Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mayıs '11

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
1229
 

Bir Çocuk Adam: Sait Faik

Bir Çocuk Adam: Sait Faik
 

Bir kitapçının rafında rastladım ona. Hani bir rastlantı, hiç alakası olmayan bir şey,bir söz,bir koku bize bir şey anımsatır ya! O anımsadığımız şeyle bu tuhaf rastlantı birdenbire örtüşüverir hani...

Yine öyle oldu işte!

Kitabın adı, "Çocuk Adam"dı. Önce "O"nu anlattığını sanarak kitabın sayfalarını çevirdim. Yanılmışım... Kitap, Orhan Seyfi Orhon'un yeni baskısı yapılmış romanıydı. Kitabı yerine bırakırken Çocuk Adam'ın bende Sait Faik'i çağrıştırmasına elbet hiç şaşırmadım.

Aslında gerçek çocuk adam oydu bence. Bazen, "Yani Usta"da olduğu gibi kendi de söylemiştir hep çocuk kaldığını. Bazen de, "Hani, bazı çocuklar ısrarla bir fena hareketi yapmadıklarını iddia ederler. Hakikaten de yapmamışlardır. Ama yapmış gibi de bir halleri vardır. Yapmamış insanların tabiiliğini bir türlü alamazlar. İşte ben o çocuklardan biri gibiydim" diyerek içindeki çocuğun tatlı hınzırlığını "Bilmem Neden Böyle Yapıyorum?"başlığıyla hikaye eder.

Sait Faik'in öykülerinde çocuklara sevgiyle yaklaşması, onları yüreği ile görüp anlatması içindeki çocukla birlikte kendisinin de hep çocuk kalmasındandır.

Oysa çocuklar için yazdığı özel öyküleri yoktur. Çocuklar, öykülerin içinden öylesine geçiverirler. Onlar geçip giderken, Sait Faik bize gördüklerini aktarır sadece. Hiç yorum yapmadan, bir şey ilave etmeden. Ama onun gördükleri daima bizim gördüklerimizden çok farklıdır. Yüzlerine baktığında içlerini de okur:

"Eline düşen çeyreğe bir baktı. Yüzünü kaldırdı. İşte orada, o ela gözlerin içinde, insanları olduğu gibi değil, olacakları gibi sev, diyen adamın adeta fikrini okudum." Böyledir Sait Faik! Bir dilenci çocuğun ne demek istediğini sadece gözlerine bakarak da anlar.

Onun içinden çocuk geçen öyküleri içinde en bilineni sanırım "Tüneldeki Çocuk"tur. Kitaba adını veren öykünün kahramanı yoksul küçük bir çocuktur her zaman olduğu gibi.İlk kez tünele binmiştir. Şimdi o, oturduğu vagonda diğer insanlarla yan yana ve onlardan biridir artık. Sadece onların üstü başı daha düzgün ve ayakkabıları vardır. Olsun, kanepenin altına sakladığı çıplak ayaklarını kimse görmüyordur ki!

"O, sağ elinin parmaklarını bükerek kulak memesinin altına koymuş, ağzı açıktı. Öteki eli; kirli,siyah, pis, fakat tırnak derisinin koyu esmerliğinden olacak bembeyaz, dizinin üstündeydi. (...) Basık bir burun, açık, hayretle açılmış sulu bir ağız,büyük kahverengi, insani denemeyecek kadar masum gözler, gözlerin beyazlığında da hayret..."

O kadar sahici, o kadar gerçektir ki anlattıkları kendimizi tünelde, o çocuğun karşısında otururken buluruz. Öykü bittiğinde damağımızda kekremsi bir tat, yüreğimizde bir sıkıntı, bir burukluk kalır. Onun da anlatmak istediği budur zaten!

İçindeki saklı özlemi "Yandan Çarklı"da dile getirdiğini görürüz: " İçim kalabalık çekiyor, insanlar çekiyor. Çocuklar istiyorum; haşarı, sarışın,esmer, edepsiz..."

Aslında kendi de biliyordu elbet, bu düşün gerçek olmayacağını. Ve belki de bu yüzdendi, son yıllarında "Panço" ya sığınması.

F. H. Dağlarca, "Yüzünde sarışın çocukluğuyla" öldüğünü yazıyor şiirinde. Sanırım,çocuk adam olarak yaşayıp ölmek böyle bir şey olmalı...

"Ölmüş Sait / Deniz mavisinden erken / Bunca sevgiden sonra / Ölmüş annesini öperken."

"Ölmüş eli ayağı uzak / Camların üstü buğu / Ölmüş, çocuklar izin vermeden / Yüzünde sarışın çocukluğu."

Ölümünün 57. yılında anısına saygıyla.

Not: Bu bloğu Sait Faik'e olan özel ilgisinden dolayı sevgili Tülin Aksoy'a ithaf ediyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ustanın ruhu şad olsun...! Yine, ne güzel yazmışsınız.. Benim de sevdiğim yazarlardandır ... ...Sevgili Tülin hanıma ithaf etmeniz ayrı incelik...Her ikinize de sevgiler, saygılar ...

Nil ALAZ 
 19.05.2011 22:03
Cevap :
Sait Faik'i okuyupta sevmemek mümkün mü sevgili Nil? Paylaştığın için çok teşekkürler. sevgiyle.  20.05.2011 13:29
 

genç arkadaşımız Sibel'in de (Mor Okyanus) büyük ilgisi vardır. /İnsanları oldukları gibi değil, olacakları gibi sev/ çok iddialı bir söz aslında. İnsanları seven, mutlu olmalarını isteyen bir edebiyatçıydı Sait Faik ama bugünün dünyasını görse o sözü yine söyler miydi acaba? İnsanların birbirini sevdiği, suç oranının çok düşük olduğu, hakka-hukuka riayet edilen 70 yıl öncenin Türkiye'sinden çıkıp bugüne gelse; küçücük 3 çocuğu tecavüz edip öldüren yaratığı da sevebilir miydi? Ben insanları olduğu gibi seviyorum. Olacaklarında sever miyim bilmiyorum. "Son Kuşlar." ve "Alemdağ'da Var Bir Yılan." adlı kitaplarını okumuştum. Elbette ki ona da gönül kırgınlığım var. O'nun gibi daha nice edebiyatçının topluma mal olduklarını unutup, içkinin-sigaranın pençesinde hayata genç yaşta veda etmelerini affedemiyorum. Ürettikleriyle yetinip avunamıyor, üretemediklerine üzülüyorum. 48 yaşında hayata veda eden bir Sait Faik 40 yıl daha yazsa iyi olmaz mıydı? Sevgiler.

Ata Kemal Şahin 
 19.05.2011 8:07
Cevap :
Yazar olsun, şair olsun, ressam olsun, sanatçıların erken yaşlarda alıp başlarını gidivermelerine elbet ben de üzülüyorum... Buna gerçekten hakları yok! Ama bir de madalyonun tersinden baktığımda o sanatçı ruhların kırılganlığını görmemezlikten gelemiyorum. İnsanlardan, yayınevlerinden bekledikleri ilgiyi görememenin sıkıntısıyla ve bir dosta sığınma isteğiyle sarılıyorlar "şişe"ye. Zaten Orhan Veli'de, Cahit Sıtkı'da, Cahit Irgat'ta hep aynı "dost"ta aramadı mı vefayı? Bu arada, cani ve sapıkları ben insan olarak görmüyor ve imalat hatası yaratıklar olarak düşünüyorum. Evvel giden dostlara selam olsun diyerek teşekkür ediyorum size. Hep edebiyatla kalın.  19.05.2011 13:01
 

Türk Edebiyatında önem kazanmış, yazdıklarıyla bize farklı atmosferler yaşatmış bir ustad...Teşekkür ederim böyle bir yazı yazdığınız için.Ne yazık ki yeni jenerasyon (azınlıkları tenzih ederim) herşeyden ve hepsinden bir haber.

Merve Ballı Acar 
 17.05.2011 19:53
Cevap :
Sait Faik'i bilmeyen bir gençlik düşünemiyorum, daha da doğrusu düşünmek istemiyorum. Ziyaretiniz ve paylaşımınız için çok teşekkürler. MB'a hoş geldiniz.  17.05.2011 23:41
 

Yaşamın göremediğimiz boyutlarına ayna tutan ender insanlardan biriydi. Gelişmekte olan bir çok insanın duygu dünyasının inceltinmesinde çok ayrıcalıklı yeri olduğuna inanırım. Işıklar içinde yatsın.

Ahmets 
 17.05.2011 14:47
Cevap :
Evet, yaşamın bazen göremediğimiz ama çokça da görmek istemediğimiz taraflarını öğrendik onun öykülerinde. İnsana, denize, balığa, martıya, Beyoğlu'na, Dolapdere'ye... farklı bakmaya başladık. Teşekkürler,selamlar.  17.05.2011 20:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 217
Toplam yorum
: 1809
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2074
Kayıt tarihi
: 26.09.07
 
 

Burada yazarken kim olduğumuzun, ne olduğumuzun bir önemi olmadığını düşünüyorum. Önemli olan yaz..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster