Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ocak '08

 
Kategori
Bebek - Çocuk
Okunma Sayısı
1362
 

Bir çocuğu en iyi kim tanır?

Bir çocuğu en iyi kim tanır?
 

Bir gün, akşam yemeğindeki sohbette oğlum şaka yaptığında, ben de kanmadığımı bildirmek için “kedidir kedi bilmez miyim?” dedim… Merakla yüzüme dönüp bakan oğlum “nereden bildin anne?” diye sordu. Ben de hiç üzerinde düşünme gereği duymadan, bir yandan yemekle meşgulken “çünkü, bir çocuğu en iyi annesi tanır “ deyi verdim. Böyle bir cümleyi söyledim söylemesine ama daha son kelime dudaklarımdan dökülürken, ben ne dedim diye şöyle bir irkildim. Oğluma döndüm, o keyifle yemeğini yemeye devam ediyordu. Saniye farkla hemen ona sordum, “sen ne düşünüyorsun bu konuda?” diye…

Bebekliğinden beridir lokmalarını iyi çiğne diye diye büyüttüğüm için, yemeğini aheste aheste yiyen oğlum, kocaman bir lokma atmıştı ağzına. Normalde de ağzı doluyken konuşmaz genelde. O nedenle, ben sorduğum sorunun cevabını hemen beklemediğim için, tam suratımı tabağıma çevirecektim ki, oğlumun gayet masum ama farklı bir bakışını yakaladım. Yarı yolda suratımı tekrar ona döndürdüğümde, onun cevap verme çabasını gördüm:)

Bu sefer, ağzındaki lokmasının bitmesini bekleyemeden cevap vermişti oğlum. “Bir çocuğu en iyi çocuğun kendisi tanır” dedi ve bir de gülümseme bıraktı cümlenin sonuna. İlk şaşkınlık anını geçiştiren ben, oğlumu tebrik ettim bu cevabından dolayı. Aldığım cevap gerçekten mutlu etmişti beni. Kendisini tanımış, kendisinden hoşnut ve emin bir yetişkin olacağının sinyalleri saydım bu cevabı. Aslına bakarsanız, bu kadar filozofça bir cevabı beklemiyordum. Akıllı, düzgün cümleler kuran, konular arasında bağlantı kurup çıkarımlar yapan bir çocuk oldu her zaman. Ama gene de, sıradan bir diyaloğun böyle gelişeceğini hiç beklememiştim.

Haftalarca unutamadım o anı ve düşündüm üzerinde uzun uzun. Ben bu toplumda çocuk olmuş, kardeş olmuş, eş olmuş, anne olmuş ve bir de meslek sahibi olmuştum ama hep bunların ötesinde kendim olduğumu, benim bir birey olduğumu savunarak, kendi varlığımla toplumun içinde var olmaya, hayatın içinde tutunmaya çalışmıştım. Bir topluma girdiğimde, bütün sıfatlarımdan arınmış olarak, sadece kendim olmaya çalıştım, kendime yakışanla durmaya çalıştım. Bu toplumda kadınsanız sizin hep geride durmanız, hep kendinizi yok saymanız beklenir. Sizin de ayrı bir birey olduğunuz hep atlanmak istenir. Buna izin verirseniz atlanır da zaten.

Oğlumu da büyütürken, hep onun kendi kimliğini bulması çabasında oldum. Yol gösterdim, bilmediklerini önüne serdim, ama hiç onu yok saymadım. Fikirleri olmasına, doğrularını bulmasına izin verdim. Sevdiklerini ve sevmediklerini kendisi belirlesin istedim. Okula başladığı dönemlerde, oynadığı çocukların ondan çok farklı olduklarını gördüğüm halde, hiç müdahale etmedim. Zamanla zaten kendisi uzaklaştı her seferinde, kendisini sarmayan çocuklardan.

Bu bakış açısında hayata bakan ben bile, nedense çocuğumu en iyi benim tanıdığımı düşündüm. O çocuk!.. Küçük ya!.. Bu nedenle herhalde, kendisini tanıyamayacağını sandım, onu yok saydım. Aslında hiç böyle de düşünmem ama, işte anlık bir gaflette bulundum. Bu da bana oğlumun gerçek bir birey olduğunu gösterdi:)

Bir çocuğu en iyi çocuğun kendisi tanır gerçekten de. Daha sekiz buçuk yaşında olsa bile, bizim canımızdan kanımızdan olsa bile, bizim içimizde var olup, büyüyüp hayata hazırlansa bile. O ayrı bir birey, en yakını kendisi ve en iyi kendisi tanır kendini.

Çok yaşanmışlığı olmasa bile, her şey bizim kontrolümüzdeymiş gibi görünse bile, onun beyni, düşünceleri, fikirleri var. O ayrı bir birey… Bizden bağımsız… Kendisi olmasına ve kendisini en iyi, kendisinin tanımasına izin vermeliyiz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Öncelikle sizi tebrik ederim. kendisini tanıma becerisini kazanmasında çocuğunuza gerekli ortamı yaratmanızdan ötürü. Elbette kendisini en iyi kendisi tanıyabilir. Hangi yaşta olursa olsun. saygılarımla

Yapukay 
 05.02.2008 13:25
Cevap :
:) Çok doğru bir tespit "hangi yaşta olursa olsun" cümleniz... Teşekkür ediyorum yorumunuzla ulaşıp katkı sağladığınız için. Sevgi ve saygılarımla.  05.02.2008 14:48
 

bize ne çok şey öğretiyorlar yaşama dair ve de ne çok şaşırtıyorlar. Satırlatını okurken şimdi 18 yaşında olan büyük oğlumun daha 3 yaşında iken yapmış olduğu bir hatayı eleştirmek isteyen babasına " seninle bu konuyu şimdi konuşmak istemiyorum " diyerek kendi varlığını ve düşüncesini net bir şekilde ortaya koyuşunu hatırladım.Sevgiler tüm ailene...

hayat güzeldir 
 27.01.2008 8:30
Cevap :
:) Bu harika paylaşımın için teşekkür ederim. İnanamıyorum bu kadar genç birinin 18 yaşında çocuğu olduğuna:) Bir daha ki zyaretinde bana bunun sırrını anlatır mısın:) Sevgilerimle.  04.02.2008 11:34
 

Kayıp Söz'ün bu satırlarındaydım denk geldi. Sen benden önce okuduğun için hatırlarsın. Beni etkileyen, Oğul Deniz'in annesi Elif'e söylediği; " ben böyle mutluyum, ben, ben olduğum için mutluyum sizin yanınızda iken yıllarca hep benden birşeyler bekleniyor duygusuyla yaşadım...olduğum kadardan utanmıyorum"...sözleriydi. Oğul Deniz ne kadar da haklıydı... Tıpkı senin oğlun gibi. Öyle değil mi? Canım arkadaşım küçücük bir sohbetten yazacak neler neler çıkıyor. Eline sağlık. Sevgilerimle

Abla 
 24.01.2008 22:11
Cevap :
Önce şaşırdım, bu samimi paylaşım tanıdık ama isim yabancıydı:) Yakışmış yeni isminiz... Demek yorumunuzda yazdığınız gibi, Kayıp Söz'ü okuyorsunuz, teşekkür ediyorum tavsiyemi değerli bulduğunuz için, beni çok etkilemişti kitap... Çocuk meselesine gelince, çok şükür ki benim oğlum daha yolun başındayken bu gerçeği hatırlattı bana, Deniz kadar geç kalmadan:) Aslında bildiğim ve kabul ettiğim bir gerçektir oğlumun kendisi olduğu ve sadece kendisi olmakla sorumlu olduğu. Yaşam tarzımda da böyle yaşamaya çalışırım. Ama sonuçta biz de insanız, her kurduğumuz cümle doğru olmayabiliyor, ya da düşüncemizi tam yansıtamayabiliyor. Kendimizin kusursuz olmadığını kabul edersek, başkalarını daha az yargılarız diye düşünüyorum:) Sevgilerimle. Kitap bittikten sonra ki düşüncelerinizi merakla bekliyorum.  25.01.2008 9:25
 

Eğer oğlunla bu kaddar adın gibi doğal bir sohbeti sürdürüp ,sırf onu şımartmamak için fikir karşılaştırmalarına girebiliyorsan Oğlun ilerde seninle gurur duyacak.Ve bir çocuk melekut aleminin etkisinden ,akl-i baliğ olunca kurtuluyor.Ve ozamana kadar donanımlarının ayarı tam gidiyor.Ne zaman dünya hayatının yeni yazılımları çıkıyor programlar eklendikçe donanım seyir değiştiriyor.Bak şu Allahın işine ,Bir tuşla tüm dünyayı keşfetmenin hikmetinin sırlarını bize verirken hala O külli akıl üzerinde şüpheler var bilinç demek böyle oluyor.Kimine unutturduktan sonra geri verilen ama seçerek.Biraz ütopik mi oldum yine? saygılar

ütopik 
 24.01.2008 9:05
Cevap :
:) Teşekkür ederim güzel sözleriniz ve de katkınız için. Oğlumun kendisi ile barışık olması ve gurur duyabilmesi benim için yeterli aslında. Böyle birisi zaten etrafını da tarafsız olarak değerlendirebilir. Herşey onun için, kendimi daha iyi hissetmek için değil, ben anneyim görevim bu:) Beni anladığınızı biliyorum, benim sizi anladığım gibi. Gene de bu notları düşmek istedim, hazır konusu geçmişken. Sevgi ve selamlarımla.  24.01.2008 11:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 75
Toplam yorum
: 351
Toplam mesaj
: 95
Ort. okunma sayısı
: 1318
Kayıt tarihi
: 27.12.06
 
 

Her daim doğa ile yaşayan biriyim.. Çünkü işim doğa ile iç içe olduğu gibi evimizde de doğa ile bera..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster