Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Kasım '10

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Bir daha asla eskisi gibi olamazsın!

Bir geçiş döneminin kadınlarıydık, parmakla sayılan üniversite eğitimi alıp da çalışan kadınlar yerine bir anda çok olmuştuk!

Hoşluk içinde coşmuştuk; ideallerimiz vardı ulaşmak istediğimiz, kalabalıklar içerisinde kaybolmayacaktık, yapılan hataları tekrarlamayacak, bireyselliğimizi topluma yem etmeyecektik!

Genel olarak ev hanımı anneler tarafından yetiştirilmiştik, aşk evliliği yaptığımız kocalarımız da öyle!

Öyle özel, öyle güzel gelirdi ki aşklarımız bize, pek de fazla daldan dala konmamıştık, nihayetinde; yani demem o ki aşkın ömrünün en fazla üç yıl sürdüğü de anlaşılmamıştı henüz ve kadını erkeği ile aşka inanlardandık, şimdi fazla naif gelse de…

Evliliklerimiz bir şekilde bitti, ama er ama geç, geçiş döneminin evlilikleriydi zira, ne biz kadınlar bilebiliyorduk tam anlamıyla ne yapmamız gerektiğini ne de bizi seven kocalarımız!

İki tarafın da örneği kendi anneleri ve aile düzenleriydi, oysa şartlar eşit değildi.

Şahsen annem gibi bir anne olmak isterdim, olmak için çabalarken bir taraftan da “Ama bu haksızlık!” diye isyan ettiğim oluyordu içimden, isyanım okunuyordu elbette gözlerimden; zira sabahtan akşama çalışıp da annem gibi bir kadın olmaya kalkışmak imkansızdı, ancak ben bunu elbette pek geç anladım!

Kocalarımız da anlayamadı tam olarak zaten, onlar da babalarının yapmadığı bir takım şeyleri yaptı, mesela bulaşık makinesini boşalttı! Boşalttı ama yaptığı işi de pek bir abarttı!

Neyse, konuyu fazla uzatmayayım, taşlar yerine oturmadı bir türlü, adam kadını fazla havalı buldu eğer daha fazla para kazandıysa, kadın kocasının anlayışsızlığına gücendi, hele bir de adamın annesi “vah vahhh, evde iş mi yapıyorsun sen yoksa!” diye veriyorsa gazı, eee yani, hem çalış, hem çocuk büyüt, hem evi çekip çevir bir de kocana hem hizmet et hem de yaranama, bombalar patlıyor işte bir anda!

Onca baş koymuşluğa, onca aşka ve harcanan emeğe sahip çıkıyor insan, özellikle kadınlar… Hiçbir kadın kolay kolay kurulan yuvayı dağıtmaz, genlerinde vardır zira anaçlık, hele ki çocuk da eklenmişse o yuvaya!

Bizler için de hiç kolay olmadı, karar aldık, yeniden denedik, tekrar olmaz dedik, yeniden kararımızı gözden geçirdik, falan…

Ağladık elbette, içimiz acıdı, eşimize acıdık; zira ilk tanıdığımız haliyle onu sevmiştik, o hali pek sevilesiydi!

Her neyse, öyle ya da böyle çocuklarımızı sahiplendik, eski eşlerimizle köprüleri yıkmamaya özen gösterdik, zira çocuklarımızın babasıydı ve şiddetli aşık olduğumuz adamlardı ve kocalarımızdı bir vakitler, yok saymak anlamsızdı!

Zaman içinde birileri daha girdi hayatımıza, ya evlendik ya sevgililik statüsünde devam ettirmek istedik, ancak gün geldi bitti; nedeni muhtemelen bir önce yaşamış olduğumuz deneyimlerdi!

Evliliğini sürdüren insanlar bu duyguyu muhtemelen anlayamazlar, ama ilk karar öyle zordur ki, anlatmaya sayfalar yetmez, ikincisi daha kolaydır zira önünüzde bir örnek vardır; hatta fazla aceleci bile davranabilirsiniz, ilk kararı almakta geç kaldınız ise…

Aynı şeyleri tekrarlamak istemiyor insan, elbet kimse birbirine benzemez, lakin ilişkilerde benzerlikler baş gösterdikçe daha çabuk karar vermek istiyor insan, daha az yaralansın istiyor!

Tüm bunları yaşadınız, yaşamınıza bir insan daha girdi, ne aşka bırakabilirsiniz artık kendinizi savunmasız, ne de kimse kimseye benzemez düşüncesinden vazgeçebilirsiniz, mantık örgünüz düzgün çalışıyorsa eğer…

Birbirlerine çok aşık çiftleri gördüğümde içim parçalanıyor, biliyorum ki bir süre sonra içlerinde yılanlar ve dahi çıyanlar dolaşmaya başlayacak; bir yerlerde gördüğüm evli çiftere de acıyorum, yemek yiyorlar ama sohbet etmiyorlar!

Evliliklerini sürdürenlerin içlerindeki problemler ayrı, sürdüremeyenlerin ki farklı!

Bir gerçek var yalnız, evlilik deneyimini geçirmiş, bitirme kararını almış ve rast gelip de bir ilişki yaşayıp da benzer gelişmeleri görüp de sonlandırmış kadınlar bir daha asla eskisi gibi olamazlar!

Olmaları mümkün değil, ayakları üzerinde durmayı bir kez öğrendikten sonra, aşkın gel geçini anladıktan, kadın ve erkeğin doğasını kavradıktan sonra, bir daha asla eskisi gibi olunamıyor!

Polat Fevzi Dündar bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gülgün hanım;yazınızı okuyunca aşağıdaki ( Mutluluk ) şiirim geldi aklıma. Hoşgörünüze sığınarak yolluyorum. Hoşçakalın. blog.milliyet.com.tr/Mutluluk/Blog/?BlogNo=226352

Şahin ÖZŞAHİN 
 14.11.2010 0:05
Cevap :
:) Selam ve sevgiler Şahin Bey...  21.11.2010 1:45
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1297
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster