Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '09

 
Kategori
Yılbaşı
Okunma Sayısı
1898
 

Bir daha habersizce çek git..

Bir daha habersizce çek git..
 

filim afişlerinden alıntıdır


BİR YILBAŞI GECESİ RÜYASI

Kim ne derse desin, ister bir yıl sonu, ister yeni bir başlangıç, sosyal bir ihtiyaç olarak görürüm özel gün ve geceleri, hele bir de davet edilirsem, davete icabet sünnettir der koşarım.

Senede bir gün, bukalemunluğum tutar. O gece gökyüzündeki yıldızlara uzanmayıp hepsini üzerimde toplamalıyım. Orada Afrodit gibi bir rakibim var, diyerek, imajımı yarattım.

O gece Marilyn Monroe olacaktım. Animatörlük ve makyaj yeteneğimi, stilistlikle birleştirince, pek de zor olmadı. Hani Marilyn’in, Beyaz etekleri uçuşan kloş şifon elbisesini birçok sanatçımız taklit etti ya bilirsiniz. Ben, rengimi bembeyaz giydirilmiş masa örtüleri içinde peçete gibi kaybolmayayım diye kırmızı seçtim. Kafama da bukle bukle, sapsarı bir peruk geçirdim. Kırmızı ruj ve bol rimelli kirpiklerin içinde, gözlerim ifadesini bulmuştu.

Masamıza oturduğumda, tam düşlediğim gibi, beyaz örtülü sandalyede kırmızı ambalajlı sarı bir papatya demeti gibi duruyordum. Sosyal birlik ve beraberliğin en güzelini yaşatır birleştirilmiş masalar. Yanımdakilere, bir bayan olarak selam vermem gerekir. Böyle yerlerde asla bir bay, bayanı tanısa bile selam ilk bayandan gelmelidir. Bu amaçla şöyle bir kafamı yan tarafa çevirdiğimde, uzun kulaklı, parlak siyah gözlü, minik burunlu bir tavşanla karşılaştım, bastım kahkahayı. Kendimi gülmekten alamıyorum, adama baktıkça adamda benim neye güldüğümü merak edip, etrafına merakla bakındıkça daha da katılıyorum. Merakla sorar gibi yüzüme bakıyor, bir damla tepki yok.. Tavşan dişli bir Alman. Karısı nemlendirici sürüyorum diye adamın yüzünü bir güzel boyamış. Dediği bu eşinin. Haberi yok diyor. Aynaya baktırmamış, zaten sabahtan beri adam su yerine bedava diye içki içmiş… Kadına iyi akıl dedim, eşini korumaya almışsın.. Gülmekten çenelerimi toplamam hayli vakit aldı. Çünkü yan masada da bana, bu daha oturur oturmaz, ne zaman sarhoş oldu diye bakıyorlar.. Birde gülmekten makyaj mahvoldu, gözlerimden yaşlar geliyor, sade gözlerimden mi, soluğu tuvalette aldım. Masaya dönüşüm muhteşem oldu. Servis harika, kendimi yemeğe verdim.

Sahne yanı başımda, piyanist ha bire çalıyor, ama bir türlü müziği anlayamıyorum. Ya transpoze gidiyor ya da tırışkadan, arkadaşıma soruyorum müziği anlayabiliyor musun? Evet, cenneti çalıyor demez mi? Bunca yıllık nota, çalgı aleti bilgimi sıfırlıyor arkadaşım. İçimden akorlara takılıp cenneti söylemeğe çalışıyorum, “bin sitem etsemde azdır kadere” çıkıyor. Yani dilek taşı cennete değişilmiş. Eğlenmeye de endekslendim ya, artık gülen adam gibi ha bire sırıtırım. Bir zamanlar biri, gülmek sana çok yakışıyor demişti. Çocukluk işte, o gün bu gündür, basmakalıp olduğunu bilsem bile, hala öyle sanmak işime geliyor.. Daha iki yudum bir soda bile almadım, ama kendimi tutamıyorum bu kez de piyaniste taktım. O ne çalıyor bilmem ama ben masadan ona öyle uyumlu şarkıları sallıyorum ki. Potböri mi yoksa düet mi yapıyoruz belli değil. Netice piyanist kaçtı.. Ben hala masada fasıl yapıyorum. Bu arada, bayağı da katılımcı sağlamışım. Repertuar geniş ya.. Bizim Alman da cennet kelimesini bellemiş her kadeh kaldırışta cennet deyip sızıyor. Belki emekli bir rahiptir diyorum ve ona artık gülmemek için bakmıyorum. İlgi odağım, karşıki masa. Neden sandalyenin üzerine mermer iki küp koymuşlar. Acaba boza da mı dağıtacaklar diyorum. O ne, oniks küpler hareket ediyor. Meğer bunlar bizim Banu nun göğüsleriymiş. Kadının siluetinden öne iki mermer gözünüze çarpıyor.. İşin tuhafı bu kadın gerçekten bir efsane. Her yıl geriye dönen bir güzellik. Büyük söylemedim hiç alay da etmedim. O programların senaristlerini iyi bildiğim için. Bu kadın, inanın, bazılarının bildiği gibi, aptal sarışın değil. Bu kadın, tüm kadınlara ders olarak okutulacak, ansiklopedik bir kaynak. Bu kadın, tevazusunu asaletle giydirmeyi bilen, bu kadın aşkını, sevgisini sabırla bir nakış gibi işlemeyi, beklemeyi bilen, bu kadın layık olana, layık olduğu tavrı gösteren, bu kadın kin tutmayan, sadece sevgi ve aşk için yaşayan, bu kadının yüzündeki o tebessüm, en acılı anlarında bile eksilmeyen, evet tam orkide bu kadın.. Bir günlük kardelen değil… Ve öyle özdeşleşmiş ki Afrodit’le, Onun yanında oturan biri, istiridyelerin içinden damlayan aşkın gözyaşları olan incilerin inleyişlerini hisseder, O gece, her gecekinden daha bir başkaydın Banu.. Sen gerçekten o mermer Afrodit heykellerinin üzerindeki gibi, dikişsiz sarındığın, tafta örtülerinle, Sanki ben kefenimi yırttım işte ben ölümsüzlüğü yaşatıyorum ve bu örtülerine anlam veremeyenlere, ayva göbeğini örttüğünü sananlara, yanıtımdır sende keşfettiğim. Senin gözlerindeki buğuyu gördüm Banu… Ama sen o gece bir yerine onlarca kişiyleydin. Sen tercihini sevenlerinden yana yaptın, üzülme.. Aşk kadını, aşk tanrıçası, afrodizyak tüm meyvelerin ağacı sende yetişir.. Bu kadını bu yıl böyle keşfettim… Resim pozu için sarıldığımızda, elimin altında bir gram yağ hissetmedim. Bu kadar uzun neden Banu? Çünkü şimdiye kadar ben de yanıldığımı anladım.

Gece yarısına doğru, arkadaşa git bir beyaz orkide bul. Bu kadın yine, beyaz beyaz orkide diye bütün masalarda arama yapar. Nerede nerede diye de bitirir diye espri yapacaktım. Çünkü iki şarkıdan ileri gitmedi ya bir türlü.. Hatta gidip şuna, kızım senin orkidelik zamanın geçiyor, sen en iyisi, biraz papatya gibi beyaz ve ince ol deyim derken, tüm sözlerim dilimde kaldı ..

Gecenin ilerleyen saatlerinde ise, havuz başında, şampanya patlatarak, havai fişek gösterisi anonsuyla millet dışarı akın etti. Arkadaşıma, bu soğukta kimse beni havuz başına bu kılıkta çıkaramaz dedim. Daha hoplayıp, zıplamadan ısınamamışım.. Havai fişek desen her hafta atılıyor.. Herkes birbirini kutlar oldu birden. Benim arkadaştan başka herkesle yeni yılı kutladık. O mu şampanya alacam derken ayağı kaymış, havuza düşmüş, sonrası malum.

Artık kalkıp biraz tepineyim de ısınayım bari dedim. Farfara, Romen benim dalım. Çökertme çaldığında bayanların kalkıp ta, bir efe edasıyla, kostaklanmasını tuhaf karşılıyorum bence erkeklere daha çok yakışıyor..

Bir de böyle bir gecede, siyasi amaçlı reklâmlar hoş olmuyor. Eğer adaylığını bildireceksen, böyle bir gecede sahneden bildirmen, partin adına da senin adına da hoş olmuyor. Mesajımı da art niyetsiz verdikten sonra, bir anons daha, beş yıldızlı otelin özel balosunda… Lütfen sigara içenler dışarıda içsinler. Ben kullanmıyorum ama, bu anonsu da beğenmedim.. Turizm açısından…

Anonslardan sonra zaten koptum, hazır kalkmışken, pistte bir sürü oyundaş edindim. İşin güzel yanı da bu ya.. tanımadığım biriyle halay çek oyna zıpla gül eğlen ve sonra.. Ariveder ci…

Güya yanıma telefon, video almıştım. Hiçbirini duymadım. Duyduklarımı da açtım ama ne diyorlar anlamadım. Yani iletişimsizlik yaşadım. Herkese 12 de arayacağım demişim.. Onlarda 12 de aramış.. Sahi yeni yıla ne zaman girdik?

Hep derim ben bu yıllara habersizce gelip geçmeyin diye, onlarda öyle yapıyor. Ya iz bırakırlarsa… Şimdilik karda yürümeye devam..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Beni üç gün rhatsız edecek sigara dumanını ,sigara yı kulanan arkadaşım,YASAK DEĞİL,gösterilen uygun yerde, mekanda içsede,ne ben,nede o,rahatsız olsa,bu denge değilm Ben yorumumda dikkat edersen yasak değil,empatiyi vurgulamaya çalıştım.İkinci yorum gereksinimim kesinlikle savunma değil,anlatmaya çalıştığımı,hedefine ulaştırmak için. Tamamen yasak anlamı olmadığını birinci,yorumumdada yazmıştım.Zira yasakların istek ve arzularımızı,aktive ettiği gerçeğini,bilim söylüyor.Ama benim desteklediğim,özgür irade,içmeyi seçen uygun mekanda içsin.ama içmeyen de düşünülerek,davranışta saygı görsün. Sonsuz sevgi,özgür iradeli yıllar,empatik ilişkiler vadeden gelecekler,düğümsüz nakışlarda kucaklasın bizi SEVGİLER.

Şerife Mutlu 
 05.01.2009 11:00
Cevap :
Canım arkadaşım,sen benim istediğim yanıtı verdin.Zaten anlatım tarzımda buydu.bern sde sigara içmiyorum.Ancak bunu yasak yasa olarak değil,sağlık açısından uyguluyorum.Ancak bu anayasada falan madde olarak karşımöıza çıktığında,işler çok karışabiliyor.Hatırlarmısın,eski :Türk filimlerrini,jön ellerini bir türlü heyecandan kukllanmayı bilmezdi,eline bir sigara ya da kadeh verirdi,k..Göksel Arsoyu anılardan anlataytım,rob de şambre ile bir elinde kadeh bir elinde sigara ile ve Neriman Köksalı ,uzun ağızlıkla suratına üflerdi dumanı karakterin ..o zaman yasak ve zararları bu kadar mı önemsizdi?_Cnm bizler doğayı seviyoruz.Bu kadar yordummu seni ben bi tanem.Ellerine sağlık..  05.01.2009 17:12
 

bu ne biçim anlatım?Oradaki yaşamın adeta fotoğrafını getirdin gözlerimin önüne.Buna ben,göz fotoğraf sanatı diyorum.Bunu MB:yazarı arkadaşımız Tülin Aksoy 'da çok başarılı yapıyor. Yaşam bu işte,çok renkli bir kaneviçe örneğinin,beyaz patiskaya tutunması gibi,acısıyla,sarısıyla,umuduyla,mavisiyle bu işte. Banu Alkan dedin,tabi şu önyargıların kurbanı olmamayı bir öğrenebilsek. Sigara yasağına gelince,ben içmeyen olarak öyle bir mekanda bulunduğumun ertesi günü ve tam üç gün sigara kokusu burnumun dibinde,rahatsız geziyorum.E içen arkadaşın,özgürlüğü beni üç gün rahatsız edecekse,onundışarda içmesi bir saygı değl mi?Hani içmek yasak denmiyor,''dışarda içilsin''kuralı bence karşılıklı saygıyı kolaylaştıran bir davranış. Bu tür yerlerin bu davranışı benimsemelerini öneririm. Zira ben,koku sıkıntısını hesap ederek,evde oturmayı yeğledim yeni yılda Bu yıl neşen,yeni yıla girdiğin gecenin,mutluluğu gibi olsun,kahkahaların diyaframda gelsin,gülmekten seni sarssın.SEVGİLER.

Şerife Mutlu 
 04.01.2009 11:19
Cevap :
Sevgili arkadaşım,Önce katkına ,sonra da hem sanatsal, hemde doğru fikirlerine içten teşekkürlerimi bildiririm.Aynı temennilerle senin de yeni yılının kahkahalarla geçmesini dilerim.Sen de böyle tassvirleri gasyet iyi değerlendirdiğine ve hayatı özünden kavrayıp ellerinle şekillendirdiğine göre sanat adfı altında anlaşım bir başka oluyor.Artık paylaşım lafı gerçek anlamından uzaklaştırılmaya başlandı çünkü ,ya toprak kavgası ya miras kavgası ya kurtlar sofrasını hatırlatır oldu .Artık anlamaya gereksinim var.Ve tabiki sevgi herşeye rağmen.Ben negatif psikoloji tekniğini çok severim.Etaminin arkasında düğüm olmamalı nakış arka yüzün temizliğiyle anlaşılır halı da yüzünden değil ilmeklerinden olduğu gibi bilmem anlatabildimmi? ve sen özgürlüğün en klasik tanımını böylece yaptın ve katılıyorum.Başkalarının sınırlarına kadardır benim özgürlüğüm.Ve bu özgürlüğün gerçekte anlam aksine kısıtlılık olduğunun kasnıtıdır.Başkalarına zarar vermeden yaptığın herşey özgürlüktür desek mi..  04.01.2009 22:25
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 165
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 136
Ort. okunma sayısı
: 832
Kayıt tarihi
: 17.10.07
 
 

Edebiyet fakültesi  mezunuyum. Öğrenmenin yaşı yoktur diyerek çeşitli kurslardan da el sanatları ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster