Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '14

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
152
 

Bir de bu taraftan bak

Bir de bu taraftan bak
 

Doğada her şey karşıtlarıyla mevcuttur. İyi-kötü, acı-tatlı, mutlu-mutsuz, az-çok, güzel-çirkin, kadın-erkek, tembel-çalışkan, büyük-küçük, vs.vs…

Buna zıtların birliği de denir. Biri olmadan diğeri de olmaz. Ve biri olmadan diğerinin değerini anlamak da mümkün değil. Hasta olunca sağlığın önemini anlamamız, birçok şeyi yapamaz hale geldiğimiz yaşlılıkta ise “ah gençlik” dememiz gibi…

Bu soyut ve somut kavramları değerlendirirken farklılıklar çıkar ortaya ki, bu da doğaldır.

Çoğu kavram ve durum “sosyal bilim” içerisindedir. Bu nedenle de kesin doğruluğu yoktur.

Topluma, çevreye ve kişiye göre değişir. Aynı konu, durum ve kavramla ilgili farklıbakışlar ya da anlayışlar oluşur.

Ama pozitif bilimlerin belirlediği doğrular kesindir. Matematikte, fizikte, tıpta, kimyada vs.olduğu gibi.

Bireyler toplum içinde birliktelikler yaşarlar. Evlilik, akrabalık, arkadaşlık, komşuluk, dostluk vb. Bu beraberlikler sürerken kaçınılmaz olarak sürtüşmeler, çatışmalar doğar. Niye olur?

Her insandaki kişilik genleri, içinde bulunduğu çevre yapısı, yetiştiği aile, aldığı eğitim farklıdır. Buna bağlı olarak da olaylara, kavramlara, değerlere bakış ve değerlendirmeler de farklılık gösterir. Bu farklılıklar çeşitli pencereler oluşturuyor. O pencerelerden de ayrı görüntüler izlenir.

Hiç kimse kendi penceresinden bakarak, gördüğüne göre de : ’’İşte manzara ve durum budur; dolayısıyla da doğrular bunlardır. "diyemez ve dememelidir de…

Demiyor muyuz? Diyoruz…

Tartışma ve beraberlikteki çatışmaların, karşıdakini kolay anlayamamaktaki zorluğun nedeni budur. Kişi karşıgözle, karşı pencereden de bakabildiğinde, tek doğrunun kendisininki olmadığını görecektir.

Psikolojide “empati” denen, karşıdakinin yerine kendini koyabilmeye, onun gözüyle bakabilmeye yaşamında yer verenler, daha sağlıklı ilişkiler geliştirirler. Diğerini anlaması, kabullenmesi, saygı duyması, hoş görmesi kolaylaşır.

Bunu yapabilmek kolay mı? Çok kolay değil tabii ki. Zira insanı egoları, güdüleri, çıkarları yönetiyor çoğunlukla. Empati, hoşgörü ve dürüstlük ise bunu kolaylaştıracak olandır. Her türlü ilişkide sağlıklı beraberlikler bununla sağlanabilir.

Güzelliklerin, doğruların böyle yakalanacağını sanıyorum.                                                                                                          

Her olaydaki “fanatiklik” tehlikelidir. Sadece futbolda değil; dinde, dilde, ırkta, siyasette ve benzeri konularda da fanatik tutum tehlikelidir. Tarih boyunca bu bakışlar yüzünden milyonlarca insan ölmüştür. Çünkü fanatiklik marjinal olmaktır; uçta olmaktır. Aşırılıktır.

Diğerini kabullenmemektir, hoş görmemektir, hep reddetmektir. Normalin dışındadır.

Güzel bir dünya, herkesin, karşısındakinin her türlü farklılığına (görüş, düşünce, inanç, milliyet vs.) hoşgörüyle bakıp saygı duymasıyla, kabullenmesiyle mümkündür. Yoksa, kendi gibi bakmayan, kendi gibi düşünmeyen, kendi gibi inanmayan, kendi gibi yapmayan, kendi gibi olmayan için “kahrolsun” dersek, hep beraber kahroluruz. Niye kahredelim ki?                              


 VAROL KARA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 7
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 134
Kayıt tarihi
: 27.02.14
 
 

Üniversite  mezunu, eğitimci. Okumaktan,  düşünmekten,  yazmaktan,  türkülerden, bağlamadan  vazg..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster