Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '07

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
980
 

Bir delinin günlüğünden / Ben, ailem ve güzellikler…

Bir delinin günlüğünden / Ben, ailem ve güzellikler…
 

Kendimi seven ve her daim kendiyle dalga geçebilen bir türümdür. Fiziksel görüntü dâhil olmak üzere, yazdığım yazılar, konuştuğum konular ve işimle ilgili her şeyle dalga geçerim. Ölümlü dünya yahuuu hep ciddi olursak nasıl geçecek bu hayat…

Bugün Fulya ablamla oturduk sonbaharın bu güzel gününde. Tabiî ki sokağımızda ve sokak lambasının loş ışığı bize eşlik ederken kahkahalar yükseldi gökyüzüne… Eeee ben biraz anlatayım o zaman nelere güldüğümüzü…

- Şimdi efendim konu Sevgili Bibliyofil’in “Gazete okurluğu ve blog yazarlığı” blogundan açıldı. Yazdığım yorumu ve cevabı anlattım. Sonra dedim ki; “Fulla şu Sevgiliye yazına bayılıyorum. Gel sat şu yazıyı bana…” Bu uzun zamandır bizim espri konularındandır. Ben önce 3000 YTL dedim sonra 5000’ne çıkardım ama hanımefendi 10000’den aşağıya inmedi… Neyse kıskanıyorum kardeşim bu yazıyı…( Kıskançlığımı ortaya çıkarıp, bizi birbirimize düşüren Bibliyofil’in yazısı : http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=66645 )

- Sonra Ayrıntıda Gezinmek benim gamzelerden bahsetmiş yazısında. Ya düşündüm, emin olamadım kalktım aynaya baktım. Benim gamzem yok. Neyse hemen yorum yazdım. “Efenim o kıvırcık ve gamzeli olan Fulya ablam, düz saçlı ve tombik olan benim” diye… :)))

- Tombik dedim bir defa kendime. Sonra eski günler geldi aklıma ve kahkaha krizlerine girdik. Bir zamanlar beni feci halde kilo aldıran Kortizondan bahsettik. Efenim kilo değil de arı sokmuş gibi olmuştum. Yüzüm gözüm şiş. Annemde beni güldürme, eğlendirme çabasında. Salonda otururken “ Seda, kış geldi değil mi kızım?” dedi. Bende şaşkın ve aptal bir suratla “Evet anne” dedim. Arkasından 4 yıl geçmesine rağmen hatırladığım zaman beni gülmekten kıran o cümle geldi “ Peki sen can simidini neden çıkarmıyorsun” Hayır annem benle dalga geçiyor diye üzüleyim mi? Yoksa aldığım kilolardan dolayı o ilaçları çöpe mi atayım? Ya da direk anneme çıkışayım mı? Hiç birini yapamadım… Gülme krizinden başka… Aldığım kilolardan dolayı annem can simidi benzetmesini yapmıştı ki; öyle es geçilecek bir espri değildi. Neyse can simidini çıkardık rahat etti kadıncağız.

- Akşamları Fulya ile otururuz. Ya kitaplarını bırakıp dışarı çıkması uzun sürdüğü için ben o tahta sedire uzanıp ona mesaj gönderirim. “ Fulya ben dışarıda yatıyorum. Bırak o kitabı ve dışarı gel. Öptüm. Gönderen: Tombik Seda” Kahkahalarla dışarı gelir. Sanki bir şey var :))))

- Arkadaş komik ya bana telefon açıyor “Kuzen seni bugün yemeğe götüreceğim”… Neyse belirlediğimiz yerde buluşup, gideceğimiz yere doğru ilerliyoruz. “Abla, nereye gidiyoruz”… O gamzeleri ortaya çıkartan kahkaha önce geliyor. Ehh biraz anlıyorum gideceğimiz yeri… “Tabiî ki kebapçıya gidiyoruz”… Şimdi ben bu kızı kıvırcık saçlarından tutup yola yapıştırsam hak ama sakin kalmayı tercih ediyorum. Yemeğe gidiyoruz. Ablam kebapları, bende yanında gelen salatayı yedikten sonra işimize geri dönüyoruz… Ablam beni yemeğe götürmüş oluyor. Birde üstüne “ Canım tatlı yer miydin? Hemen baklava ısmarlayayım” demiyor mu? İşte o zaman benim sigortalar atıyor.

- Ben büyüklerine saygılı ve onlar ne yaparsa aynını yapmaya özen gösteren biriyim. Şimdi Tarık abim ve Fulya ablam babaannelerinin başı ağrıdığı zaman ilaçlar midesini ağrıtıyor diye bonibonu ağrı kesici diye vermişler. Sonra rahmetli teyzem “Bu ilaç bana çok iyi geldi. Adını yazında amcanız alsın” demiş. Şimdi bunu bana anlatırsanız mutlaka yapmam gerekir. Bir gün babaannem gripin içeceğim diye tutturdu. O kadar antibiyotiğin üzerine vermek istemedim. Bende içindekini boşaltıp, ilacın o köpüğe benzeyen tabletini verdim. Yarım saat sonra “ Kızım, Allah razı olsun senden. Ağrı filan kalmadı bende”… O gün bugün babaannemi psikolojik olarak ikna etmenin daha iyi olduğunu düşünüyorum ve büyüklerime saygılı olup ne yaparlarsa yapmaya özen gösteriyorum. Eeee artık onlar düşünsün, ben aynını yapıyorum. Tikkatli davransınlar yani :)))

- Fulya… Yine beni yemeğe götürecek. Bu sefer inatla ona para harcatmalıyım. “Söyle bakalım ufaklık bugün ne yemek istersin.” Hehehehehe fırsat elime geçmişken şuna güzel bir hesap ödeteyim dedim. “ 4 adana, 3 tavuk şinitzel, 3 iskender…..” sayıyorum ben… Ya bunda hesap derdi gitmiş ve parlayan gözlerle “ Ya et yiyeceksin. Canım kuzenim benim. Doyar mısın bu kadarla? İstersen, et yemeye başlamışken biraz daha söylesek”… Ya bu kız akıllı mı deli mi? Ben bunları yersem aylık yiyecek kapasitemi doldurduğum gibi et yediğim için muhtemelen geberirim. Ama beni mat etmede önde gidiyor. Fazla oluyor anlayacağınız… Gittik yemeğe ve ben mısırlı mevsim salatası yedim :))))

- Ailenin en küçüğü olmak… Hatta benim gibi sülalenin en küçüğü olmak başa bela… Hep derler ya küçükler şımarık, üzerine düşülen, şanslı filan diye… Böyle söyleyenlere direk “Geçeceksin bu hikâyeyi” demek istiyorum. Çünkü ailenin en küçüğü olarak tüm işler bana yaptırılıyor. Bir araya geldiğimiz an, yandım demektir. “Hadi ablacığım bir çay getir, kahve yapsan ne güzel olurdu, canım şunu da şöyle yapsan…..” Bağıra bağıra kaçası geliyor insanın. Birde gecenin sonunda saçlarını sevip akıllı kızım demeleri yok mu? Birden delirip, orada üzerine saldır, saçlarını yol bir kenara bırak diyor içimdeki şeytan ama ben büyüklerime saygılıyım :))) Bütün bunlar yetmiyormuş gibi tek bir şey anlamadığım kahve falına da baktırıyor Fulya Hanımefendi… Beni falcı yaptı çıktı…

- Küçüktüm… Ufacıktım… 6–7 yaşlarında sevimli bir yavrucağım. Ama annem tüm sorumluluklarımı Sündüs ablama vermiş. En nefret ettiğim günler banyo günleriydi. Çünkü ablam beni banyo yaptırmaktan nefret eder, gözüme sabun kaçırırdı bilmeden. Bende ağlayınca o güzelim dalan yeşil sabun kafamda patlardı. Sonra gökyüzünden parlak yıldızlar kafamın etrafında dönmeye başlar, bende ağlamayı keserdim… Ah ne güzel günlerdi onlar… Acı çektik ama eğleniyorduk yahuuu…

- Fulya ablamla aynı yerde çalıştığımız zamanlardı… Migrenimden dolayı hergün başım ağrıyor, şikâyetlerimden dolayı ablam fenalık geçiriyordu. Bir gün neşeyle girdim içeriye “ Size bir müjdem vaar… Bugün başım ağrımıyor”… İçerde bir an sessizlik oldu. Alışık oldukları bir durum değil tabii… Sonra devam ettim. “Ama her yanım ağrıyor” :))))

- Fotoğraf çekmeyi çok seviyorum. Tarık abim bu konuda tecrübeli. Bana bu işin inceliklerini öğretecek ümidiyle peşinde dolaşıyorum. Hayır, azimliyim ve öğreneceğim. Engeller beni yıldıramaz :)) Çantasını bana verip arkasında dolandırıyor. Ara sıra “Seda, şu objektifi ver, ortamı düzenle, hadi kalk bahçede çekim yapacağız, seda kuşları gözle, şu dala konmasını sağla, sakın o daldan uçmasın, seda güneş şu acıdan gelsin…..” Ya abicim, tamam iyi güzelde ben sürekli uçan kuşa nasıl müdahale edeyim. Tamam, kuşun dala konmasını ve o daldan hareket etmemesini bir şekilde hallettim diyelim, ya ben güneşin yerini nasıl değiştireceğim ya… :((((

Kendiyle barışık olan tam bir megalomanım ben :))) Şanslıyım. Çünkü bu olayları yaşayabileceğim mükemmel bir aileye sahibim…

Fotoğraf : http://www.deviantart.com/print/532262/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

:) :) :) :) :) :) Kendine deli diyen akıllı mı akıllı ve üstelik de gamzeli(mişsin) bir bayan bilgesin sen..

Hakan Şahin 
 05.10.2007 21:06
Cevap :
Şimdi ben bu yoruma nasıl cevap vereyim. Teşekkür ederim Hakan Bey... Şımardım vallahi :)))) Sevgiler, selamlar  05.10.2007 21:52
 

Herkesin görebilecği gamzelerinden söz etmiyordum ki; gülünce hiç kimsenin göremiyeceği içinde gülen gamzelerinden söz ediyordum:)) Hala anlamadın değil mi? "Sen benim ayrıntılarda gezindiğimi unuttun her halde:)) Sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 03.10.2007 0:39
Cevap :
İşte tamam. Bende yorum cevabını görünce dedim ki, Aynur gördüyse vardır benim gamzem. Kesinlikle ayrıntıları kaçırmaz. Cidden bişey kaçmıyor senden. Şimdiye kadar kimse farketmemişti. Sağolasın. Sevgilerimle Aynur...  03.10.2007 13:40
 

Seda hanım yazılarınıza abone oldum takipteyim hala... Beni hep şaşırtıyorsunuz. benim üzüntülü ve keyifli hellerime denk düşüyor yazılarınız. Artık herşey yoluna girdi ve yeni kararlar aldım artık hüzünlerin üzerine süngerler çekip yeni masallarda rol almayı hedefledim, umud ettim, istedim toparladım kendimi çok şükür. Yazınız mükemmel ve çok doğal olmuş içtensiniz, beni çok neşelendirdiniz etkilediniz yine çok keyif aldım.. Üstelik ailemi o kadar çok özledim ki kavuşmayı arzu ederken sizin ailenize verdiğiniz değer beni duygulandırdı.çok şanslısınız birliktesiniz gurbette değilsiniz..İnşallah daima mutlu olursunuz.Bizde tez VAKİTTE kavuşuruz inşallah..hoşçakalın..................................CANIMIN CANI...

..... 
 01.10.2007 20:35
Cevap :
Yeni bir başlangıç yapabilmeli insan. Hüzünleri unutup yeni bir hayata tutunabilir. Yazımı beğenmenize sevindim. Kendi hayatımda bana komik gelen şeyler. Dilerim en kısa zamanda ailenize kavuşursunuz. Hepimizin mutlu olması dileğimle.... Sevgiler, selamlar  01.10.2007 22:19
 

Hafiften dilenci vapuru tarzını andırıyor bu bir delinin günlüğünden yazıların.Ufak parçalardan oluşan bir bütün.Elbette kendi stilinde!Çok güzel.Hayatınla ilgili ufak ipuçlarıda veriyor :)))Birde Fulya'nın yazısıyla ilgili bişey söyliycem.Bence satın almaya çalışma o yazıyı.Çünkü alsan bile o yazının Fulya'nın yazısı olduğu gerçeğini değiştiremezsin, ancak bir başkasına hediye edebilirsin, tıpkı bir şarkı gibi.Hem satın alsan bile, unutma, kaynak daha önemli, anlarsın yaa.

Sinefilozof 
 01.10.2007 11:55
Cevap :
Dilenci vapuru farklı bir tarz. Kerem bu konuda mükemmel. Biz olsa olsa onu hayran bir şekilde okuruz. "Bir David Lynch edasıyla" serisi de muhteşem. Arada böyle eğlenceli ve hayatından geçen şeyleri mizahi olarak aktarmak güzel oluyor. Ah Abdulkerim'ciğim ben Fulya'nın yazını alsam ne olacak. Konuyu işleyiş, yazım tarzı hemen ele verir :))) Bizim espti konumuz bu işte napalım :))) Sevgilerimle  01.10.2007 12:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 194
Toplam yorum
: 2196
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1516
Kayıt tarihi
: 04.08.06
 
 

1981 yılında aslında istenmiyor olsam da geç alınan karardan dolayı hayattayım:)) Haritacıyım ve işi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster