Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '10

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1928
 

Bir daha asla eskisi gibi olamazsın!

Bir daha asla eskisi gibi olamazsın!
 

Kaynak:imageshake


Bir geçiş döneminin kadınlarıydık, parmakla sayılan üniversite eğitimi alıp da çalışan kadınlar yerine bir anda çok olmuştuk!

Hoşluk içinde coşmuştuk; ideallerimiz vardı ulaşmak istediğimiz, kalabalıklar içerisinde kaybolmayacaktık, yapılan hataları tekrarlamayacak, bireyselliğimizi topluma yem etmeyecektik!

Genel olarak ev hanımı anneler tarafından yetiştirilmiştik, aşk evliliği yaptığımız kocalarımız da öyle!

Öyle özel, öyle güzel gelirdi ki aşklarımız bize, pek de fazla daldan dala konmamıştık, nihayetinde; yani demem o ki aşkın ömrünün en fazla üç yıl sürdüğü de anlaşılmamıştı henüz ve kadını erkeği ile aşka inananlardandık, şimdi fazla naif gelse de…

Evliliklerimiz bir şekilde bitti, ama er ama geç, geçiş döneminin evlilikleriydi zira, ne biz kadınlar bilebiliyorduk tam anlamıyla ne yapmamız gerektiğini ne de bizi seven kocalarımız!

İki tarafın da örneği kendi anneleri ve aile düzenleriydi, oysa şartlar eşit değildi.

Şahsen annem gibi bir anne olmak isterdim, olmak için çabalarken bir taraftan da “Ama bu haksızlık!” diye isyan ettiğim oluyordu içimden, isyanım okunuyordu elbette gözlerimden; zira sabahtan akşama çalışıp da annem gibi bir kadın olmaya kalkışmak imkansızdı, ancak ben bunu elbette pek geç anladım!

Kocalarımız da anlayamadı tam olarak zaten, onlar da babalarının yapmadığı bir takım şeyleri yaptı, mesela bulaşık makinesini boşalttı! Boşalttı ama yaptığı işi de pek bir abarttı!

Neyse, konuyu fazla uzatmayayım, taşlar yerine oturmadı bir türlü, adam kadını fazla havalı buldu eğer daha fazla para kazandıysa, kadın kocasının anlayışsızlığına gücendi, hele bir de adamın annesi “vah vahhh, evde iş mi yapıyorsun sen yoksa!” diye veriyorsa gazı, eee yani, hem çalış, hem çocuk büyüt, hem evi çekip çevir bir de kocana hem hizmet et hem de yaranama, bombalar patlıyor işte bir anda!

Onca baş koymuşluğa, onca aşka ve harcanan emeğe sahip çıkıyor insan, özellikle kadınlar… Hiçbir kadın kolay kolay kurulan yuvayı dağıtmaz, genlerinde vardır zira anaçlık, hele ki çocuk da eklenmişse o yuvaya!

Bizler için de hiç kolay olmadı, karar aldık, yeniden denedik, tekrar olmaz dedik, yeniden kararımızı gözden geçirdik, falan…

Ağladık elbette, içimiz acıdı, eşimize acıdık; zira ilk tanıdığımız haliyle onu sevmiştik, o hali pek sevilesiydi!

Her neyse, öyle ya da böyle çocuklarımızı sahiplendik, eski eşlerimizle köprüleri yıkmamaya özen gösterdik, zira çocuklarımızın babasıydı ve şiddetli aşık olduğumuz adamlardı ve kocalarımızdı bir vakitler, yok saymak anlamsızdı!

Zaman içinde birileri daha girdi hayatımıza, ya evlendik ya sevgililik statüsünde devam ettirmek istedik, ancak gün geldi bitti; nedeni muhtemelen bir önce yaşamış olduğumuz deneyimlerdi!

Evliliğini sürdüren insanlar bu duyguyu muhtemelen anlayamazlar, ama ilk karar öyle zordur ki, anlatmaya sayfalar yetmez, ikincisi daha kolaydır zira önünüzde bir örnek vardır; hatta fazla aceleci bile davranabilirsiniz, ilk kararı almakta geç kaldınız ise…

Aynı şeyleri tekrarlamak istemiyor insan, elbet kimse birbirine benzemez, lakin ilişkilerde benzerlikler baş gösterdikçe daha çabuk karar vermek istiyor insan, daha az yaralansın istiyor!

Tüm bunları yaşadınız, yaşamınıza bir insan daha girdi, ne aşka bırakabilirsiniz artık kendinizi savunmasız, ne de kimse kimseye benzemez düşüncesinden vazgeçebilirsiniz, mantık örgünüz düzgün çalışıyorsa eğer…

Birbirlerine çok aşık çiftleri gördüğümde içim parçalanıyor, biliyorum ki bir süre sonra içlerinde yılanlar ve dahi çıyanlar dolaşmaya başlayacak; bir yerlerde gördüğüm evli çiftere de acıyorum, yemek yiyorlar ama sohbet etmiyorlar!

Evliliklerini sürdürenlerin içlerindeki problemler ayrı, sürdüremeyenlerinki farklı!

Bir gerçek var yalnız, evlilik deneyimini geçirmiş, bitirme kararını almış ve rast gelip de bir ilişki yaşayıp da benzer gelişmeleri görüp de sonlandırmış kadınlar bir daha asla eskisi gibi olmazlar!

Olmaları mümkün değil, ayakları üzerinde durmayı bir kez öğrendikten sonra, aşkın gel geçini anladıktan, kadın ve erkeğin doğasını kavradıktan sonra, bir daha asla eskisi gibi olunamaz!

Gülgün Karaoğlu

Haziran, 12/2010

Ali Özdemir, Ahmet Balcı bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir arada yaşamak kiminle olursa olsun zor, hele de bir yabancıyla, hele de karşı cinsle, hele de Türk erkeğiyle:) Yine de Allah yanımızdan eksik etmesin sevdikleri

Mehlika 
 01.07.2010 16:20
Cevap :
Çok haklısınız, özellikle bizim gibi toplumlarda çok zor! İşim gereği bir çok yabancıyla tanıştım, yeri geldi iki eşle de aynı anda birlikte çalıştım, aradaki fark anlatılamaz! Çok selam ve sevgilerimle...  03.07.2010 3:25
 

Kapitalist insan ilişkilerindeki bizi İletişim, bilgi çağı sardıkça daha bir maymun iştahlı oluyoruz, erkek-kadın biz tüm insanoğlu olarak; daha bir ukala daha bir pervasız daha bir özgürlükler budalası oluyoruz.Egoizm ruhumuzu sarıyor ve çok şeyi doğal hakkımız sayıyoruz.Oysa hepimiz sınırlı kapasitelerde canlılarız.Bence aşk hep var olmaya devam edecek, çünkü her şey bir aşkla başladı; öyle de devam edicek.Son 15 yılda yaşananlar bir geçiş dönemi sendurumudur;2030-2040 larda aşk altın çağına ulaşacaktır, diğer bütün her şey de.

ferudun Ergan 
 18.06.2010 16:52
Cevap :
2012'yi atlatırsak eğer! :)Ferudun Bey, maymun iştahlılık konusunda size katılıyorum, internet ortamında farklı kişilikler oluşturmak, oyunlarda sanal aileler kurup sanal çocuklar edinmek ve sıkıldığında insanların bir kapat düğmesi ile tüm o karakterlerden sırılıvermesi maymun iştahlılığı arttırıyor bence de. Ancak özgürlük budalalığı gibi düşüncelerinize katılmıyorum. Özgürlük normal şartlarda her insanın sahip olması gereken bir hakkıdır! Özgür insan hep daha güzel sever, özgür insan daha doğru kararlar alır, özgür insan yalan söyleme gereksinimine girmez ve özgür olan kişi karşısındakinin özgürlüğüne de saygı duyar!Özgür olan kişinin kişiliği de çabuk oturur.Oğlumu öyle özgür yetiştirdim ki ne yalan söylemesine gerek kalıyor ne de laf olsun diye kararlar alıyor. Hatalar yapmasına da izin verdim, hatalarını kendisinin görmesine de...Özgür büyüyen çocuklar aşkı tam tadında yaşayacaklar, ikili ilişkileri, evlilikleri de daha güzel olacak! İşte o zaman aşk altınçağını yaşayacak! Slm.  20.06.2010 3:01
 

haklısın gülgün.60 doğumluyum.1984 te evlendim,2009 da ayrıldim.yazdıkların biz erkekler içinde geçerli.

hesber 
 18.06.2010 15:32
Cevap :
Eee, geçiş döneminin kadınları ve erkekleriyiz yani ne de olsa... Kolay gelsin size, henüz tazedir yaşadıklarınız, zaman zaman çok da özlüyorsunuzdur muhtemelen, ya da kızgınlıklarınız ve kırıklıklarınız henüz iyileşmemiştir... Geçiyor ama... Aslında biliyor musunuz, her evlilikte belli dönemlerde çiftlerin ayrı kalmaları gerektiğini savunuyorum ben. Her iki tarafın kendilerini ve yüreklerini dinlemelerinin, birbirlerinin kendileri için ne ifade ettiklerini hissetmelerinin çok yararlı olduğunu düşünüyorum. Bitişik yaşamak buna izin vermediği için belli dönemler belli sürelerle yalnız kalsa evli kişiler bir çok sorunları daha kolay çözerler, bitmesi gerekiyorsa da zamanında karar verilebilir. Kişilerin kendi hatalarını farketmeleri de çok önemli ama bunun için ille de yalnız kalmak gerekiyor... Neyse... :) Çok selam ve sevgilerimle...  20.06.2010 2:39
 

Git-geller yaşadığım bu günlerde hissettiklerimi okuduğum bu yazınızda buldum. Çok çok severek evlendiğim kişi ile neden şu günlerde anlaşamıyorum ki? İlkler hep zordur, hele de olumsuz kararlar içeriyorsa çok da zordur. Keşke mutluluk, sağlık ve huzura dair ilklere karar vermek durumunda kalsaydım. Ellerinize sağlık, yazınızı okumak bana çok keyif verdi.

Filiz Hekimoğlu 
 18.06.2010 13:16
Cevap :
Filiz Hanım'cığım, yazım bir işe yaradıysa ne mutlu bana! :) Ahh o git-geller... Şey, bir de ne oluyor biliyor musunuz, adamlara aşık olduğumuzda onları öyle yüksek yerlere koyuyoruz ki! Sonra da hep o halleriyle kalsınlar istiyoruz!.. Doğal olarak eksiklerini, gediklerini görüyoruz ama biz hep o ilk aşık olduğumuz hallerini özlüyoruz, gerçeği bir türlü kabullenmek istemiyoruz... Yani, bende böyle olmuştu! :) Çok selam ve sevgilerimle...  20.06.2010 2:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1304
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster