Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Aralık '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
248
 

Bir de iyilik Moda olsa

Bir de iyilik Moda olsa
 

Benim canım torunum... Seni ne çok seviyorum bir bilsen...


Son günlerim insanları gözlemekle geçiyor.

Bakıyorum:

İnsanlarımızın çoğunluğu çabuk kızıyor.

Kırıcı davranıyor, kırılıyor.

Suçlayıcı ve ayıplayıcılar.

Genellikle karamsarlık içindeler.

Gelecekleriyle ilgili olarak güzel düşünmüyorlar.

Böyle olunca da hep güzel olmayan durumları yaşıyorlar.

Başta şu kötü hastalığa yakalanma oranındaki hızlı artış beni düşündürüyor.

Çok iyi biliyor ve inanıyorum ki bu kötü hastalıkların sebebi:

"Gönül ve zihin arınıkllığı" yoksunluğudur.

Vücut aslında çok iyi bir eczane ve çok iyi bir doktordur.

Vücudun bu işlevini yapabilmesi duyuların vücutta olmasına bağlıdır!

"Gönül ve zihin arınıklığı" yoksa duyular vücudu terk ediyorlar.

Beyin bir ilaç ve tedavi uygulamak için duyuları kullanıyor.

Duyular vücutta olmayınca bu kullanma olmuyor, hastalık alıp başını gidiyor.

Duyuları vücutta tutmak sadece iyilik yapmakla oluyor.

Onun için herkes elinden geldiğince iyilik yapmalı diyorum, derman iyiliktedir.

İyilik yapan insanın duyuları vücudu terk etmez, denemesi bedava!

Yapın iyiliği gözleyin kendinizi; bakın bakalım ne büyük mutluluklar yaşıyorsunuz!

İyilik yapabilmek için; affedici, aldırmayan ve sabırlı olmak gerekiyor.

Bir de suçlamadan, ayıplamadan kaçınıp kendi görevini hakkıyla yapıp; daima güzel düşünmek, güzel söylemek ve güzel davranmak gerekiyor.

Bunlar aslında Kuran'da sözü edilen Allah öğütleridir!

Bunları bilip yapmamaksa iman zayıflığınının göstergesidir! Kişi kendini yeniden gözden geçirmeli, kendi üzerinde "dönüt ve düzeltme" yapmalıdır.

Zayıf imanlı insanlar Allah adını, "bağıra çağıra" anarlar da yukarıda sözünü ettiğimiz noktaya gelemezler. Ben buradan onlara bir kez daha beni dinleyin sağlıklı insan ve sağlıklı Müslüman olunuz diyorum.

Şundan çok eminim ki Müslüman kimse özellikle Arap olmayan Müslüman kimse Kuran'ı kendi diliyle okumalı ve ibadetini kendi diliyle yapmalı. Kuran'ı ve İslamı çok iyi anlamalı yani... Arapçayı çok iyi bilen bilim adamlarından daha iyi "Arapça Kuran" okuyup anlayacak halimiz yok ya!

İbadet aslında Allah'ı konuşma, onu sevmedir, onun öğütlerine uyacağını belirtip, onu üzecek duygu, düşünce ve davranışlardan kaçınmadır. Daha iyi insan olmaya öykünmedir.

İşte bu yaklaşım bizi iyi olmaya, iyilik yapmaya ve sağlıklı yaşamaya götürür. Şurası açık bir gerçek ki ibadet aslında insanın kendisine yarar. Allah'ın kimsenin kendisi için iyilik yapmasına, iyi olmasına gereksinimi yoktur!

Allah ismini yüceleştirmek onun ismini sağda solda "avaz, avaz" bağırmakla değil; sakin ve akıllı bir yaşam sürüp, iyilikler yaparak, insanlar arasında barışı yaymakla olur. Müslüman sadece barışı güçlendirirse; "büyük ve hayırlı" bir iş yapmış olur.

Kin tutan, nefret saçan, düşmanlık yapan, paylaşma ve dayanışmadan uzak duran insan Müslüman olsa ne yazar, olmasa ne yazar. Zaten o Müslüman olamamıştır aslında da onun haberi yoktur!

Bakınız erenlerimiz neler söylemişler de biz ne olmuşuz:

“Tevazuda toprak gibi ol…
Başkalarının ayıplarını örtmekte gece gibi ol…
Mihnette meyveli ağaç gibi ol…
Ya olduğun gibi görün…
Ya da göründüğün gibi ol…”(Mevlana Hazretleri)

Bir digeri;
“Sen seni bil sen seni…
Bilmek istersen sen seni,
Can içre ara canı…
Geç candan bul anı,
Sen seni bil sen seni…” (Hacı Bayram Veli)

Ve bir diğeri;
“İlim, ilim bilmedir…
İlim kendin bilmedir…
Sen kendin bilmezsin…
Bu nice ilim bilmektir…” (Yunus Emre)

Görüyorsunuz,
Bu ulusu ulus yapan canlar…
Ne de güzel sözler söylemişler…
Bizler daha iyi insan olalım diye…
Son günlerim,
İnsanlara olan şaşkınlığım artarak geçiyor,
Bizden yüzlerce yıl önce yaşamış şu erenlerimiz,
Bize yol göstersin diye bunca söz sarf etmişler de!
Biz bu öğütleri çiğneyip atmışız, ayaklarımız altına..
“Kendini bilmek, tevazu sahibi olmak…
Başkalarını suçlamaktan, ayıplamaktan vazgeçmek; onları örtmeye çalışmak!
Mihnette meyveli ağaç gibi olmak…
İlim sahibi olup, kendin bilmede ululaşmak…
Ve olduğun gibi görünme erdemliliğine ermek…”
Bütün bunlar bize ne kadar uzak şimdi…
Üzülüyorum…
Serde öğretmenlik var ya çareyi yazmakta buluyorum ama okuyan var mı, varsa o da aynı kaygıları taşıyor mu? Onu da bilmiyorum.
Öyle istiyorum ki; iyi olayım, iyilik edeyim..
İnsanlarımızı iyi olarak, iyilik yaparken göreyim..
Anlatamam!
Hani diyorum: Bir de şu iyilik moda olsa ortalık iyilerden, iyiliklerden geçilmese..

İnsanlarımız hem ruhen hem bedenen çok ama çok sağlıklı olsa...
Ne iyi olur değil mi?

Saygılarımla...
 

 

izmirli doksanyedi bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Sevgili hemşerim, güzeller güzeli torona "Oku bak" derken kendi tevazunu ortaya koymuşsun. Mükemmel bir yazı idi. izninle Facebook da ve sayfamda paylaşıyorum. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 23.12.2011 11:58
Cevap :
İltifatın için çok teşekkürler hemşerim.. İstediğini yapabilirsin, seve seve dostum.. Selam ve sevgilerimle...  23.12.2011 19:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 700
Toplam yorum
: 3596
Toplam mesaj
: 118
Ort. okunma sayısı
: 248
Kayıt tarihi
: 04.07.10
 
 

1949 yılında Söke Nalbantlar köyünde doğdum. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik bölümünden mez..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster