Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Aralık '10

 
Kategori
Eğitim
Okunma Sayısı
948
 

Bir eğitimcinin öyküsü

Yazar bu anı romanda kendi ilkokul, ortaokul, öğretmen okulu, öğretmenlik, başöğretmenlik ve daha sonra müfettişlik anılarını anlatmaktadır.

Hesabali Turan, Artvin'in Şavşat ilçesinin Çavdarlı Köyü'nde doğmuştur. Babasının işleri nedeniyle birçok yer dolaşmışlar ve son olarak yine kendi köyleri olan Çavdarlı'ya yerleşmişlerdir. Bu köyde okul bulunmamakta, köy imamı okul yaşına gelen çocuklara köyün medresesinde Kur'an dersi vermektedir. 

Halk zaruret içinde geçindiğinden, çocuklarını çevre köylerde bulunmakta olan okullara gönderememektedir. Çavdarlı köyüne en yakın okul, Çiftlik Köyü'nde bulunmaktaydı ve bu köyün Çavdarlı’ya uzaklığı, gidiş-dönüş dört saatlik bir zaman alıyordu. Bu nedenle Hesabali'nin bu okulda okuması mümkün değildi. Bu yüzden Kireçli Köyü'nde okula gidecekti. Çünkü burada üvey dayısı ile teyzesinin evi vardı ve onların yanında kalma olanağı bulunmaktaydı. 

Bir sonbahar günü babası Hesabali'yi, köy okuluna kaydettirir. Ama üvey dayısı kesin bir ifadeyle, Hesabali'ye bakmak istemediğini söyler. Hesabali okuyamayacağı için çok üzülür ama babasının aklına Kireçli Köyü'ne yakın olan, yine Hesabali'nin teyze ve halasının oturduğu Arpalı Köyü gelir. Böylece, Hesabali hala ve teyzesinin yanında kalır ve her gün yürüyerek Kireçli köy okuluna gidip gelir. 

Hesabali'nin okuldaki ilk günü biraz değişik geçer. Çünkü sınıfında Harun isimli bir çocuğun kendi kendine, a, o, u... gibi ses çıkardığını görür ve ''Galiba bu çocuk delirdi, '' diye düşünür. Ama derslere başlayınca, sınıf arkadaşı Harun’un sesli harflere çalıştığını anlar. 

Hesabali birinci, ikinci ve üçüncü sınıfı Kireçli Köyü'nde okur ve Kireçli Köyü'nden aldığı belge ile Şavşat'taki Merkez Okulu'na kaydolur. Dördüncü ve beşinci sınıfı burada okuyarak, mezun olur. 

İlkokulu bitiren Hesabali, Ortaokul okumak için Artvin'e, şehir merkezine gider. Bu okulun Hesabali'nin köyüne uzaklığı, 40-50 km kadardır. Hesabali bu okulda bir çok sorunla karşılaşmasına rağmen, okulu birincilikle bitirmeyi başarır. Bir gün Vali, okulu ziyarete gelir ve Hesabali ile arkadaşı Nevzat'ı müdür odasına çağırır. Çünkü okul birincisi olduğu için onları tebrik edecektir. Bu durum Hesabali'nin köyünde çok olumlu karşılanır. Herkes, “Fakir Mazlum'un oğlu, şehirde vali ile kol kola dolaşıyormuş, ” demeye başlar. Böylece köydeki çocukların okula gitmesine bir zemin hazırlanmış olur. 

Ortaokulu bitiren Hesabali, parasız yatılı okul sınavına girer ama kazanamaz. Çünkü zengin aile çocuklarına torpil yapılır. Bunun üzerine Hesabali, Erzurum Öğretmen Okuluna başvurur ve bu okula kabul edilir. Ancak bu sırada, Vali Hesabali'nin Trabzon Lisesi'nde okuması için Özel İdarenin kasasına para koydurur. Bundan haberdar olan Hesabali, hangi okula gideceği konusunda kararsız kalır. Okul seçme konusunda, hocalarının da görüşünü alarak, Erzurum Öğretmen Okuluna gitmeye karar verir. 

Bundan sonrası Hesabali için zor günlerin başlangıcı olur. Erzurum'a yolculuğu saman yüklü bir kamyonun kasasında gerçekleşir. Yolculuk şartları çok ağırdır. Kamyonun kasasını, bir metre aşan saman balyalarının üzerinde, iplere tutunarak Erzurum'a doğru yol alırlar. Yol ilerledikçe hava şartları zorlaşır. Üzerlerine kar yağmaya başlar. Hesabali o yolculukla ilgili olarak, “Bir ara uykuya dalmıştım. Uyandığımda, mola vermiştik ve olduğum yerden kıpırdayamıyordum. Çünkü üzerimize 10 cm kar yağmıştı ve her yerimiz kaskatı kesilmişti, ” der. Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra, Öğretmen Okuluna varırlar. Hesabali, umduğundan da rahat bir ortamla karşılaşır ve hiç bir sorun çıkmadan birinci sınıfı bitirir. 

Tatilde memleketine geri gelir. Bu sırada babası hastalanan Hesabali, okullar tekrar açıldığında gidecek yol harçlığı bulamaz. Yakın akrabalardan para ister. Ancak Hesabali'nin okuyup bir yerlere gelmesini istemeyen akrabaları, borç para vermezler. Nihayetinde köylerindeki bir memur borç para verir. Hesabali böylece okuluna gidebilir. Yokluk içinde geçen öğrencilik hayatı, 1939 yılının Temmuz ayında sona erer ve Hesabali resmen öğretmen olur. 

Eylül ayı geçmesine rağmen, Hesabali’nin atama kararnamesi bir türlü gelmez. Para sıkıntısı çeken Hesabali, dört gözle tayinini bekler. Ekim ayının 25'inde Samsun'a tayin edildiğini öğrenir ve hemen Samsun'a hareket eder. Samsun'a vardığında, Milli Eğitim Müdürlüğü'nden Gümenüs Köyü'ne verildiğini öğrenir. 

Köye verildiğini öğrenen Hesabali büyük bir hayal kırıklığına uğrar. Okula doğru giderken, “Benim gibi Öğretmen Okulunu birincilikle bitirmiş bir öğretmeni, nasıl olur da köye verirler?” diye düşünür. İkinci hayal kırıklığını ise, okul müdürünü görünce yaşar. Çünkü müdür, oldukça yaşlı ve bakımsız kıyafetleri ile “Eğitim ve öğretimden bihaber birine benziyor, ” düşüncesine kapılır. 

Müdür kendisini çok sıcak karşılar ve doldurması için Yıllık Ders Planlarını verir. Yıllık ders planı doldurmayı bilmeyen Hesabali Öğretmen, cahil olduğunu düşündüğü müdürden yardım ister. Müdür kendisine yardım eder ve böylece Yıllık Planlarını tamamlarlar. Hesabali Öğretmen, müdür hakkındaki düşünceleri için çok utanır. Bu sırada Şavşat'a bağlı Veliköy okulunda öğretmenlik yapan, kendisi gibi genç bir öğretmenle becayiş yapar ve kendi memleketi olan Şavşat'a geri döner. 

Veliköy'de öğretmenlik yaparken, kızların sürekli devamsızlık yaptığını görür. Sebebini sorunca, velilerinin göndermediğini öğreniyor ve velileri uyarır. Göndermemekte ısrar eden aileleri, şikayet dilekçeleri yazarak uyarır. Sonunda tüm kızların düzenli olarak okula devamını sağlar. 

Hesabali, Veliköy okulunda öğretmenlik yaparken yedi ay maaşını alamaz. 1941 yılları yokluk yılı olduğu için gaz lambasına koyacak gaz bile alamaz. Karanlıkta idare etmek zorunda kalır. Hesabali bu okulda öğrencilere çeşitli müsamereler yaptırır. Bu da öğrencilerin çok hoşuna gider. Bir müsamerede rol gereği havaya ateş açılması gerekir. Arkadaşının silahını alan Hesabali, havaya ateş açar. Piyes devam ederken salonu jandarmalar basar ve “Bir silah sesi duyduklarını, bu yüzden herkesi arayacaklarını söylerler.” Bunun üzerine Hesabali piyesin devam etmesini ve bittikten sonra bayanlarla çocukların dışarı çıkarılıp, erkeklerin aranmasını söyler. Askerler bu öneriyi kabul ederler ve piyes bitince arama yapılır. Arama sonucunda, bir şey bulunmaz ve jandarmalar geri giderler. 

Bir süre öğretmenliğe devam eden Hesabali, Başöğretmen olarak Meydancık'a atanır. Meydancık çok dar arazili, bakımsız ve ana dili Gürcüce olan bir köydür. Başöğretmenliği sırasında birçok köyde öğretmen evi yaptırır. İnşaatların teftişi için müfettişler gelir ve çok güzel bir şekilde yapıldığını raporlara geçirirler. 

Hesabali, 1947'nin Haziran ayında Artvin'e gider ve denetmenlik (müfettişlik) sınavı yapıldığını öğrenir. Kendisi de müracaat ediyor ve 1 Kasım 1947'de İlköğretim Kısım Denetmeni olarak Şavşat'ta göreve başlar. Kendi bölgesinde iki ilçe, 101 köy okulu ve 202 öğretmenle eğitmen bulunmaktadır. İşinin çok zor olduğunu bilen Hesabali, hemen bir plan yapar ve bu plana göre teftişe başlar. 

Yeni atanan öğretmenlerin çok acemi olduğunu görünce toplantılar düzenler, öğretmenleri belirli gazete ve dergilere abone yapar. Kendilerini geliştirmeleri için oldukça gayret gösterir. Sonuçta bu işi başarıyla gerçekleştirir. Teftiş yaptığı zamanlarda birçok olayla karşılaşır. Bunlardan en önemlisi Ciritdüzü Köyü'ne teftiş için giderken, kurtlarla dansı olur. 

Hesabali o anları, “Bölge arızalı, ormanlık ve kışı en uzun süren, bol kar yağan bir yurt parçasıydı. Kış mevsiminde kurtlar köylere inebilirlerdi. Kaza merkezinden Çavdarlı köyüne gidiyordum. Merkezden akşam ezanı okunurken çıktım. Sataplıya'ya geldiğimde akşam olalı üç saati geçmişti. Gece bir hayli ilerlemişti. Mahallede kulağıma havlama sesleri geldi. Köylüler ellerinde meşalelerle dolaşıyorlardı. ‘Ne oluyor? Bu telaş bu heyecan ne?’ dedim. ‘Köyü kurt sürüsü bastı, onları kovaladık, değirmenlere doğru gittiler.’ dedi köylüler. Kurt sürüsü benim gideceğim istikamete gitmişti. Gece ilerlemişti. Yalnızdım. Yola devam etmem tehlikeliydi. Korkuyordum. ‘Beni misafir edin!’ demem onuruma dokunuyordu. Onurum korkumu bastırdı. Yoluma devam ettim. Tabancamı ateşe hazırladım. Düdüğümü öttürdüm. El fenerimin ışığı ile doru atın sırtında kurtların arasından geçerek köye ulaştım. Olayı anlattığımda işitenler hareketimi tasvip etmediklerini söylediler. ‘Çok tehlikeli bir davranış’ dediler, ” diyerek anlatır. 

Karlı bir gün erkenden Veliköy'den kaza merkezine yolculuk yapar. Kar yağmıştır. Veliköy-Ciritdüzü arasındaki yolda bir iz bile yoktur. Yolun ilk yolcusu kendisidir. Veliköy-Ciritdüzü arasındaki ormanda bulunduğu sırada, dere tarafından bir kurt önüne çıkar. Kurt yorgundur. Tepeye doğru yürüme gücü kalmamıştır. Önü sıra aheste aheste Ciritdüzü istikametinde yürümeye başlar. Kurt önde, atı ile kendisi onun peşinde yürür. Kurt her an geriye dönebilir, saldırabilir. Tedbir olarak tabancasını çeker. Ateş edeyim, der. Ancak birinci mermi ateş alamaz. İkinci mermiyi de namluya yerleştirmek mümkün olmaz. Çünkü ilk mermi namluda kalmıştır. Kurtla yolculuk devam eder. Bu arada namluda kalan mermiyi çıkarmaya çalışır fakat imkan bulamaz. Kurt dinlenmiştir. Artık geri dönüp saldırabilir. Tabanca çalışmadığına göre, kurda karşı koyabilecek bir tedbir düşünmesi gerekir. Tabancayı söker ve üç parça haline getirir. Kurt saldırırsa, bu parçaları atarak kendimi koruyacaktır. Ciritdüzü Köyüne yaklaştıkça köpek sesleri gelmeye başlar. Köpek havlamalarını duyan kurt, yolun sağ tarafına sıçrayarak ağaçlarla kaplı tepeye doğru koşmaya başlar. 

Bu sırada müdür Bekir Hazar'la aralarında bir tartışma oluyor ve denetmenliğinin ikinci yılında terfi etmesi gerekirken, terfi edemez. Çünkü Milli Eğitim Müdürü Bekir Hazar'ın yakın arkadaşı olduğundan, Hesabali’nin terfi etmesini engellemiştir. Hesabali dilekçeleriyle, ancak bir buçuk aylık gecikmeden sonra terfi eder. 

Hesabali'nin çalışmalarından rahatsız olan Bekir Hazar, Hesabali'yi herkese, “Politika çalışmaları yapıyor, ” diye tanıtır. DP'lilere gidip CHP için, CHP'lilere gidip DP için çalışmalar yürüttüğünü söyler ve böylece bölgenin ileri gelenlerinin Hesabali'ye karşı bir cephe almasını sağlar. 

Yeni Milli Eğitim Müdürü teftiş için biçki-dikiş kursuna gelir. Bu sırada Hesabali yeni müdüre eşlik eder. Müdür işini oldukça titizlikle yapan bir beyefendi olduğundan, bölgeyi iyice teftiş eder. Hesabali'nin görevini çok iyi yaptığını görür ve bölgesini değiştirir. Hesabali müfettişlik sınavına girer ve yine Bekir Hazar yüzünden sınavı kazanamaz. Daha sonra müdürün emri ile gelen Şerif Çayıroğlu, Hesabali'yi denetler ve onun verdiği olumlu rapor üzerine müfettiş olur. 

Hesabali, teftiş yapmak için gittiği köylerde birçok olumsuzlukla karşılaşır. Örneğin, 17 saat aç kalıyor, camilerde sabahlar, imam lojmanlarına sığınır. Köy odasında kaldığı akşam, evin kapısı zorlanır ve kapıyı açması söylenir. Bunun üzerine Hesabali havaya ateş açınca, kapıyı zorlayanlar kaçıp giderler. Bu kadar zorluğa rağmen o, bıkmak usanmak bilmeden, azimle görevini yapmaya devam eder. 

Hesabali, bu teftişleri yaparken on yıl boyunca satın aldığı doru atı kullanır. Bu doru attan sevgi ile bahseder. Bütün bunlar gerçekleşirken, kazalar birbirleriyle ilişki kursunlar, diye çeşitli münazaralar düzenler. Halk, Hesabali müfettişten çok memnun olur. 

Hesabali Maden Köyünü teftiş ederken, aniden kar ve tipi başlar. Çevresi bir metre yükseklikte karla çevrilir. Köylüler müfettişin geri dönmesine izin vermezler ama o yetiştirmesi gereken programı düşünerek yola çıkar. Köy teftişine devam eder. Çağlayan köyünü teftişe giderken, Zekeriya adı verilen bir köyü keşfeder. Soruşturduğunda, bu köyün Türkiye Cumhuriyeti haritalarında yer almadığını öğrenir ve ilgili yerlere başvurarak, köyün haritada işaretlenmesini sağlar. 

Hesabali bir gün Artvin Ardanuç'ta, Bağlıca'ya bağlı Goga adlı köyü teftişe gittiğinde, okul yaşı gelmiş ama okula devam etmeyen çocukları görür. Köyde okulun olmadığını duyunca, okul yapılması için müracaatlarda bulunur ve köylülerin de yardımıyla okul yapılıp hizmete açılır. Yine burada da siyasi işlere karışmadığı için, Ardanuç'tan Erzurum'a sürülür. 

23 yıllık Şavşat'taki görevinden sonra liseye giden iki çocuğunun, daha iyi bir eğitim alabilmesi için tayinini Ankara'ya ister. Ancak müdür tayinin bu yıl yapılamayacağını söyler ve gelecek yıl yapmak için söz verir. Ankara'ya tayini çıkana kadar Trabzon'da ikamet ederler. Artvin'de kış için tam bir hazırlık yaparlar ancak Trabzon'a gidecekleri için bu hazırlıkları yarı fiyatına devredip Trabzon'a giderler. Bir yıl çok çabuk geçer. Tayini Ankara'ya çıkar. 

Artık Hesabali'nin müfettişlik hayatı, Ankara'da Çamlıdre'de devam eder. Yeni Turan, Mecidiye, Etimesgut, Yeni Mahalle, Kurtuluş, Barbaros, Gaziosmanpaşa ve daha birçok yerde teftiş yapar. Ankara'da çevreyi tanıdıkça, kendisinin daha güçlü olduğunu hisseder. 

Artık Hesabali'nin hayatında başka bir dönem başlar. Çünkü grup teftişi yapmaya başlarlar. Hesabali teftişten gittikçe daha zevk aldığını görür. Gittikleri yerde hava koşullarından, ulaşım sorunundan ve gece o yerde kalma derdi olamadan teftiş yapmanın tadına varır. Gidecekleri yere toplu bir şekilde taksi ile gidip, yine teftişten sonra evine dönünce özgür olduğunu hisseder. 

Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nden mezun olan arkadaşının desteklemesiyle, Enstitü'ye yazılır ve üç yılda mezun olur. Çünkü Türkçe sınavını geçemez. Bunun nedeni de, Dilbilgisi kitabında gördüğü birkaç yanlışı dile getirince, bu duruma kızan, kitabı yazan hocanın tavır almasından kaynaklanır. Velhasıl sonunda mezun olup diplomayı alır. 

Hesabali Teftişler sırasında, birçok zorlukla karşılaştığı gibi, komik olaylarla da karşılaşır. Mesela Ankara'ya gelirken arkadaşlarına, “Nihayet attan iniyorum, artık teftişe araba ile gideceğim, ” der ama Ankara'nın bir köyünü teftişe giderken, yolun dar olması sebebiyle, araba yola giremez ve eşek ile teftişe giderler. Olayı anlatınca arkadaşlarının dalga konusu oluyor. “Attan inip eşeğe binmek böyle olur, ” diye gülüşüyorlar. 

 Hesabali, Ankara'da da birçok zorlukla karşılaşır. Ancak bu zorlukları görevinin kendisine yapmış olduğu bir cilve olarak görür. Sadece Ankara'da değil, çevre illerde de teftişe gider. Hesabali Ankara'yı çok sever. Son olarak yazar: 

“Zalimin zulmü varsa,  

Mazlumun da ahı vardır. 

Bu ah yerde kalırsa,  

Ne şah, ne de Allah vardır, ” 

diyerek yaşamöyküsünü bitirir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Saygıdeğer öğretmenim,sabah saat beş. Yazıyı okuduğum zaman gözlerim doldu..Bizde Çektik bir çok şey ama bizden öncekiler de neler çekmişler. Merak ediyorum genç öğretmen arkadaşlar bu tür yazıları okuyunca ne düşünürler acaba. Öğretmenim yeni yılınızı da ailecek kutlar sağlıklı uzun bir yaşam dilerim.

Ctmaksaray1973 
 25.12.2010 4:55
Cevap :
Merhaba sayın öğretmenim. İlginize çok teşekkür ederim. Genç öğretmenlerin bazıları, "Sizin çektiklerinizi biz de çekmek zorunda mıyız?" diyor. Kimisi de "Bulunduğumuz durumun kıymetini bilelim" diyor. Eğitim Tarihi dersi var ama bunlardan hiç söz edilmez. Bu eksiği öğrencilerimle, okuyarak kapatmaya çalışıyoruz. Biraz da eğitimin toplumsal tarihini öğrenmek istiyoruz. Öğrencilerimizde bir kıpırdanma başladı. Öğretmenlerin durumunu bilmiyorum. Gelecekten umutluyum ve iyimserim. Bu işlere ilgi duyan öğrencilerim beni umutlandırıyor. Sağlık ve huzurlu bir yıl geçirmenizi diliyorum. Selamlar.  26.12.2010 13:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 425
Toplam yorum
: 282
Toplam mesaj
: 98
Ort. okunma sayısı
: 3060
Kayıt tarihi
: 06.12.06
 
 

Gazi Eğitim Fakültesi, Eğitim Bilimleri Bölümü, Eğitim Yönetimi, Teftişi, Planlaması ve Ekonomisi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster