Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Ağustos '07

 
Kategori
Dostluk
Okunma Sayısı
808
 

Bir dost..

Bir dost..
 

Dostluk kelimesi içinde çok derin anlamlar taşır. Kendimizden başka birine güvenmenin, arkanızda kocaman bir yüreğin olduğunu bilmenin, bir kalbin sizinle birlikte attığını hissetmenin mutluluğu ve sevincidir, dostluk. Dostluk yaşandıkça çoğalır ve güzelleşir.

Can Dündar'ın dostluk adına yazdığı yazıyı sizlerle paylaşmak istedim.

Bir Dost…

Saate bakmaksızın kapısını çalabileceği bir dostu olmalı insanın…
'Nereden çıktın bu vakitte' dememeli, bir gece yarısı telaşla yataktan
fırladığında;

'Gözünün dilini' bilmeli; dinlemeli sormadan, söylemeden anlamalı…
Arka bahçede varlığını sezdirmeden, mütemadiyen dikilen vefalı bir ağaç gibi
köklenmeli hayatında; sen, her daim onun orada olduğunu hissetmelisin.
ihtiyaç duyulduğunda gidip müşfik gövdesine yaslanabilmeli, kovuklarına
saklanabilmelisin.

Kucaklamalı seni güvenli kolları, …dalları bitkin başına omuz, yaprakları
kanayan ruhuna merhem olmalı…

En mahrem sırlarını verebilmeli, en derin yaralarını açıp gösterebilmelisin
sorgusuz sualsiz…

Onca dalkavuk arasında bir tek o, sözünü eğip bükmeden söylemeli, yanlış
anlaşılmayacağını bilmeli.

Alkışlandığında değil sadece, asıl yuhalandığında yanında durup koluna
girebilmeli.

Övmeli alem içinde, baş başayken sövmeli ve sen öyle güvenmelisin ki ona,
övdüğünde de sövdüğünde de bunun iyilikten olduğunu bilmelisin, 'hak ettim'
diyebilmelisin.

Teklifsiz kefili olmalı hatalarının; günahlarının yegane şahidi…

Seni senden iyi bilen, sana senden çok güvenen bir sırdaş…

Gözbebekleri bulutlandığında yaklaşan fırtınayı sezebilmelisin.

Ve sen ağladığında, onun gözünden gelmeli yaş…

Böyle bir dostum var benim.

Pek sık görmesem de hep yanımda olduğunu bildiğim, yalansız riyasız
dertleşebildiğim.

Kuşağımın en iyisi hilafsız… Beraber okuduk, birlikte koştuk son 20 yılın
parkurunu…

Katılasıya ağladık, doyasıya güldük yol boyu…

Ekmeğimizi, acılarımızı bölüştük. Çocuklar doğurduk, büyükler gömdük.

Sonunda yara bere içinde oraya buraya savrulduk. Buluştuk geçenlerde…

Bitaptı; kayan bir yıldız kadar ışıltılı, bir o kadar yorgun: '-Ne
yapıyorsun' diye sordum '-Seyrediyorum' dedi; 'çaresizce, öfkeyle,
şaşkınlıkla ama sadece seyrediyorum'.

Seyrettiği; kuşağımızın en kötülerinin, pespayelik yarışında ipi ilk
göğüsleyenlerin zirveye hak kazanmalarındaki akıl almaz gariplikti.

iyiliğin ve ustalığın bu kadar eziyet gördüğü, kötülüğün ve yeteneksizliğin
bunca ödüllendirildiği bir başka coğrafya var mıydı acaba?

Okuldaki ideallerimizden, gençlik coşkumuzdan söz ettik bir süre; tozlu
raftaki bir kitabı yıllar sonra karıştırır gibi…

Ülkemizin kaderini değiştirmeye azimliydik mezun olurken; lakin karanlığını
boğmaya yemin ettiğimiz ülke, karanlığına boğmuştu bizi…

Pazarda görsek tezgahından meyve almayacağımız adamların cenderesinde bir
ömür geçirmiş, tünelden çıkış sandığımız ışığın, üstümüze gelen kamyonun farı olduğunu çok geç fark etmiştik.

Velhasılı ne sevebilmiş, ne terk edebilmiştik.

Krizde geçmişti bütün gençliğimiz; ve şimdi çocuklarımıza tek
devredebildiğimiz, çok daha ağırlaşmış bir kriz…

'-İşte' diye geçirdi içinden kadim dostum, '…bunları seyrediyorum bir
kenardan sessizce…'

işte en çok da böyle zamanlarda bir dostu olmalı insanın…

Yıllarca aynı ip üstünde çalışmış, cesaretle ihanet arasında gidip gelen bir
salıncağın sınavında birbiriyle kaynaşmış iki trapezci gibi güvenle
kenetlenmeli elleri…

'Parkurun bütün zorluğuna rağmen dostluğumuzu koruyabildik, acıları birlikte
göğüsleyebildik ya; yenildik sayılmalıyız' diyebilmeli…

Issızlığın, yalnızlığın en koyulaştığı anda, küçücük bir kağıda yazdığımız
kısa, ama ümitvari bir yazıyı, yüreğe benzer bir taşa bağlayıp birbirimizin
camından içeri atabilmeliyiz:

'Bunu da aşacağız! imza: Bir Dost! ..'

Can Dündar

Beraberken iyi vakit geçirdiğimiz, sohbet edebildiğimiz insanlar, bizim arkadaşlarımızdır. Zaman içerisinde içlerinden bazıları paylaşılanlar ve yaşananlar doğrultusunda bizim dostumuz olurlar. Gerçek dostlar, az bulunur, nadide insanlardır.

Bana göre dost, bir tane daha ben demektir. Yani benim üzüntümü, sevincimi, tıpkı benim gibi yaşayabilen insan demektir.

Dost, düşüncelerini dürüstçe söyleyebilen, gerektiğinde eleştiriler yapmasını bilen, karşısındaki kişiyi değiştirmeye çalışmadan olduğu gibi kabul edebilen, kimi zaman uzakta bile olsa varlığı sizi rahatlatabilen kişidir.

Unutmayın, herkesle arkadaşlık edebiliriz, fakat herkesle dost olamayız.

Milliyet blog köşemden yukarıda fotograflarını yayınlama şansına sahip olduğum dostlarımı buradan sevgiyle kucaklıyor, fakat ne yazık ki, aynı fotoğraf karesinde yer almayan diğer çok değer verdiğim dostlarımıda büyük bir özlem ve sevgiyle anıyorum.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekten kaçımız dostluk yapıyoruz, kaçımız bunun maansını bilipte hiçbir karşılık, menfaat gözetmeksizin yerine getiriyoruz. Bende sayıları okadar az ki, önemli olan bu nadide kişileri keşfetmek. Yanılıyormuyum acaba...

cemil... 
 11.09.2007 13:13
Cevap :
Kesinlikle size katılıyorum Cemil Bey..Bu konuda detaylı yorum yapmaya kalkıştığımızda,ister,istemez karamsar bir tablo çıkıyor karşımıza..Güzel dostluklar yaşayabilmeniz, dileğiyle..  11.09.2007 13:44
 

dostum diyebileceğin,yaşamı paylaşabileceğin insanlar var hayatında. Dostlarınla mutlu ve sevgi dolu günler yaşaman dileğiyle.

emel dedeoglu 
 01.08.2007 14:26
Cevap :
Çok teşekkür ederim.Eminim seninde yakın çevrende yaşamı paylaştığın bir çok dostun vardır.Yaşamımız dostlarımızla zenginleşiyor ve anlam kazanıyor.Sevgilerimle..  01.08.2007 14:33
 

böyle başlamış aşık veysel şatıroğlu:))) ve benim sadık yarim kara topraktır diye de eklemiş...dostluklar kazanımlardır ve gerçekten en boşlukta en ümitsiz olduğumuz anlarda ihtiyaç duyarız,belki böyle olmamalı ama iç dünyamızdaki gitgelleri böylece paşlaştığımız içindir belkide...kendi payıma karşımdakine bir güven tılsımı yollamaya çalışırım kendim gibi ben olsun diye,hani demişsin ya diğer ben diye:))) sanırım başarıyorum dost olmayı,dost kalabilmeyi,çünki;ne riya ne başka bir hesap var düşüncelerde...yalın alabildiğince özgür ve bir o kadar da kucaklayıcı:))) teşekkürler yazın için :))))

hekimoğlu16 
 01.08.2007 14:10
Cevap :
Bu güzel yorumun ve paylaşımın için teşekkür ederim.  01.08.2007 14:21
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 255
Toplam mesaj
: 43
Ort. okunma sayısı
: 1969
Kayıt tarihi
: 14.06.07
 
 

22.06.1970, İstanbul doğumluyum. Finans sektöründe çalışıyorum. Sanata ve edebiyata büyük ilgi duyuy..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster