Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Şubat '09

 
Kategori
Ankara
Okunma Sayısı
2327
 

Bir Cumhuriyet çınarı daha devrildi

Bir Cumhuriyet çınarı daha devrildi
 

Endüstri Mirası Havagazı Fabrikası yıkımı..


(Bu yazı 2006 temmuz ayında yayınlanmıştır)

Birkaç on yıldır Başkent Ankara’da tarihsel/kültürel ve doğal çevrelerimiz rant uğruna katledilmektedir. Gecekondu ıslahı adı altında aşırı yoğun kentsel dokular oluşturulmakta, uydu kent adı altında gene kentten 30-50 km ötede aşırı yoğun, çok katlı yerleşmelere izin verilmektedir..

Bu tahribatın, son örneği Cumhuriyetimizin gelişme, kalkınma ve çağdaşlaşma, uygar bir ülke olma hayallerinin somut örneklerinden olan “HAVAGAZI FABRİKASI” nın yıkımıdır…

Bir gazetemiz şöyle yazıyor..”Tarihi Yıkım”.. Bence bunun doğrusu “TARİHE YIKIM” olmalıydı..

Tabii bazı gözler, bu paslanmış fabrikanın neden orada durduğunu, neden hala bir “SANAYİ TARİHİ MÜZESİ” ne çevrilmediğini, ya da bazı gözler de niye hala bir “GÖKDELEN ARSASI” na çevrilmediğini düşünüyordu..

<ı>

<ı>“1929 yılında yapılan ve 61 yıl hizmet verip kapandıktan sonra harabeye dönüşen Maltepe Havagazı Fabrikası ve Elektrik Santrali’nin yıkılacağı haberlerinin çıkması, başta TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi olmak üzere, büyük eleştirilerle karşılanmıştı.”

<ı>

Ancak, bir gece yarısı operasyonu ile kısmen ortadan kaldırılan tescilli bir yapının bundan sonraki uygulamalara örnek olacağı açıktır. Bu talihsiz karar ve devamında yıkım tüm korumacı’lar ve Ankara’lılar için de bir yıkım olmuştur.

Çünkü; çağdaş ve medeni ülkelerde bu tür “DOĞAL DEĞERLER”, “ARKEOLOJİK ve KENTSEL SİT ALANLARI” “KIRSAL PEYZAJ”, “TARİHSEL/KÜLTÜREL DEĞERLER”, “SANAYİ DEVRİMİ ÜRÜNLERİ”, “KENTSEL ANI NOKTALARI”, ‘özenle korunup, onarılmakta, gerekli ise yeni kullanımlar verilmekte ve çağdaş yaşama yeniden katılmaktadır.

1964 yılında ülkemizin de katıldığı “VENEDİK TÜZÜĞÜ” ilkeleri de bunu gerektirmektedir. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa göre de bu tür yapılar korunması gerekmektedir..Çünkü bu tür yapılar Cumhuriyet’in kalkınma hamlesini, azmini, o dönemin zorlukları içinde neler başarılabileceğini göstermektedir..

Maltepe Havagazı Fabrikası:13.11.1991 tarih ve 1477 sayılı Koruma Yüksek Kurulu kararı ve daha sonra açılan tüm karşıt davalara son veren Danıştay 6. dairesinin 13.1.1993 tarih ve 19 sayılı kararıyla kesinleşen “YERİNDE KORUNMASI” gerekli “SANAYİ ARKEOLOJİSİ” niteliği taşıyan bir kültür mirası sıfatını kazanmıştır.

Bu kararlar şimdi hiçbir açıklama, araştırma yapmadan ve haklı bir gerekçe göstermeden yok sayılmış ve adı geçen yapıların koruma zırhı kaldırılarak yıkım kararı alınabilmiştir.

Bakın Koruma ve Restorasyon Uzmanları Derneği (KORDER) bu konuda neler söylemiş:

<ı>

“Dün (13.06.2006) akşamüstü şok bir haberle irkildik. Senelerce üzerinde tartışılan ve gerçeklerden kaçarak çözümünü zamana bıraktığımız bir konuyu, hukuki deyimiyle süre aşımına kurban ettik. Bu işleri çok iyi bilen ve uygulayan bazı kurum ve kişiler, ne yazık ki kültür varlıklarımızı emanet ettiğimiz, adına Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu dediğimiz, kararlarına güveneceğimiz ve saygı duyacağımız bir kurumun hatalı bir karar almasına neden oldular.

….Alınan hatalı kararlar tekrar gözden geçirilmeli, sorumlular ortaya çıkarılmalı ve zarar verilen Maltepe Havagazı Fabrikası zarara uğratıldığı biçimde korunmalıdır. Belki o zaman tahrip edilen bu kültür varlığımız gelecek nesilleri uyarıcı bir örnek olarak tarihteki yerini alır…..”

…”Ülkemizde Atatürk’ün deyimiyle ‘çağdaş medeniyet düzeyine’ ulaşamamış toplumsal eğitim ve kültür seviyesi, kültür mirasımızın yeterince takdir edilmesini engellemekte, Havagazı Fabrikası gibi harap duruma düşmüş ama değerli bir endüstri mirasının da ‘halkın seçtiği Belediye yönetimince’ elden çıkarılmak istenmesine yol açabilmektedir. Toplumumuzun sivil örgütlenme, uzlaşı ve kurumsal işbirliği kültürünün eksik olması da, böyle bir yapının doğru zamanda onarılması, korunması ve değerlendirilmesine yönelik proje uygulamalarının hayata geçmesini engellemiş, bizi bugünlere getirmiştir. Koruma Kurulu olarak bu yaralara tuz basmak yerine, bu kültür varlığının DOĞRU ŞEKİLDE, uzmanlarının bilimsel katkılarıyla ve hukuki – demokratik süreçler izlenerek değerlendirilmesi için çözüm olacak kararlar üretmenizi bekliyoruz…”

Tabii bu uyarı ve protestolar HAVAGAZI, yerine bir DUBAİ TÜYÜ (kulesi) dikilebilir yakında..Ya da bir hiper, süper, gross mros market..

Bu güzel Temmuz günü içinizi karartmak istemiyorum..Ama işte aşağıdaki gerçekler..

Sanırım son yıllarda hafızamız zayıflıyor.. Ankara'da olup bitenleri unutuyoruz. Bir kentli olarak, bir koruma plancısı olarak, bir Cumhuriyet çocuğu olarak ilgi duyduğum, önemsediğim ve hatırladığım bazı yıkımları kısaca hatırlatmak istiyorum..

    Keçiören Bağlarının yok edilmesi (gecekondu Islah/Sağlıklaştırma adı altında), ETLİK Bağlarının yokedilmesi (Sağlıklaştırma, Islah Planları ile), Kavaklıdere şarap fabrikası arazisi, Kavaklıdereye adını veren bağlar yok edilerek yerine KARUM ve HİLTOn ve SHERATON yapılması (1986-87'ler), HACIBAYRAM Meydanına girişte sol tarafta bulunan tescilli / tescilsiz yapıların Meydana çıkan merdivenli yol yapılması amacıyla yıkılarak yokedilmesi (1990'lar), MİLKA Pastahanesinin yıkılarak yerine İş merkezi yapılması, Ankaralının anıları olan PİKNİK'in yıkılması, EBK arazisinin yok edilerek (ki burası AOÇ nin kent merkezine kadar giden yeşil kamanın bir parçasıdır) üzerine MİGROS, VD nin yapılması, DİKMEN Vadisinin ve Dikmen GİRİŞİ YEŞİL DOKUNUN yok edilmesi (Park ve binlerce konut inşası ile), Dikmen gecekondularının yok edilerek çok katlı yapılaşması, Son yıllarda (2006'da yapılanlar insana ürküntü veriyor) Çukurambarların yok edilmesi (Aşırı yoğun olarak), ULUS Şehir Çarşısının çok katlı yapılaşması (Altındaki arkeolojik buluntulara rağmen), Atatürk Orman Çiftliğinden küçük büyük parçaların çalınması yetmiyormuş gibi % 5 yapılaşma kararı ile BŞB’ne devir edilmesi (Son Günler) YENİ SAHNE’nin yıkımı (Bu günlerde..) HAVAGAZI FABRİKASININ yıkılması (GECEYARISI 14-15.06.2006)

UNUTTUKLARIMI DA SİZ EKLEYİNİZ..

“Doğan Cüceloğlu'nun web sayfasından: (sevgili Nevin’e teşekkürlerimle..)

Ne demek mış gibi yaşamak?

Aklı, düşüncesi çocuğuna yardım etmekle dolu olduğu halde yüzü asık, sözü kırıcı, gözü ilgisiz anne veya babanın yaşamı demek.

Düşüncelerinin arkasındaki niyetin farkında olmayan, sözü, gözü, davranışı birbirine uymayan insanların yaşamı!

Böyle insanlar var mı?

Çevrenize bir bakın! Öğretmen olduğunu söyleyen ama hiç kitap okumayan insanlar var mı?

Vatandaşa yardım etmek için oluşan bürokrasi, köstek olmak konusunda uzmanlaşmış mı?

Güven duymamız için oluşturulan kurumlar güvensizliğin kaynağı haline gelmiş mi? Adaleti sağlamak için yapılan yasalar adaletsizliğin düzenini sürdürüyor mu?

Kimimizin körleşip fark etmediği, kimimizin kanıksayıp artık yadırgamadığı mış gibi bir yaşam yaşıyoruz. Sanki kaderimiz olmuş, kuşaktan kuşağa sürüp gidiyor.

Yaşıyormuş gibi görünüp de aslında yaşamamak… Ve yaşamadığının farkında bile olmamak…

Yapıyormuş gibi davranıp aslında yapmamak. Belediye Başkanıymış gibi davranıp, aslında bir kenti yönetememek; bir işte çalışıyormuş gibi yapıp aslında yaptığı işten habersiz olmak; çok konuşup hiçbirşey söylememek...

Kentliymiş gibi davranıp kentli olma sorumluluğunu yerine getirmemek… yani doğa ve kültür varlıkları yok edilirken tepki vermemek..

Bu kararlar, bundan sonra alınacak bu tür kararlara örnek olur ise toplumun, Ankaralı’nın tepki duyması gerekir diye düşünmekteyim.

Koruma konusunda 25 YILINI vermiş bir kişi olarak, BU UYARIYI YAPMAYI bir Bilim İnsanı, bir Başkent’li, bir Cumhuriyet çocuğu olarak da kendime görev saymaktayım..

Kalın sağlıcakla..

Hakan Kildokum bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kaybedilen bir cumhuriyet kenti Ankara... Bir İzmir kalmış diyorlar ki o da, peyzajını yitirmiş ve çarpık gelişen kapitalizmin , tüm çevresel ve de rantsal sorunlarının yaşandığı bir kent... Orda da tarikatsal ,düzenli bir kuşatma söz konusu ama henüz Ankara gibi değil... Ankara, ya da Kars'daki yerel zihniyetler,aynı kaynaktan beslendikleri için,sanatsal ya da mimari yok etmeler, bir fukaralığın ve cumhuriyet kültürüne gizli bir tepkinin ürünü... Ve 12 Eylül sonrasındaki, tüm siyasi ve kültürel gerilemenin, nedenleri de, gene Atatürk sonrası bu ülkeyi işte öylesine yönetmeye çalışan bir kısım asker-sivil bürokrasinin ve gene onlarla birlikte yapılanan birkesim ''müteahhit'' şürekanın etkinliklerinden kaynaklanıyor... Yani bir han-ı yağmadan... Ankara bu haliyle, Kyoto'nun uygulanma sürecinin belirtilerinin bir şekilde ortaya atıldığı bu günlerde, akla, coğrafyaya aykırı bir kenttir!... Geç okunmuş güzel bir çalışmaydı...Teşekkürlerimle.dostça selamlarımla.

zeki etferat 
 30.08.2009 11:17
Cevap :
teşekkürler..Hala kaybedilmemiş değerler var ve en azından bunları korumak için çaba göstermek gerekli. Ve heykel yıkan, yontu kaldıran zihniyetlerle mücadele edilmeli. Taliban kafalarla da aynı zamanda..Cumhuriyet Başkenti elbet değerini bilen çağdaş, bilim ve sanata değer veren ellerde yeniden doğacaktır.. Saygılar..  31.08.2009 19:54
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 114
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 1912
Kayıt tarihi
: 16.04.08
 
 

Kentsel, arkeolojik ve doğal sit alanlarında koruma, ıslah ve yenileme projelerinde, plancı, yöne..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster