Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Temmuz '07

 
Kategori
Çocuk Psikolojisi
Okunma Sayısı
1450
 

Bir çiçeğin hazin öyküsü

Bir çiçeğin hazin öyküsü
 

Gün geçmiyor ki yazılı ya da görsel medyada yer alan bir istismar vakası ile karşılaşmayalım. Öylesine rezil bir dünyada yaşıyoruz ki, 1, 5 yaşındaki çocuklara bile tecavüz etmekten çekinmeyen yaratıkların (yaratık diyorum çünkü hayvan desem hayvanlara hakaret etmiş olurum) bulunduğu öylesine rezil bir dünyada yaşıyoruz ki zaman geliyor kelimeler yetersiz kalıyor duyguları anlatmakta.

Bu nasıl bir cinsel dürtüdür ki henüz evcilik oynama çağındaki bir çocuğa karşı istek duyulabilir. Bu nasıl bir gözü dönmüşlüktür ki 1, 5 yaşındaki bir kız çocuğunun üzerinde en şehvetli arzular giderilebilmektedir. bu nasıl bir iğrençliktir ki o yaratıklar ağızlarından salyalar akarak bu kız bebeğe tecavüz ederken, onu kendi canı pahasına koruması gereken anne kapının önünde durarak içerideki yaratıkların işlerini bitirmesini bekleyebilmektedir.

Bu nasıl birşeydir ki bir insan kendi canından, kendi kanından olan öz kızına karşı şehvet duyabilir. Ve bu nasıl bir aile bağıdır ki bunu farkeden anne olayı gizler. Ne yazık ki bunların yanıtlarını vermek o kadar kolay değildir.

Yanlış hatırlamıyorsam bundan 7 yıl kadar öncesiydi. Bir ilçemizdeki devlet hastanesinde 16 yaşında bir kız çocuğunun doğum yaptığını ve bir erkek bebek dünyaya getirdiğini ancak bebeğini reddettiği için bebeğin devlet tarafından koruma altına alınması gerektiğini bildiren bir yazı geldi. Yazı üzerine ilk önce devlet hastanesinde yatan kız çocuğu ile görüşmek üzere gittim.

İlk şoku da orada yaşadım zaten. Çünkü çocuğun babası kızın kendi öz babasıydı ve savcılık tarafından tutuklanmıştı. Doğumu yapan kız çocuğu ise henüz şoku tam atlatamamıştı. Bunun üzerine gerekli sosyal incelemenin yapılabilmesi için kızın ailesinin yaşadığı köye gittim. Burada beni ikinci bir şok bekliyordu. Çünkü anne olayın başından beri tanığıydı ve eşinin kendi öz kızı ile ilişki kurmasını onaylamıştı. Üstelik bu olay yeni de değildi ve 3 yıldan bu yana devam ediyordu. Evdeki roller 3 yıl önce değişmiş ve anne diğer iki çocuk ile bir odada ve baba ile kızı da kendi yatak odalarında yatmaya başlamışlardı. Hatta anne "ben onları çocuk yapmayın diye uyardım" diyordu.

Olayı biraz daha derinlemesine incelediğim zaman başka bir gerçekle karşılaştım. Aile geçmiş yıllarda kendi bebeklerini para karşılığı evlatlık vermişti. Ancak zaman içinde gerek annenin menapoza girmesi ve gerekse baba olacak yaratığın isteği sonucunda baba kız ilişkisi kurulmuş ve baba kendi öz kızını bilerek ve isteyerek hamile bırakmıştı.

Elbette bu çarpık ve iğrenç ilişikinin kimse tarafından bilinmemesi gerekiyordu ve bu nedenle kız ev hapsine alınmıştı. Evden dışarı ancak siyah çarşaf altında çıkabiliyor ve meraklı gözlerden korumak için de etrafında mutlaka aileden 2 kişi oluyordu. Kızın doğum yapması yakınlatığı zaman da kendi kafalarından bir hesap yapmışlar ve kızın artık bebeği dünyaya getirmesi gerektiğine karar vermişlerdi. Ancak doğum olayının henüz başlamamış olması karşılarında bir engeldi ve kızın bir an önce doğum yapması için müdahale etmeleri gerekiyordu.

Bunun için de kız siyah çarşaflar içinde evden çıkartılmış, köyün yakınındaki bir tepeye odun toplamaya götürülmüş ve doğumun başlaması için de sırtına küfe ile odun yüklenip taşıtılmıştı. Sonuçta zorlama ile de olsa doğum başlamış ancak bebeğin ters gelmesi tüm hesapları altüst etmiş ve kızı hastaneye kaldırmak zorunda kalmışlardı. Sonuçta kızın yaşının küçük olması ve evli olmaması hastane yetkililerinin savcılığa bildirmesine ve olayın açığa çıkmasına neden olmuştu.

Sosyal Hizmetler olarak yapabileceğimiz şeyler sınırlıydı ve kız çocuğu ile kardeşleri devlet korumasına alınarak çocuk yuvalarına ve yetiştirme yurduna yerleştirildi. Bebek ise annenin ve ailenin reddetmesi üzerine evlatlık verilmek üzere çocuk yuvasında korunma altına alındı. Baba olacak yaratık cezaevine girdi, anne ise kendi ailesinin yanına yerleşti.

Aradan bir kaç ay geçtikten sonra da kızın yerleştirildiği kız yetiştirme yurdundan kaçtığı ve nerede olduğunun bilinmediği haberi geldi. Kim bilir şu anda nerede ve neler yaşıyor (belki de yaşamıyor)

Peki suçu neydi?
Hangi günahı işlemişti ki böylesine acımasız bie şekilde cezalandırılmıştı?
İlk tecavüze uğradığında (ki henüz 13 yaşındaydı) neler hissetmişti?
Tecavüz edenin kendi öz babasının olması, kendisini her türlü tehlikeden ve istismardan koruması gereken kişinin olması ruhunda ne tür yaralar açtı?
Kendisini babasından bile koruması gereken annesinin bu tecavüze izin vermesi ve onaylamasına nasıl dayandı,
Kim bilir belki de tüm bunların kendi suçu olduğunu ve tanrının kendisini cezalandırdığını düşünmüştü.
Peki babasının hayvani zevklerinin doyum aracı olan o zavallı çocuk bedeni ne acılar çekti,
Her gece o içeride tecavüze uğrarken annesinin belkide yan odada onun yardım çığılıklarına kulaklarını tıkamasının ruhunda yarattığı acılar
Peki ya ondan çalınan çocukluğu, ondan çalınan hayatı, ondan çalınan geleceği?
Bunların hesabını kim verecek?
Peki ya diğer kardeşleri? onlar ne olacak onların ne suçu vardı?
Bana bunların yanıtını verebilecek bir kimse var mı aranızda?

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Duyarlılığınızı kutlarım. Ne yazık ki bir cevap yok. Aslında çok söylenecek şey var ama insanlıktan uzak olanlar anlamazlar ki.
saygı ve sevgiyle

Meral Yağcıoğlu 
 21.09.2007 10:28
 

merhaba, gecenlerde bir kitap okudum. adı: İHANET, Everest yayınlarından çıkmış. orada, 6 yaşındaki çocuğun hikayesini okuyunca tüylerim diken diken oldu. çocuğun annesinin en yakın arkadaşı, kendi yaptığı kötülükleri küçücük bir kız çocuğunun üstüne atıyor ve çocuğun psikolojisi altüst oluyor. bir solukta okuyup bitirdim, daha önce hiç böyle ilginç bir aile öyküsü okumamıştım. bunlar yazıldıkça ve konuşuldukça daha çok şey aydınlanacak, daha çok insanın hayatı kurtulacak diye düşünüyorum. siz bu olayı iyi ki yazdınız, başkalarını bilinçlendirdiniz. bu kitap da iyi ki basılmış.. insan kime güvenip kime güvenemeyeceğini bir kez daha düşünür böylece. kimsenin böyle olaylar yaşamaması dileğiyle...

ayser çetin 
 20.08.2007 13:32
Cevap :
Teşekkür ederim.  20.08.2007 16:02
 

yüreğinize sağlık

DELİFİŞEK 
 01.08.2007 16:51
Cevap :
teşekkür ederim. konuya duyarlı herkesin yüreğine sağık  01.08.2007 17:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 26
Toplam yorum
: 17
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 4746
Kayıt tarihi
: 05.04.07
 
 

1962 Balıkesir doğumluyum. İlk, orta ve lise eğitimimi ülkemizin çeşitli illerinde tamamladıktan son..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster