Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
102
 

Bir demet kır papatyasıyla yuvaya dönüş

Bir demet kır papatyasıyla yuvaya dönüş
 

Bir Demet Kır Papatyasıyla Yuvaya Dönüş


Aynı muhitte oturan iki kız arkadaştan biri olan Oya, Deniz ile yolda karşılaştılar, selamlaşıp öpüştükten sonra.

Oya

- Bugün çok yoruldum, ayaklarıma kara sular indi deyince

Deniz

- Ee kolay değil tabi, saatlerce ayakta durup müşteriye hizmet etmek canım.

Oya

- Sahi ne çok isterdim, beraberce çalışmayı ne dersin Deniz ya. Annenlerle bir konuş, ha ne dersin? Sevinç içerisinde tekrarlayıp durdu Deniz

- Arada bir aklıma da gelmiyor değil aslında, tamam haber veririm, selam söyle ebeveynlerine deyip alışveriş için markete girdi.

İki kız kardeş olan Deniz ve Dilek pek anlaşamazlardı eve geldiğinde Dilek, neden geç kaldın hayırdır demeye başladı, dalaşmak üzereyken annesi Ayla Hanım araya girip kızları ayırdı:

- Beni bıktırdınız bir gün alıp başımı gideceğim dedikçe!

Deniz

- Anne lütfen yine başlama ne olur, sen böyle dedikçe Dilek babama yetiştiriyor, ehh sonrası da malum çilingir sofrası ve bin bir küfür ve dayak.

Anne

- Hep büyümenizi bekledim ama hep dedi büyük bir hışımla ikinizde neredeyse yirmili yaşlara yaklaştınız, sizi bir baş göz edip başımın çaresine baksaydım ne vardı sanki.

İçerden gelen müzik sesi kadının sesini adeta bastırıyordu, Ayla hanım kendine zor hakim oluyordu olmasına da!

Kocasının kahveden gelme vaktiydi, kızı içeride müzikle kendine iyi bir enerji topluyordu. Nihayet İhsan Bey teşrif etmişlerdi, selam dahi vermeden yemeğimi koyun demeye başlamıştı bile. Deniz kendi kendine, Oya ile konuştuklarımı, nasıl söylesem deyip dururken.

Dilek

- Hayrola ne karın ağrın var bakalım dediğinde.

Deniz

- Seni kırmak istemiyorum git başımdan dedi kızarcasına.

İhsan bey

- Dilek nerede, gelsin dediğinde, efendim diyerek, babasının yanına geldi. Babası kahvede Kadir amcanla konuşurken kızın neredeyse yirmi yaşına vardı bizim oğlanda askerden geldi daha ne olsun, velhasıl size gelmek istiyoruz, dediğinde

Dilek

- Olmaz ben gitmem o sümsük oğlana deyince ağzının ortasına tokadı yeyiverdi, nasıl yemesindi ki sesi evi çınlatmıştı.

Deniz ne yapacağını şaşırdı, annesinin yanına mutfağa seğirtti. Sadece anne diyebildi, korkmuştu.

Babalarının zulmü anneciklerine yetiyordu. Babaları hışımla mutfağa dalarak Ayla hanıma.

- Bu kızlar liseyi bitirdi daha ne bekliyorlar söyle bana kadın!

Ayla hanım

- İyi güzel evlensin ama elleri ekmek tutacak duruma geldiler, evliliği istemiyorlar ki dediğinde, kim bilir bilmem kaçıncı küfrü yemişti bile.

Deniz

- Baba Oya bana iş buldu demesin mi! Annesini kurtarmaya çalışan kız konsantrasyonunu bozup nasıl konuşmuştu, anlamamıştı hiç.

Babası, kinayeli bir şekilde; Anlaşıldı deyip ertesi gün misafirleri eve davet etti. Biraz hoş sohbetten sonra gelsin kahveler, çikolata ve lokumlar. Allah'ın emri peygamberin kavli derken içeriden bir çığlık dilek bileğini keserek yaygarayı basınca, cümbür cemaat mutfağa gidiliyor ki, kız yerde kıvranıyor, annesinin gözlerinde ölür mü korkusu olsa da, kesiği derin değildi. Bir taksi çağrılarak hasta haneye gidilip pansuman yapılıyor.

Hasta hane polisinin soruşturma yazısında ise kayda şöyle geçiliyor. ''Zorla Evlendirilmek İstendiğinden'' Basit Bir İntihar Vakası. Yazıp çizmek ne kolay değil mi? Ya kız ölmüş olsaydı?

Ertesi sabah eve telefon eden Kadir Bey kızınız nasıl iyi mi? Dediğinde, Allah'tan tek bileği ve yarası da derin değil, diyordu. İhsan bey

- Hanım gelin bakalım hep beraber gündüz gözüyle konuşalım dediğinde, Dilek ölürüm de gitmem o sümsük oğlana diyor da başka bir şey demiyordu.

Ayla hanım

- Neden konuşturmuyorsun beni, içmediğinde hanım içtiğinde ise hakaretlerinin anası oluyorum diye diklenmişti eşine, kocası davudi sesiyle Ayla Hanım, diye gümbürdemişti bile

Şimdi ne olacaktı?

Haftaya yine geleceklerdi, peki o zaman ne olacaktı? Nereye kadar oyalaya bilirlerdi babalarını?

Oyayı beğenip te konuşmayan Dilek o gece onlara gitmişti, birazdan Deniz'de gelecek, telefon etmen gereksiz birazdan damlar demişti.

Evdekiler merakta ama akıllarına Oyal'arın evi hiç gelmiyor, olası değil düşünmeleri, çünkü samimi değiller ve birbirlerine zıt iki kutup gibilerdi, Oya ve Dilek.

Kız istemeye gelenlerin niyetleri bu sefer de Deniz için çark etmişti, genç kız defalarca; ama baba! Demişti ya, duyan yoktu.

Söz kesilip erkenden kalktılar, kısa bir süre sonrada Dilek gelmişti, durumu öğrendiğinde istifini bozmayıp!

- İsabet olmuş iki de bir çalışmak istiyorum diyen ben değildim, iyi ya işte bir düğün görürüz diyordu sırıtarak.

Oya Denizlere telefon ettiklerinde; Nasıl oluyor, aman Allah'ım neler yapıyorsun deyip Deniz'e sitemler ediyordu haklı olarak, tanımadığın bir yana, kardeşini isteyen gence nasıl gideceksin, ne sevgin var ne de ilgin.

Ayla hanım, Oyacığım lütfen sen karışma İhsan amcan seni kovabilir, bir daha görüştürmeye bilir, aman kızım diyordu ha bire.

Oya

- Ayla teyze isterseniz kovun hatta sizde, ama bu yaşta nasıl olur ya! Kime neyi ispatlayacaksınız, erken evlendirip hamarat kızlarınızın olduğunu mu? Bakın bana, çalışıyorum yoruluyorum ama mutluyum, hem aileme yük olmuyorum hem de çeyizimi kendim hazırlıyorum bizimkilere yük olmadan.

Kapı çalındı ve Oya'nın ebeveynleri içeri girerek merhaba kızlar nasılsınız bakalım? Kızlar ne mutlu olmuşlardı, aralarında koyu bir sohbet olmuştu, Oya'nın babası; Dileğin bazı konuşmalarından sizin evde anormal bir durum zuhur ettiğini anlamış ve hanımla konuşmuştum, Oya ise durumu çıtlatınca, soluğu burada aldık İhsan Bey kardeşim.

Olmazsa yarın Kadir beyle ben de konuşurum, bunlar nasıl insanlar! Kafanı bir çalıştır kızının bileği neden kesildi, yani bir nevi intihar öyle değil mi? Eee, sonra! Kadir bey gibi düşünen zihniyetler değil mi? Cehaleti körükleyip kadını ikinci dereceden varlık gibi görenler? Hem Dilek asi ruhlu o olmazsa onlar için daha da iyi değil miydi? Nasıl olsa bir diğer kızı var, biri olmazsa diğeri zihniyeti anla mirim anla!

İhsan bey utanarak başını önüne eğip karısına; Sana çok haksızlık ettim, az daha kızlarında başını yakacaktım, bu neyin korkusu, tamam Deniz sen Oya'nın çalıştığı yerde çalışırsın, Dileğe de bir iş bakarız ilanlardan deyince, evin içerisini sevinç çığlıkları kapladı. Onlar için yarın uzun soluklu bir gün olmalıydı ki, kızlar da telefonla iş arayıp bulma durumu hasıl olsun, gerçi ilk arama ile de iş buluna bilinirdi.. Yeter ki aranılan iş Dileğe uygun ol sundu.

İç huzuru bu olmalıydı, ertesi sabah gün ışığı bir başka doğmuştu Ayla hanımın üzerine. İhsan bey eşine; Kalk bakalım seninle esaslı bir alışveriş yapalım, evlilik yıl dönümünüz 20. yılı beğendiğin bir yüzük veya kolye ne dersin? Dediğinde, Ayla hanımın yüzü gözleri ışıl ışıl parlıyordu ve evet diyordu sadece evet.

Bir demet kır papatyası olsa bile, en son bana aldığında çocuklar ilkokula yeni başlamışlardı. İhsan beyin başını öne ikinci eğişiydi bu, söz canım sık sık papatyalarımı getirip kendi ellerimle vazoya koyacağım. Seni, çocuklarımı ve sağlığımı düşünerekten, çilingir sofralarına da veda edeceğim hayatım inan bana. Ayla hanım ve kır papatyaları, daha ne olmalıydı ki! Kol kola girerek sevinçle yürümeye başladılar güzel ve huzurlu günlere doğru, tabi hep birlikte.

2013.9.14 Gülsen Tunckal

   

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 833
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 407
Kayıt tarihi
: 24.02.13
 
 

37 Yıldır  yurtdışında yaşıyorum , 1000 den fazla şiirim var,  çeşitli edebiyat sitelerinde, derg..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster