Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mart '11

 
Kategori
Söyleşi
Okunma Sayısı
1351
 

Bir çınarın gölgesinden kalan…

Bir çınarın gölgesinden kalan…
 

Garanti Bankası Niğde Şube Müdürü - Diğer Bir Deyişle Bankacılık Öğretmeni, geçmişin haylaz öğrencis


“O serüvenlerin günlüğü tutulmadı Yazılmadı o insanların destan şiiri” 

Yaşamak uçsuz bir serüvendir aslında. Yaşamı sürükleyenlerin serüvenci olduğunu varsayarsak eğer, yaşamın sürükledikleri çoktan geride kalmıştır artık. Mesele sürükleyen mi olmak yoksa sürüklenen mi olmak? İşte hayatın sırrı verilecek bu kararda saklı. Düşünüldüğünde nice serüvencilerin hayata yön verme sevdası, hüsranlı sevda masalına dönüşürken, yalnızca o yola baştan çıkanların kararlılığı başarı ile taçlanmıştır. 

Serüven Başlıyor! 

1957 yılının son kış geceleri… Havil’de Zemheri buz kesiyor. Oldukça kalabalık bir ailenin 8. çocuğu olarak Dünya’ya gözlerini açan bir çocuk, Baykan’ın, Siirt’in kabuklarını kıracaktır. Feodal bir toplumun unsuru olarak çocukluğunu yaşamaya başlarken, belki de en büyük şansı Demokrat geleneği olan bir ailenin bireyi olmasıdır. Yaşıtları gibi oynarken, onlarla birlikte medrese rahlesinin tozunu 6 yıl da yutacaktır. Ama o çocuk asla, “o” tozu sevmedi! Okul çağı geldiğinde, İlçe’deki İlk ve Ortaokul’u başarı ile bitirdi. Okumak, öğrenmek ve öğrendikleriyle kendisini değil Dünya’yı değiştirmek istiyordu. Çocukça bir hayaldi belki ama bütün değişimler birazda çocukça değil miydi? Ailesinde öğrenim hayatını devam ettirmek gelenekti. Ağabeyleri ve ablaları okuyor kendini geliştiriyordu. Kararını verdi, Mal Müdürü eniştesinin ve ablasının yanına giderek Sivas – Gemerek’te lise eğitimini almaya başladı. 16 yaşındaki bu ilk ayrılığı, Baykan’dan son ayrılığı da olacaktı aslında, bayramlar, seyranlar biraz da yaşamdan soyutlanmalar sayılmazsa eğer! 

“Yangın Yılları” 

O çocuk artık dünyaya ergen bakışlarla bakmaya başlamış, ezilenin çığlığını yüreğinde yalnızken hissetmiş ve olup bitene duyarsız kalmamıştı. Bu bir ergen isyanı değildi! Bu daha derinlerden gelen vicdani bir isyandı! Toplumsal konulara duyarsız kalamayacak kadar büyük bir isyanın ilk kıvılcımıydı. 1976 yılında lise eğitimi başarılı bir şekilde bitirdikten sonra Baykan’a yani baba ocağına dönmek yerine, Ankara’ya gitti. Emeği ile yoğrulmuş alın teri ile kazanılmış ilk parasını Tarım ve Köy işleri Bakanlığı’nda işçi olarak kazandı. Fakat bir yandan çalışırken, kendisi Siirt Öğrenci yurdunda kalarak toplumsal olaylardan kopmadı. Kararını verdi ve üniversite okumaya karar verdi. 1977 yılında Atatürk Üniversitesi İngiliz Dili Edebiyatı Bölümünü kazandı. Erzurum’un soğukluğu onu yeni bir maceraya sürükledi. Hayatının dönüm noktası olan geçişe karar verdi. Ege Üniversitesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne bir yıl içinde yatay geçiş yaparak Erzurum’a veda etti. Atmosfer sadece coğrafi bir sıcaklık değildi onun için toplumsal olayların, öğrenci fikir kavgalarının sıcaklığı da o genci oraya sürükleyendi. 5 yıl boyunca eğitim hayatına devam eden o genç; kimi zaman anfilerde hocalarını dinledi, kimi zaman kantinlerde öğrencilere nutuk atarak, afiş asarak vaktini geçirdi. Emekten yana olan tavrını sadece söz olmadığını ispatlarcasına halıcının yanında da çalıştı, kitapçı da kitap da sattı. 1984 Aralık ayında sakıncalı asker olarak İzmit’te askerliğe başladı. 1986’nın Nisan ayında teskeresine birkaç gün kala Tabur Komutanı olan Binbaşı’sı sordu gence “Sakıncan Nedir?” diye. O genç “Ege Üniversitesi’nde öğrenci olmak! Bu yetmez mi Sayın Komutanım?” dedi. 

“Vakti Geldi Ayrılığın!” 

Teskere’yi aldıktan sonra baba ocağına gitti, ailesini gördü ve yeni bir yol haritası belirlemek istedi. Serüvencilere bazen tesadüflerde yardım ederdi. 27 Nisan 1986 günü bir gazetede ilan gördü “Garanti Bankası Memur alıyor. Son Başvuru : 28 Nisan 1986”. O genç, o gece babası ile yola düşerek İstanbul’a gitti. Mülakata girdi, dimdik durdu ve seçici heyeti etkiledi ve o gün seçme lüksü olmaması gereken birisi iken direkt İzmir’i istedi. O gençte ışığı daha ilk dakika da fark eden banka yöneticileri onu kırmadı ve 12 Haziran 1986’da İzmir’de bir şube de göreve başladı. O, hala gençti ta ki 13 Haziran 1986 tarihine yani işindeki 2. gününe kadar. O gün şefine bir soru sordu. “Bu bankada müdür olmak için kaç yıl çalışmak gerek?” 16 yıldır bankada çalışan şef düşündü hesapladı ve söyledi “Bütün basamakları geçersen 8 yıl!” O genç o gün bankacı olmaya ve müdür olmaya karar verdi. O genç işte bütün Niğdelilerin tanıdığı Veysi Çınar’dı ve bizim tabirimizle Bankacıların Duayeni Veysi Çınar’dı. Bundan sonrası Veysi Çınar’ın ifadeleri ile dinlemek gerek “12 Haziran 1986 bankacılığa adım attığım gündü. 13 Haziran’da ise Bankacı olmaya karar verdiğim gündü. Kendimi işime verirken hedefim iyi bir bankacı olmaktı. O günkü maaşımı asla unutmuyorum 63 bin 805 lira idi.” Diyor. O günün koşullarında bir öğretmenin aldığı maaş ise 100 bin lira olduğunu unutmamak gerek! Hayatında 12 Haziran’ın bir önemi daha vardı. Üniversite yıllarında tanıştığı Nermin ile duygusal bir yakınlaşma hissetti ve dostlarının da aracı olmasıyla 12 Haziran 1987 yılında evlendi. İki yıl sonra bu aşkın ilk ölümsüz eseri olan babasın ismini taşıyan Hasan Emek dünyaya geldi. Veysi Çınar, bankacılıkta sürekli yükselen bir tempo ile çalışırken 1992 yılındaİzmir Menderes Şubesi’nin müdürü olarak Garanti Bankası’nda 6 yılda memurluktan müdürlüğe geçen ender isimlerden birisi oldu. 1994 ekonomik krizi ile bankalar küçülme yoluna giderek şubelerini kapatınca Veysi Çınar’da Ankara’ya gelerek İç Anadolu Şubeleri Denetmenliği görevini yapmaya başladı. 

Niğde Günlüğü- Bankacılık’ta Zirve 

1995 yılında ise hayatta en büyük mutluluklarından birisi olan Ahmet Ekin dünyaya geldi. Artık 4 kişilik bir ailenin sorumluluğu ile sürekli şehir dışı denetmenlik görevi yerine yeniden müdür olmak için bankanın üst yöneticilerine başvurdu. Zonguldak, Maraş ve Niğde şubeleri arasında tercih yapacaktı. Veysi Çınar, kendisinden bekleneni yaptı 172 şube arasında işlem hacmi olarak 171. şube olan Niğde Şubesi’ne müdür olmayı istedi. Kendisinden beklenen de buydu. Onun işi kumdan kaleler yapmak değil, küllerinden doğan bir şube yaratmaktı. Niğde’yi tercihinin iki nedeninden birisi buydu ama Banka Sahibi Ayhan Şahenk’in Niğdeli olması da onun tercihini etkiliyordu. 1996 yılında Niğde’ye geldiğinde ilk yaptığı iş bir toplantı yaparak bu bankayı nasıl ayağa kaldırırız fikrini açıkladı. Ekibi ile bütünleşti. 1997 yılında deneyimlerini de kullanarak işlem hacmini ve müşteri sayısını artırdı. 1999 yılında bölgenin en güçlü şubesi haline getirdi. Ayhan Şahenk’le yakın diyalog kurarak bugün ki binasını yaptırdı.2001 yılında Niğde’ye veda etmeyi planlayan Veysi Çınar için beklenmedik tek şey Banka Sahibi Ayhan Şahenk’in ani ölümü oldu. Bunun üzerine biraz daha Niğde’de kalmak isteyen Çınar, ailesel ve çevresel ilişkiler sayesinde Niğde’den hiç kopamadı. 2011 yılına kadar sürekli büyüyen bir şubenin müdürü olarak farklı bir misyonda edindi. Yeni Veysi Çınar’lar yaratmak. 2000 yılında banka çalışanlarından Adem Bilir’i Malatya Şubesi Müdürü yaptı. 2002 yılında Osman Sınıksaran’ı Sivas Şubesi’ne, 2004 yılında Murat Güleryüz’ü Sivas Şubesi’ne, 2006 yılında Hasan İpekten’i Aksaray Şubesi’ne, 2008 yılında Zeki Erbaş’ı Aksaray Şubesi’ne, Ali Yücel’i Ereğli Şubesi’ne, 2009 yılında Erol Bağışlayan’ı Bor Şubesi’ne, 2010 yılında Haluk Turdağ’ı Bor Şube müdürü yaparak 10 yılda 8 müdür yetiştirerek Niğde Şubesi’ni Garanti Bankası’nın Bankacılık Okuluna, kendisini de sadece şubenin değil okulun müdürü konumuna getirdi. Niğde’deki Garanti Bankası dışındaki tüm bankaların son 10 yılda yetiştirdiği müdür sayısı 4 iken, Veysi Çınar tarihi bir rekor kırarak tek başına son 10 yılda dile kolay 8 müdür yetiştirdi. Bankacılık başarıları bununla da sınırlı kalmayan Veysi Çınar, bugün Türkiye’de pazar payı yüzde 11.9 olan bankasının ortalamasının üstünde Niğde’deki pazar payını yüzde 20’lerin üstüne çıkardı. Veysi Çınar için Niğde yapılacak çok ama çok iş var. Kendisi Niğde’ye gelecek her yatırımda elinden geleni yapacağını ifade ederken, “Niğde’ye istihdam sağlayacak, artı değer sağlayacak her türlü yatırıma, her hangi bir ön yargım olmadan sonuna kadar bankam adına elimden geleni yaparım. Aslolan Niğde’nin kazanmasıdır. Bunun için Niğde kalkındıkça, büyüdükçe bizler daha mutlu oluyoruz” Veysi Çınar için Niğde demek her şey demek! Kendisinin ifadesi ile ikinci memleketi olan Niğde’den kopmak çok zor ama Niğde’ye verdikleri göz önünde bulunursa Niğdelinin onu bırakmayacağı da aşikardır. Veysi Çınar, hayatı bankacılık olan birisi olarak düşünmekse en büyük yanlışlık olur. O sosyal yönünü asla kaybetmeyen birisi. Bugün kendisi Çocuk Felci ile Mücadele’de uluslar arası çalışma yürüten Rotary Niğde’nin kurucularından olarak yoluna devam ediyor. Çağdaş Eğitim Vakfı üyesi, ODTÜ Koleji Yöneticisi, Niğde Spor EskiYöneticisi olarak sporcunun da yanında her zaman olmuş. Garanti Bankası bir bankanın ne kadar ötesinde olduğunu düşünürseniz bunun tek nedeninin Veysi Çınar gibi yöneticilerinin varlığından olduğunu asla unutmayalım. İnsan faktörünün olduğu her başarının ardında bir serüvencinin mutlak bir mücadelesi yatar. İşte Veysi Çınar’da bu serüvencilerden bir tanesidir ve ne mutlu ki bu serüvencinin yolu Niğde’ye düşmüştür. Sıcak çayımızı yudumlarken gerçekleştirdiğimiz bu sohbette tahmin edeceğim tek bir şey var, günün birinde Veysi Çınar elbette mesleğinin zirvesinde Bankacılığa kendi yetiştirdiği müdürlere yerini bırakarak elveda diyecektir. Ama aşikar olan bir gerçek ise Veysi Çınar’ın meslekten asla kopmayacağıdır. Garanti Bankası Türkiye’de Özel Bankacılık okulu açmak istiyorsa kesinlikle Veysi Çınar’a çok ihtiyacı var! Çünkü o; geçmişin asi genci, şimdinin en başarılı bankacısı ve elbette geleceğin çok iyi öğretmeni olacaktır. 

Son Söz Yerine… 

“…Çınarlar ki ağırbaşlı Ve biraz bilgedirler 

Yorgun ve kederli Gövdeleriyle 

onlar Nice öyküler dinlemiş 

Çok umur görmüşlerdir. 

** 

Nice aşkların tanığı 

Nice gizlerin suskun Taşıyıcısıdır 

çınarlar Ve bu yüzden saygın 

Bir yerleri vardır Halk duyarlığında 

** 

Ve derler ki onlar için 

Kendilerinden başkasını Ele vermemişlerdir. 

( Düş Yollara / Ahmet TELLİ) 

 

Ve o bu yola düşerken daha çocukken yuttuğu tozu da unutmadı, isyanını da dağlamadı. O ismi gibi bir çınardı ve hep öyle kalacak. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 16
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 754
Kayıt tarihi
: 23.04.10
 
 

1983 Niğde doğumluyum. Yaklaşık 6 yıldır yayın sektörü içindeyim. Halen Anadolu Haber Gazetesi'nde g..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster