Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Aralık '15

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
265
 

Bir Fenomen : GÖBEKLİTEPE

Bir Fenomen : GÖBEKLİTEPE
 

Göbeklitepe'deki gizem ve muamma çözülebilecek mi acaba ?


Urfa’daki Göbeklitepe höyüğündeki bulgular 1994 yılında bir çobanın tesadüfen toprağın üstüne çıkmış bir taşı fark etmesi ve toprağı kazması sonrası yaklaşık 6 metre boyunda bir taş bloğu bulması ve yetkililere haber vermesi sonrası ortaya çıkarılmaya başlandı. Ve ilk bulunan objelerin günümüz mimarısine ait olmayan başka taş bloklar da bulundu. Ve bu bloglar çok düzgün ince bir işçilikle yontulmuştu ve T şeklindeydi üzerinde kabartma hayvan figürleri vardı. Bu çok ilginçti. Çünkü çevrede hiç buna benzer bir bulguya rastlanmamıştı. Ancak, daha da ilginci karbon analizlerinde bulguların günümüzden 12.000 yıl öncesini işaret etmesiydi.

Evet günümüzden 12.000 yıl önce inşa edilen ve dünyanın ilk Tapınağı olduğu düşünülen Göbeklitepe, bugüne kadar insanlık tarihi hakkında tüm bildiklerimizi değiştirdi. İnsanlık tarihi hakkında tüm bilgilerimizi yeniden sorgulatan, dünyanın ilk tapınağı (şimdilik tapınak olduğunu düşünülüyor. Ancak, farklı teoriler de üretilmekte..) Göbeklitepe, günümüzden 12.000 yıl önce inşa edilmiştir. Arkeolojik açıdan Çanak-Çömlek öncesi Neolitik A dönemine yani MÖ.9600 - 7300 yıllarına ait olan Göbeklitepe'de, 1995 yılında bir tepe üzerine inşa edilmiş çok sayıda yuvarlak biçimli yapı bulundu. Göbeklitepe ve civarında kazı çalışmaları 1995 yılından beri Prof. Klaus Schmidt tarafından yürütülüyor. Toplamda 20 adet olan ancak şimdilik altı tanesi çıkarılan bu yapılardan elde edilen verilere göre bu yapılar dini amaçlı kullanılmışlar. Taş devrinden kalma bu tapınakların yapılışında ortak bir özellik mevcut. Hepsi T biçiminde sütunlar ile çevrilmiş ve yuvarlak şekilli yapıların hepsinin içinde T şeklinde iki sütun karşılıklı duruyorlar. Bu sütunlardan biri 6 metre, diğeri biraz da kısa… İzlediğim bir belgeselde bunun birinin erkek, diğerinin ise dişiyi temsil eden iki insan figürü olduğu belirtildi. Zira bu T şeklindeki sütünların kenarlarında uzun kolları andıran kabartmalar vardı.. Ve bunların etrafında dairesel olarak dikey bir şekilde duran başka sütünlar da vardı. Ve enteresan bir görüş, bu alanın yine insan eliyle toprakla örtüldüğü..

Arkeologlar boyları 3-6 metre arasında değişen bu sütunlar 40-60 ton ağırlığında olduğunu belirtiyorlar. Yine bu sütunlar üzerine işlenmiş birçok hayvan tasviri ve soyut semboller de mevcut. Günümüzden 12.000 yıl önce yaşayan insanların avcı-toplayıcı dönemde yaşadıklarını ve çok basit ilkel el aletleri kullandıkları düşünürsek, o dönemde bu kadar ağır ve yüksek sütunları nasıl işledikleri, buraya nasıl getirdikleri ve nasıl diktikleri hatta bu yapıları neden yaptıkları ve neden toprakla kapattıkları şimdilik büyük bir muamma. Zaten Göbeklitepe’yi de fenomen haline getiren bu sorular..

Bu muammanın yanı sıra günümüze kadar bozulmadan korunmuş olarak kalması ve yapıldıktan yaklaşık 1000 yıl kadar sonra tamamen gömüldüğü anlaşılan ve yalnızca %5’i gün yüzüne çıkartılan Göbeklitepe'nin neden gömüldüğü soruları da ayrıca zihinleri kurcalıyor.  

Öyle ya da böyle, o buluntular, ya da orada yaşamış olan insanlar/uygarlık bilinen bilgilerle açıklamıyor. Konuyu daha iyi anlamak açısından bir kaç noktaya dikkatinizi çekmek isterim..

1) Öncelikle burasının bir tapınak mı, yani ibadet edilen bir yer mi, değil mi bu belli değil. Zira referans verilen tarih hem dinler öncesine ait bir tarih, hem de o tarihlerde (muhtemelen buzul çağı sonrası) avcı-toplayıcı topluluklar vardı. O tarihlerde din ve inanç sistemi olması, buna bağlı olarak da inanç merkezleri olması imkansız. Bunun haricinde bugünkü bilgilerimizle Neolitik-Tunç Çağları MÖ 6500 yıllarında yaşanmış.

2) Olayı dinler tarihi açısından değerlendirirsek, İncil uzmanlarının belirttiğine göre dünya M.Ö 8000'li yıllarda oluşmuş. Ancak, bu buluntular M.Ö 12.000 yılına, yani İncil'in bilgisini referans alırsak ve kabul edersek dünyanın oluştuğu söylenen tarihten 4.000 yıl daha önceye ışık tutuyor Göbeklitepe....

3) Bu bilinen tarihi bulgulardan hatta insanlık tarihinden daha da eskidir. Zira tarihi değiştiren buluntu olan Mısır piramitleri M.Ö 3. yüzyıla ( en eski yaşta olan Sakkara Piramidi M.Ö. 2650'de yapılmış) dayanır. Maya uygarlığının geçmişi M.Ö 600'lü yıllar.. Aradaki tarihlerde de farklı uygarlıkların varlığı bulunmuştur. Örneğin Çin'deki beyaz piramitler diye bilinen piramitlerin yaşı tam olarak bilinmese de M.Ö 2. yüzyıllara dayandığı belirtilmekte.. Ancak, Çin bu piramitlerin olduğu alanı yasak bölge ilan ettiği için araştırılamamaktadır..

4) Dünya bunlarla yılarca meşgul olurken, Orta Asya'da bulunan bazı bulgular o tarihe kadar insanlık tarihini Mısır Piramitlerinin tarihine kadar bilinirken Sümer uygarlığının tarihinin M.Ö 5000-5600'ler de var olduğu kanıtlandı. Yani Mısır uygarlığından neredeyse 3.000 yıl öncesine...

5) Kimse bilmez ama yakın zamanda İzmir'in Yeşilova höyüğünde yeni bulgular, kalıntılar bulundu ve bu bulguların yaşının M.Ö 6500 yıllarına kadar uzandığı tespit edildi.. Bu tarih hem Sümer'lerden, hem de kentin bilinen tarihinden daha eskidir. Zira yakın tarihe kadar kent 5.000 yıl öncesine endeksleniyordu. Bu yeni bulgular kentin 1500 yıl daha yaşlı demektir.

6) Zihnimizi tam da bu bilgilerle meşgul ederken, Göbeklitepe her şeyi sıfırladı. Çünkü ne bulunan bulgular daha öncekilere benziyordu, eşleşiyordu, ne de bölgede buna benzer bir şeyler bulunmuştu. Anadolu topraklarının medeniyetler beşiği olduğu bilinir. Yüzlerce hatta binlerce uygarlık gelip geçmiştir bu bereketli topraklardan, ancak böyle bir uygarlığa rastlanmamıştı. Ve referans alınan tarih çok ilginç M.Ö. 12.000 'li yıllar. Yine dinler tarihine bakaca olursak, bu Nuh tufanından daha eski bir tarih. Zira Tevrat'da Hz. Nuh'un doğumu, M.Ö. 3478 olarak belirtiliyor.

***

Peygamberler diyarı Urda'da bu buluntular bir tapınak mı aittir ?Yoksa, farklı bir sistemin parçası mıdır ? Orada nasıl bir uygarlık yaşamıştır. Buna karar vermek için henüz çok erken.. Zira tapınak olsa çevresinde bir yerleşke'nin buluntuları da olması lazım. Maalesef herhangi bir yaşamsal bir buluntuya rastlanmamış. Höyüğün yalnızca %5’inin gün yüzüne çıkartıldığını anımsatarak, daha nelerin bulunacağını, neleri öğreneceğimizi bilmiyoruz. Ama kesin olan bir bilgi var ki, üzerinde yaşadığımız bu topraklar gerçekten çok değerli. Belki altında petrol, doğalgaz vs. yok ama hiçbir ülkeye nasip olmayan bir tarihi saklıyor. Ve dünya bu bilgilerden beslenecek. Bu da bizi mutlu etmeli. . Bence kazı devlet güvencesi ve kolluk güçleri emniyetine alınmalı. Eğer uygun ödenekler alınırsa, ve bölge koruma altına alınırsa, Urfa yakın gelecekte Mısır’dan daha çok turist çekecektir.

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2527
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster