Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Nisan '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1859
 

Bir elinde cımbız, bir elinde ayna, umurunda mı dünya

Bir elinde cımbız, bir elinde ayna, umurunda mı dünya
 

Kapitalist yeni dünya düzeninin getirdiği global ekonomik kriz iktisatçıların uğrunda yalaka olduğu İngiliz john maynard keynes in, büyük balık küçük balığı yer, büyük olan balık küçükleri yedikçe daha da büyür, dediği, bana göre “ leş düzeni” anlatımında değil,

Asıl kapitalzmin ince ayarını ben daha 15 yaşındayken Türkiye nin 5 sente muhtaç olduğu, yokluğun ve yoksulluğun dibe vurduğu 78li yıllarda, siyah, beyaz televizyonlar döneminde TRTde reyting rekorları kıran bir dizi filminde tanıdım.

Filmin içeriği Amerikalıların çok sevdiği düzen olan zenginler sınıfı içinde bir aile ve o ailenin içersinde yaşanılan Entrikalar, çarpık ilişkiler, ihanetler, yalanlar,

Hele o aile fertlerinden biri vardı ki, koca silindir şapkasının altına saklanan, sırıtan mizacı ile tam bir kurnaz tilkiye benzeyen, kapitalist, fitneci, çıkarcı, değişik atraksiyonlarla vurkaç taktikleri yapan, karşısında duran herkesi acımadan ezen, sömüren, gerekirse ona muhalefet eden tüm aileyi hatta şehiri bile taklaya getiren, karısını durmadan aldatan, aldatıldığında bile kıskanmayan, vurdum duymaz bir kişilikten izleyerek öğrendim.

O kişi kimdi?

Hatırlayın..

Yuing ailesinin şerefs.. Ceyarı

İlginçtir, gösterime girdiği yıllarda hep garibanın, mazlum ve mağdurun yanında yer almasıyla ünlü olan kadirşinas halkımız, nasıl olduysa kötülüğüyle nam salmış bu Ceyar karakterini o günlerin modası 80li yılların gereği zengin ve güçlü olmak için çal çırp, ama hiçbir kural tanıma felsefesi ile hemen benimsedi.

Onun gibi olmaya çalışıldı.

Yine ilginçtir, bu filmin sayesinde, flimde izlenen yaşam tarzı o kadar içimize işledi ki birden bire toplumda, elinde viski bardağı ile dolaşan, Yuing ailesi gibi büyükşehirlerde çiftliklerde, villalarda yaşayan, bahçelerinde mangal partileri düzenleyen aileler ortaya çıkmaya başladı.

Yine çok ilginçtir, arkadaşlar hatta kardeşler bile aralarındaki tartışmalarda karşı taraftan kahpelik gördüğünde “ Ulan ceyar gibisin haa..” hitabet şekli ile, her ailede, her mahallede, her şehirde sırf para kazanmak, zengin olmak için “ Ceyar gibi alıp, Ceyar gibi satan, Ceyar gibi dolandıran, Ceyar gibi bakan, Ceyar gibi arkadan vuran “ insanlar türedi.

Alışılmış olan dedikodu kültürümüz bile değişmişti.

Kocası tarafından aldatılan eşlerde çekilen cefa, eziyet görüldüğünde “Duydun mu kız filancı adam, karısını Ceyar gibi aldatmış “, “ vahh, vahh.. duydum kız, duydum, zavallı kadın sonunda Suelin gibi oldu, söylentileri günlerce konuşulur olmuştu.

Ya çevresel etkileri

Her ne hikmetse bütün işletmelerin adı değişip, Dallas oluverdi. Yemek yemeye Dallas resteurantına, kahve içmeye Dallas kıraathanesine, banyo için Dallas hamamına gidilmeye başlandı.

Sonuçta, milli değerlerimizden uzaklaşıp, özetle “ The End “ olduk.


Bütün bunları niye anlattım.

Devletin kanalında pazar akşamları TRTde o yıllar bizleri 3 yıl boyunca haftalık derslerle, kesintisiz ekranlarda uyduruk bir senaryoyla bölüm, bölüm gözümüzün içine soka, soka, kafamıza vura, vura kültürel, fikirsel ve ahlaki değişime bizleri nasıl uğrattılar yukarıda kısaca anlatmaya çalıştım.

Emperyalistlerin en güçlü silahı medyadır kardeşim, MED- YA dır.

Emperyalistler, ülkenize getirdiği küresel sermayeyi size çaktırmadan yukardan inme değişimleri ilk önce medyanızda yaparlar.

Yapmadılar mı?

Ardından belli sayılardaki zenginleri daha çok zengin, ezilen milyonları daha çok fakir edip Bağımsız, Özgür, Sosyal devlet anlayışınızı da yok ederler.

Sonuçları ortada, söylemeye bile gerek yok..

Hatırlatayım,

Kapitalizmin açlığa sürüklediği, fakir, ezilen, dibine kadar sömürülen Afrikada, büyük balığa, küçük balığı yedirten, en önemli su faktörünü unutan Keynese inat, herkesin bildiği, dillere pelesenk olan bir sözleri vardır.

“ Sular yükselince, balıklar karıncaları yer, Sular çekilince de karıncalar balıkları yer”

Aslında kimin, kimi yiyecegine balıklar ya da karıncalar değil " Suyun akışı" karar verir “ derler.

Bu günkü dünyada hatta bölgemizde yaşanan ekonomik, siyasi, askeri kapışmalar büyük balık, küçük balık ya da karınca meselesi değildir.

Ben de biraz ileri gidiyorum, diyorum ki.

Asıl olan suyun akışı bile değil, akışına karar verenlerdir.

Uyanık olun uyanık.

23 Nisan çocuklarımızın bayramı olan bu mutlu anlamlı günde bile bir birimizi yiyip kavga ederken suyumuzun akışına karar verenler var ya hala..

Bir ellerinde cımbız / bir ellerinde ayna / umurlarındamı mı dünya / hergün başka bir dünya da / hergün başka bir alemde / günlerini gün ediyorlar / sefa mız olsun, oooooooohhhhh.. ohh.. diyorlar.

Daha ne diyim..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben o yıllarda daha 6-7 yaşlarında çocuktum ama hiç sevmezdim. Bu gün yürütülen operasyonların hepsi artık medya üzerinden yapılıyor. Artık mahkemelere gönderilen ihbarlar, mektuplar bile önce medyaya gönderiliyor. Ve ne yazık ki medya organlarının büyük kısmı artık yabancıların elinde. Yabancı adamlardan milli çıkarlarımızı savunmasını bekliyoruz. Daha da çok bekleriz...

kartal0634 
 11.11.2009 17:21
Cevap :
Millet oarak, Kartallar gibi yüksekten uçup kargaların sürülerine takılmamak lazım :) Sevgi Saygı ile Kartal0634 ün yorumuna çok teşşekkür ederim.:)  18.11.2009 14:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 103
Toplam yorum
: 231
Toplam mesaj
: 28
Ort. okunma sayısı
: 1278
Kayıt tarihi
: 13.03.07
 
 

İnsanım, eşitlikten ve hak’tan yana olan. Hiçbir şeye duyarsız olamadım. İnsanım ve merak ediyoru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster