Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ocak '10

 
Kategori
Doğal Hayat
Okunma Sayısı
766
 

Bir fareyi sevebilmek

Bir fareyi sevebilmek
 

BİR FAREYİ SEVEBİLMEK!


O bir tarla faresi ve adı Gonzales. Yıl 1989 . Gonzalesle tanışmamız pek sevindirici değildi bizim için. O zamanlar Üniversite de okuyorduk ve doğrusu yemeklerimize ortak almaya hiç niyetimiz yoktu. Gonzales ise anlaşılan bizim düşüncelerimizin tersine bizden çok hoşlanmıştı. Biz onu evden çıkartmak için neler yapmadık ki ;

Her şeyden önce sınırlı bütçemizi zorlamadan bu fareden kurtulmanın yolu onu kendi olanaklarımızla dışarı atmak olduğu kanaatine vardık. Hadi bakalım kolay gelsin der gibi Gonzales bizi saklandığı kanepenin altından gözetliyordu. Biz bütün silahlarımızı kuşanmıştık kimimizin elinde süpürge kimimizde faraş. Zavallı Gonzales’se başına geleceklerden bi haber öylece duruyordu. Bu savaşta uygulayacağımız stratejiyi de önceden belirlemiştik. Birimiz kanepeyi kenarından kaldıracak diğeri arkadan saldırarak Gonzalesin daha derinlere girmesine engel olacak ve öndeki iki arkadaşımızsa son darbeyi gonzalese indirerek işi bitirecekti. Her şey hazırdı ve operasyonu başlatma kararı almıştık ki ne olduğunu anlamadık gonzales yerinde yoktu. Evin altını üstüne getirdik ama nafile sanki yer yarılıp yerin dibine girmişti. Bu arama sırasında dışarıya açılan bir delik bulduk. Burası gonzalesi bize getiren delik olmalı diyerek bu deliği bir güzel tıkattık. Sonrada dağıtırken zorlanmadığımız eşyalarımızı büyük sıkıntılar çekerek yerleştirdik. Bir taraftan da evi düzelttiğimiz için seviniyorduk. Ev o kadar dağınıktı ki geçen yıl kaybettiğimizi sandığımız cüzdanı bile bulduk. Her şey yerli yerine yerleşti artık rahatız. Tek sorun acaba bu fare yiyeceklere dokundu mu dokunmadı mı ? Doğrusu karar veremedik ve açıkta kalan yiyecek bir iki yemeği atmaya karar verdik.

Gece yatma vakti. Herkes yatağına çekildi. O ne bir tıkırtı. Elektrik ocağının soluk ışığında hayal meyal bizim gonzalesi fark ediyoruz. hurraa hepimiz ayaktayız. Yine evde bir savaş havası ama bu kez işi bitirmeye kararlıyız. herkes tekrar silahını kuşanıyor. ve savaş başladı ama yine gonzales kaybettiriyor izini. Deliği kontrol ediyoruz kapalı. Yapacak bir şey yok evi toparlayacak zamanda yok yarınsa sınav var. ister istemez yatıyoruz. ama uyumak imkansız en ufak ses bize gonzalesmiş gibi geliyor.

Ertesi gün bütün yiyecekleri kaldırıyoruz. açıkta bir şey yok. Gonzales bu gün oruç tutacak diyoruz içimizden ve dışarıda kışın ayazına bırakıyoruz kendimizi. Akşam eve gelince benden önce eve arkadaşlarımın geldiğini görüp seviniyorum kapı açık ve bu evin sıcak olduğu anlamına geliyor. Kapıdaysa bir sürpriz karşılıyor beni kapıya asılı bir kağıtta Gonzalesin resmi altındaysa "ölü yada diri getirene ödül var "yazılı bir tebessüm kaplıyor içimi ve eve giriyorum.

Arkadaşların suratı asık. Ne oldu diyorum. Ekmek torbasını ve kuru erzakın bulunduğu rafları gösteriyorlar bana. Gözlerime inanamıyorum. O küçük tarla faresi nasıl olurda bütün yiyecek poşetlerinin bir tarafını açıp tadına bakabilir. Evde bir matem havası, herkes burnundan soluyor. Bu Gonzales in son günü olacak belli herkes tekrar silahlanıyor. Bana dahi süpürge veriyorlar. Oysa ben fareden korkarım. Ama dinleyen kim. Bütün eşyalar teker teker yan odaya aktarılıyor, yerdeki halıların altı kontrol ediliyor. Sonrada olası bütün delikler kapatılıyor. Gonzales yok. Herhalde yan odadadır diye düşünüyoruz. Savaş stratejimizi tekrar gözden geçiriyoruz. Bu kez ikinci oda boşaltılacak. O işlem de tamamlanıyor. Gonzales yine yok. Artık onun dışarı kaçtığına eminiz. İçeri girebileceği tek yer kapı. Onunda tedbiri alındı kapı kesinlikle açık kalmayacak. Bütün yiyecekler bu arada atıldı ve tekrar alışveriş yaptık. Doğrusu ekonomimiz ağır bir darbe aldı. Akşama doğru tekrar yemek yaptık ve ders çalışıyoruz. Bir ara bir tıkırtı duyar gibi oldum. Arkadaşlara sordum. Herkes ters bir şekilde yüzüme baktı ısrar edecek durumda değilim. Çünkü hepsi beni suçluyor. Akşama doğru yatarken tıkırtıları artık diğer arkadaşlar da duyunca yine ayaklandık. Ama gonzalesi göremedik. Neyse en azından uykumuzu aldık. Sabahleyin akşamdan kalan ekmeklerin gonzales tarafından tadına bakıldığını anlayınca sinirden artık gülüyorduk. Gülerken de eve bir kedi almaya karar verdik.

Eve aldığımız kedi de bir şey yapamadı. Çılgın arkadaşımız gonzalesin yollarına elektrik hattı döşedi ama nafile yine olmadı. En sonunda bir şeyi öğrendik. Akşam yatarken bir parça ekmeği gonzales için dışarı bırakınca hiçbir şeye zarar vermiyordu. Bu bizimde hoşumuza gitti herkes kedi-köpek bakarken biz tarla faresi bakıyorduk. Bazen akşamları gonzales kanepenin altından başını çıkartıp televizyon dahi seyrediyordu. 2-3 ay sonra hepimiz gonzalese alışmıştık. Hepimiz haracını unutmamaya çalışıyorduk. Ne olduysa gonzales evi terk etti. İnanın buna çok üzülmüştük. hatta onu bulmak için bile aradık. Ama bulamadık 2 hafta sonra gonzalesi bahçede çiçekleri sulamak için kullandığımız teneke kutunun içinde ölü olarak bulduk. Zavallı dostumuz kutuya düşmüş ve bir daha çıkamamıştı. Hepimizin morali çok bozuldu. O günkü sınavdan zayıf aldım oysa ki sınava çok iyi hazırlanmıştım.

Veterinerx. com dan alıntıdır

Topraktan ateşten ve denizden
doğanların
en mükemmeli doğacak bizden...
.......................................
.......................................
....................................... ve insanlar ellerini
korkmadan
düşünmeden
birbirlerinin ellerine bırakarak
yıldızlara bakarak:
- "Yaşamak ne güzel şey!"
diyecekler;
bir insan gözü gibi derin
bir salkım üzüm gibi serin
bir ferah
bir rahat
bir işitilmemiş şarkı söyleyecekler...
Hiçbir ağaç
böyle harikulâde bir yemiş vermemiş
olacaktır

Ve en vadedici
bir yaz gecesi bile
böyle sesler
böyle inanılmaz renklerle
sabaha ermemiş olacaktır.
Topraktan
ateşten
ve denizden
doğanların
en mükemmeli doğacak bizden...................Nâzım HİKMET

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

ve Gönzelesin anlatmaya çalıştığı şey ne kadar etkileyici,"sen tokken aç olan canlıyı da düşün"ve fare kafasıyla,kapıya konan yiyecekten sonra rahatsız etmeyişi ne kadar anlamlıydı,çok etkilendim,gülümsedim,yeryüzünde bilinç taşıyan herşeyin söyleyecekleri var Yapukay değil mi duymayı öğrenmesi gerek insanlığımızın.Sınırsız SEVGİMLE....

Şerife Mutlu 
 07.01.2010 18:26
Cevap :
Olayları duygusallıktan arınmış olarak yorumlamak, sevmediklerimizin de haklarını teslim etmek, değerli olduğunu kabul etmek gerekiyor. Sevgilerimle.  07.01.2010 20:45
 

Bilfiil tam 3 yıl evimde Gonzales besledim oğlumun hatırı için. Her daim kafesnde durdu. Ara-sıra küçük talimler yaptırdık tabii ama ufak çaplı:) Bir keresinde de yıkamıştık:) tam bir sıçandı ve çok çirkinleşmişti yıkanınca.. Gonzaleslerin ömrü 3 yıldır.. sonra öldü. Tüm hayvanlara sevgim vardır yalnız farelere karşı biraz antipatim var açıkcası.. ürküyorum.

sema öztürk 
 07.01.2010 12:59
 

Eğer insanı sevmiyorsa, ona fareyi sevdirmek mümkün mü? Selamlar...

Mesut KARİP 
 07.01.2010 11:58
Cevap :
Asla!!!!!!! Katkınız için çok teşekkür ederim.  07.01.2010 16:31
 

Veterinerin bire bir hikayesi anladığım kadarı ile. Sevgi ile bakınca sevmek için neden bulunur. Öğretmenim böyle bir hikaye anlatmıştı,şimdi anımsadım. İki kişi yolda yürürken fare ölüsü görürler. biri bağırır ayyyyy çok iğrenç der. Diğeri.Nesi iğrenç? Farenin ölüsüne değil, dişlerine bak, ne kadar güzel der. kıssadan hisse. Saygılar.

Fatma Güneş ERGEN 
 06.01.2010 15:25
Cevap :
Hikaye çok sıcak geldi. Acabadiyorum beir fareyle karkşılaşsam bakışımda bir değişiklik olabilir mi? Diye kendi kendime sormadan da edemedim doğrusu. Sevgilerimle.  07.01.2010 16:33
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 221
Toplam yorum
: 1772
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1808
Kayıt tarihi
: 27.09.06
 
 

Evli bir kız çocuğu babasıyım. Yüksekokul mezunuyum. Bir kamu kurumunda çalışıyorum.16.03.2017 ta..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster