Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '07

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
850
 

Bir çocuk ne için büyütülür?

Bir çocuk ne için büyütülür?
 

9 ay 10 gün... Sonrası olur anneyle babaya; bayram ve düğün.

Aşık olmak, flört etmek, sevdiği insanla nişanlanmak ve evlenmek kadar; insanı mutlu eden bir diğer olay da, insanın, sevdiğinden bir çocuğunun olmasıdır. Çocuk, o insan için; hayattaki bir çok şeyin ifadesidir. Ailenin istikbalidir. Oğlan veya kız... Ne fark eder ki? Sağlıklı olsun, yeter...

"Çocuklar biriktirilir 9 ay 10 gün,
Bir ömür boyu tüketmek için." der Şair Sunay Akın. Ömür törpüsüdür çocuklar. Çocuklar büyür ve ömür biter.

Çocuklar kimi zaman ayrılırlar birbirinden; Kız ve Erkek diye. Ve kimi zaman eşit değere, sevgiye layık görülmezler anne ve babalarının gözünde. Gün gelir, daha 15'ine basmadan gelin olur, damat olur çocuklar. Kız evlat; babanın yeri geldiğinde parası pulu, yeri geldiğinde de namusu olur. Beşiği kertilir, görücü evlenir, kuma olup, gider baba evinden. Çocuğa bakar ve şiddet görür koca evinde de, baba evinde de. Törenin namusu olur; kurban gider namussuzluktan töre cinayetlerine.

Bir çocuğun hayalleri ve sevinçleri, kurban edilebilir mi hiç ebeveynlerin gölgesine?

Bir çocuk neler hayal eder? Ve bir anne, baba; neler ister onun için:

"Seni, Ali Bey'in mühendis oğluyla evlendireceğim. Paraya, para demiyor çocuk."

"Okulunu bitirip, fabrikanın başına geçeceksin."

"Gelin diye, o ne idüğü belirsiz kızı mı alacaksın?"

"Benim o çulsuza verecek kızım yok..." vs.

Tıpkı Türk filmlerinde geçen o bildik sahnelerde olduğu gibi. Aslında hayatın kendisi de, bir parça Türk filmi değil mi?

Anneyle ve babayla geçinmek, kimi zaman çok zor zanaat. Hele bir yaştan sonra kuşaklar arasındaki uçurum, giderek daha da belli eder kendini. Yeri gelir, çocuk çatışır anne ve babayla. Kimse aynı dili konuşmaz ailede. Ve artık anlamaz birbirini.

Anne ve babalar da, bir zamanlar genç olmuşlardır. Kendi gençlikleri, çocuklarınınkinden farklı geçmiştir. Ve zaman değişmiş, insanlar artık kirlenmiştir. Çocuklarının, kendi gençliklerini yaşamalarına izin vermezler. Ve boyuna eleştirirler çocuklarını, kendi gençliklerini yaşamaya çalıştıkları için. Çocukları dinlemez aileler. Sadece kendi doğruları vardır. Ve kendi doğrularıyla, bir başka hayata yön vermek isterler.

Çocuklar girer hayatın en karmakarışık labirentlerine. Ve kurtulmayı başaramazlar karanlıklardan:

"Bunun için mi büyüdüm ben, Anne!"

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yazın için anne ve babaları hedef seçmişsin. Çok güzel ve duygulandırıcı bir yazıydı. Ellerine sağlık.

Eşit Ağırlık 
 13.04.2007 19:16
Cevap :
Tam olarak anne ve babaları hedef aldım denemez, Harun Bey. Ama bu yazıdan bir oğul olarak benim ve bir baba olarak sizin; ikimizin de kendi payına çıkaracağı anlamlar ve alacağı dersler var. Saygılar...  13.04.2007 20:20
 

Aile aslında kendi zamanları ve şimdiki zamanalrı karşılaştırıp, hiç bir şeyin bozulmadığı ve değerli olduğu günlerle şimdiki zamanı karşılaştırıyorlar. Bu kıyaslama eskiden her şeyin daha değerli, daha düzgün, daha kirlenmemiş olduklarını düşündüklerinden çocuklarının kendileri gibi olmasını istiyorlar. Ailelerin bence değişimi kabullenmemeleri zamanı da anlamamalarına yol açıyor. Aslında Emre'cim onlar bize zarar gelmesinden öyle korkuyorlar ki...Kendi doğrularını bizim doğrularımız haline getirmeye çalışmaları bana göre de doğru değil...Aslına bakarsan zaman bu kadar değişmişken hem kendi hayatının doğrularını yaşamak hem de onların sana uymayan doğruları arasında denge kurmak o kadar zor ki. Dayatmacılık ve despot bir aile yapısı çocukların kendi hayatlarını yaşamasının engelidir. Bizler ve onlar arasındaki köprüyü kurabilmek ve birbirimizi anlayabilmek dileğiyle. Sevgilerimle...

guguk kuşu 
 13.04.2007 14:41
Cevap :
Merhaba Hatice; Zaman değişiyor. Ama değişmeyen tek şey, sanırım ailelerin olaylara bakış açıları olmalı. Annemiz ve babamız bir taraftan bizim iyiliğimiz, mutluluğumuz için çabalar, dururken; bir taraftan da mutsuzluğumuzun temel kaynağı olmaktalar galiba. Tamam, yaşadığımız çağlar, onların dönemlerinden çok farklı. Bunu kabul edebiliyoruz. Ama iyiliğimiz için her fırsatta uygulamaya çalıştıkları dayatmacı ve despot otorite yöntemleri, aynı zamanda genç kuşaklar olarak mutsuzluğumuzun en önemli nedeni olmuyor mu? Onların, bizi anladığı ve biz, onlara düşünce ve kaygılarından ötürü hak verdiğimiz zaman daha mutlu olur ve hayatın karanlık labirentlerinde kaybolmayız böylece. Sevgiyle Kal...  13.04.2007 15:29
 

Sevgili Emre, hep heyecanla bekler anne-babalar çocuklarını... Fakat o sevinçle büyütemezler bazen.. Söylediğin gibi kimi töre kurbanı olur kimi aile içi şiddete maruz kalır.. Şanslı olanlarda vardır ama malesef ülkemizde çocuklar çokta iyi ortamlarda yetişmiyor.. Hayatın karanlık labirentlerinden kurtulmayı ancak anne- babalarım sağlam sevgisiyle başarabilirler.. Bu güzel yazı için ellerine ve yüreğine sağlık..Sevgilerimle

Hoşsada 
 13.04.2007 13:25
Cevap :
Güzel yorumun için çok teşekkür ederim Seda. Sevgiyle Kal...  13.04.2007 14:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 207
Toplam yorum
: 341
Toplam mesaj
: 100
Ort. okunma sayısı
: 1346
Kayıt tarihi
: 22.06.06
 
 

1982 yılında İstanbul’da doğdum. Açık Öğretim Fakültesi İşletme Lisans eğitimimi 2005 yılında tam..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster