,o gün okula gelmemişti.Bu da bir nasip olsa gerek.Yardımlar sürekli olsun istiyorum,Büyükanne'nin evini inşallah öğrenmem,bir daha görmem; dilerim ki nasip olur.Teşekkür ederim."Süt ve ekmek"Anadolu'muzun duası,rızkı,şükrüdür.Sevgilerimle...   29.11.2013 15:50
 

Veren el olmak her zaman en kutsalıdır,verir iken vermeye layık mıyım diye vermek,verdiğin kişininde almaya layık olduğunu bilerek vermek en güzelidir..SELAM VE DUA İLE...

Mehmet Aluç 
 28.11.2013 19:23
Cevap :
Sevgili Mehmet Aluç,sevgi ve ders yüklü cemleleriniz için çok teşekkür ederim.Her hayat bir hikayedir;kimi yaşar,kimi de hem yaşar hem de yazar.Bizler de elimizden geldiğince,bir iddiamız olmaksızın burada yazmaya çalışanlarız.Belki bizim de hikayelerimizi ayrımsayan olur,kimbilir...Öyle bir zamandayız ki,dünyada ve hemen her ülkede tıkanan yol gibi-akmayan trafik gibi-tıkanmış hayatlar da...Merhamet merdivenlerinin basamak basamak tırmanılması gereken bir dönemi yaşamakta insanlık.Farkeden de,etmeyen de olabilecekleri yaşayacak sanırım...Ama bir insan eli tutsun bir başka insan elini;insan insana ve inşallah milletler de milletlere kol kanat gersin... Dileğim bu!..Her zaman çok iyi olmanızı dilerim...Allah'a emanetsiniz... Sevgilerimle...  29.11.2013 16:03
 

O anda vermemişsiniz, ama karşınıza çıkacağından artık adım kadar eminim, çünkü vermeseniz bile empati karışık duygular yaşamışsınız. Veren el her zaman üstündür, bu sözü çok severim. Rabbim bizlere vermeyi nasip etsin, o tür kişilere de çıkış yolu göstersin. Yoksa zordur başkasından öğün atlatmak. Derler ya" elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz." Saygılar sunuyorum.

sündüs akkaya 
 28.11.2013 17:25
Cevap :
Sevgili sündüs akkaya,burada yazan kalbi melek, kendi melek yazar kardeşlerimizden birisiniz... Özlü sözlerle, sevginiz ve duygularınız içiçe sayfama yansıdı... Anadolu'muz, bu mübarek Türkiye'miz; aklımızı başımıza almayı bir öğrenebilsek ve hiç durmadan çalışsak ve en başta birbirimizi çok severek yol alsak, canımıza can katar; dünyanın mazlum ve fukaralarına da kucak açmamızı sağlar... Sizlere çok teşekkür ederim... Selamınızı almaktan çok mutluyum... Allah'a emanetsiniz... Sevgilerimle...  28.11.2013 18:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 315
Toplam yorum
: 576
Toplam mesaj
: 319
Ort. okunma sayısı
: 2002
Kayıt tarihi
: 04.09.06
 
 

Yaşanan her hayat en iyi hayattır; yeter ki içinde kötülük olmasın!.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster