Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '16

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
130
 

Bir fasit daire: Yoksulluk ve evrensel değerlerin yoksunluğu(!)

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) “Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması”nın 2015 yılı sonuçlarına göre, memleketimizde yoksulluk oranı,  yüzde 21,9 imiş.

Takriben 79 milyon olan nüfusumuzun 17 milyon 300 bini, yoksul bir durumdaymış. Bu katman içindeki nüfusun 15 milyonu da seçmenmiş.

Bir ülkenin “yoksullaşması” ya da genel nüfus içinde yoksulların giderek artması, siyasetçiler açısından bulunmaz bir fırsattır da.

Bu duruma ülkemiz ölçeğinden bakar isek, 14 yıldır iktidarda olan AK Partinin toplumdaki yoksullaşmayı “siyaset etmede” kullandığı söylenebilir. Yoksulluk ve özgürlükler/demokrasi anlayışı arasında da yakın bir ilişki vardır. Siyasi iktidarlar; toplumda hissedilen yoksulluğun, yine toplumsal yaşamda büyük bir tahribata neden olmaması yönünde “pragmatik” veya “palyatif” önlemler alırlar.

Türkiye’de geniş ve yoksul kitleler, AK Parti’ye sağladığı bazı olanaklar dolayısıyla yönelmekte; ve siyasal tercihini yine bu partiden yana devam ettirmektedir. Yoksul ve yardıma muhtaç kesimlerin, devletin ilgili kurumlarınca korunup-gözetilmesi; nakdi yardımlar ile ayakta kalmalarının sağlanılması, seçmen ve siyasetçi açısından kısır bir döngüyü ortaya çıkarır: Seçmenler/geniş kitleler, kendilerine sağlanan nakdi ve ayni yardımların kesilmemesi için, bu yardımların kaynağı olan partiye “teveccühlerini” sürdürmek “zorunda” kalırlar/bırakılırlar...

Dünya siyasal literatürüne baktığımızda, “yoksul ülkelerde” aynı zamanda “demokrasinin” de eksik olduğu gözlemlenmektedir. Yoksulluk/yoksullaşma ve mahrumiyet; dünya üzerindeki rejim yönelimlerinde de etkin bir role sahiptir. Dikta rejimlerinin hâkim olduğu ülkelerde, ne refahtan ne de demokrasinin evrensel değerlerinden bahsedebiliriz. Otoriterleşme veya otoriterliğe kayma eğilimlerinin olduğu ülke/bölge/coğrafyalarda, ülkelerin sahip olduğu zenginlik, topluma “hakça/adilanece” tahsis edilmez. Körfez ülkeleri ve Suudi Arabistan gibi ülkelerde petrol ve petrole dayalı bir “suni” zenginlik vaki ise de, halkın ekseriyetinin yoksul olması, medeni dünyadan kopuk bir hayat sürdürmesi, fasit bir daireyi besledikçe besler: Ve yoksulluk ve mahrumiyet demokrasinin ve özgürlüğün çanına ot tıkar...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

17 milyon 300 kişi yoksulsa ve bu sayının 15 milyonu seçmense; yoksul seçmenin oranı 15.000.000/17.300.000= %88 oluyor demektir değil mi?

Nizamettin BİBER 
 13.10.2016 15:02
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 689
Toplam yorum
: 134
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 81
Kayıt tarihi
: 18.05.16
 
 

Ben, Uludağ Üniversitesi Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü mezunuyum. Şuan için öze..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster