Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ekim '15

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
24438
 

Bir doğum günü yazısı...

Bir doğum günü yazısı...
 

Bugün benim doğum günüm. Her yıl biraz daha eksiliyor ömür.

Bir yıl daha geçip gitti arkasına bakmadan. İçimde nedensiz bir hüzün. Karamsarlık değil, yaşlanıyoruz klasiği de değil. Ardıma baktığımda bir yığın kayıp görmemden. Yaşamımı dolduran sevgili bedenlerin bir biri ardına kaybolmaları. Büyük bir boşluk. Sanki ellerini nereye koyacağını bilememenin sarhoşluğu. Elindeki oyuncağı alınan çocuğun şaşkınlığı. Nasıl anlatılır bilmiyorum, bu boşluk nasıl dolar hiç bilmiyorum.

Abimden sonra annemi kaybetmek o boşluğu kocaman kıldı. Arkanı dayadığın ağaç dalının kırılması gibi, desteksiz kalmak gibi. Yapayalnız hissetmek gibi. Şimdi ne olacak, ne yapacağım sorularını kendine sormak ve cevap alamamak. Seni koşulsuz seven tek insanın yokluğu.  Dik durmanın elzemliğini bilerek, içine akıtarak üzüntüyü yaşamak, yaşamak… Ve eksik kalmak… Büyümek... Zaman deyip herşeyi ona yüklemek sakin kalmanın bir yolu.  Şimdi hayatla hesaplaşma vakti…

Sonbahar, yaprak dökümü mevsimi. Takvim yaprakları bir biri ardına dökülürken bir yerlerden birazcık neşe bulabiliyorsam, ona sarılır buluyorum kendimi ne zamandır. Kendimi mutlu etmenin yollarını arıyorum. Gerisini düşünmeden, beklenti içine girmeden. Sadece birazcık umut, biraz mutluluk iyi hissettiriyor beni. Gidenlerimin yanında gelenlerim ve her zaman yanımda olanlarım avutsun artık.

Yine de teşekkürler hayat diyorum!

Teşekkürler bana verilen güzel anlar için. Yaşadığım mutlluluklar, heyecanlar, şevkler ve zevkler için. Erdemliğin, özgürlüğün tadını bildiğim için, güzel anılar biriktirdiğim için teşekkürler. Teşekkürler ömrüme kattığın tüm güzellikler için… Dudağımın kenarındaki minik tebessüm için de…

Avucuma konan evlat sevgisi için. Elimin içindeki kelebeği çok sıkarsam ölür biliyorum, gevşek te tutamam o zaman uçar gider. Kutsal bir şeye dokunmak gibi, sahip olmakla olmamak arasındaki bıçak sırtında dolaşmak gibi, anneleri olmakla öğündüğüm benim en büyük iki sevgim. Teşekkürler hayat bana tattırdığın bu duygu için...Hayatımın anlamı miniğim için de…

Teşekkürler güzel insanlarım için. Beni mutlu eden, sıkıldığımda yanımda olan, desteğini her zaman hissettiğim tüm arkadaşlarım, dostlarım için teşekkürler. Onlara sahip olmak benim için en büyük mutluluk.  Sanal dünyanın kelimelerinde de olsa dostluk çatısının altında buluştuğumuz güzel insanlar için de teşekkürler…

Gidenlerim, gelenlerim, çıkarsız sevgilerim, karanlıklarım, aydınlık sabahlarım, odaklarım, oluruna bıraktıklarım, tebessümlerim, gözyaşlarım,  yıldızlarım…

Ve teşekkürler ey aşk!...  Seni seviyorum tiradını dudaklarıma bu kadar yakıştırdığın için…

Gönül dolusu teşekkürler!.....

 

Şükran Okyay

Cemile Torun, Ay Şen, fatma iyibilgin bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hayat böyle bir şey Şükran Hanımcığım. Bir tarafta gelenler, diğer tarafta gidenler. Gelmek ve gitmek arasında dudaklarımızda oluşan gülümsemelerin çokluğu önemli bence. Ve bunu çoğaltmak için uğraşmak ve bıkmadan sevmek her şeye rağmen...Mekanları cennet olsun...Doğum gününüz kutlu olsun...Selamlar, mutlu kalın...

Ayşegül HAYVAR 
 23.10.2015 22:07
Cevap :
Evet Ayşegül Hanımcığım hayat devam ediyor. Sıkıntıların yanında tebessümler de gönderiyor hatta bazen sevinçler. Kalan ömrü güzel yaşamak önemli. Teşekkürler değerli yorumunuz için. Candan sevgilerle...  24.10.2015 10:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 249
Toplam yorum
: 1563
Toplam mesaj
: 40
Ort. okunma sayısı
: 2697
Kayıt tarihi
: 19.03.11
 
 

Doğup büyüdüğüm şehirde, İstanbul'da yaşıyorum. Emekliyim. Gezmeyi, görmeyi, keşfetmeyi sevdiğim ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster