Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '07

 
Kategori
Kişisel Gelişim
Okunma Sayısı
4938
 

Bir fikri satmak!

Bir fikri satmak!
 

Bir şeyleri ilk kez yapıyor olmak hem çok özeldir hemde risklidir. Riski, henüz o işin bir adının olmaması ve başkaları için bir anlam ifade etmemesidir. Benim en büyük şansım yada şanssızlığım bir çok ilk’in içinde bulunmak oldu. Eposta’da neymiş deyip faksa sarılanlarıda gördüm, kredi kartının sanal’ı mı olurmuş diyenleride.

Aslında iyi olan bir fikir yada uygulama ilk çıktığında da aynı değerde ama birilerini ikna edene kadar ki bu ikna süreci sizin çalıştığınız yerde günlerce sürebilir, patronun akşam içki masasında arkadaşlarından birinin söylemesi üzerine olabiliyor.

Belki eleştiriyorum ama benimde ayıbım var: Türkiye’de ilk kez cep telefonları için logo-melodi üreten firma gelip, projesini anlatıp ödeme altyapısı istediklerinde vazgeçirmeye çalışmıştım. Kim cep telefonuna melodi almak isterdi ki? Biz ödeme altyapısı verdikten 15 gün sonra işlem yoğunluğundan sistemlerimiz kitlenmişti. Şimdi Türkiyede birkaç yüz milyon dolarlık bir pazar halini alan bir iş haline geldi.

Aslında burada çok komik bulduğum bir şey var: Birileri bir şeylerin yanlış olduğunu düşünür ama nedenini bilmezler yada uydururular. Bu tip durumlar kurum yada organizasyonun ilerleyişi adına birileri tarafından zaruri olarak nitelendirilirken birileri tarafından saçma olarak görülür.

Siz olmayan ve iyi olacağını düşündüğünüz bir şey için malzeme toplar savunma yaparsanız, karşınızdaki sizin savlarınızı bazen mantıklı bazen demagoji ile red eder. Çoğu zaman bunun sebebi başkasının fikrini yapmaya olan isteksizliktir. Herkes kendi fikrinin peşinden gelinmesini ve bu süper, güzel fikrin herkesçe kabullenilmesini bekler. Ama herkeste aynı düşünce olunca hiç kimse hiçbir yere gitmez.

Şimdi iyi bir fikriniz varsa ve bunun çeşitli sebeplerle ilgi çekmeyeceğini kabul edilmeyeceğini düşünüyorsanız bir puzzle çözdüğünüzü düşünün. Yani fikrinizi parçalara ayırın ve bütünsel olarak değerlendirmeye çalışın; (aslında buna iş planı deniliyor ama ben basitçe anlatacağım) pazarlaması, kurulması, insan kaynakları, finans, demirbaş, yatırım vb. konuları tek tek ele alarak bir çalışma hazırlayın ve fikrinizi ancak bu çalışma sonucunda elde edilecek faydaları belirledikten sonra sunun.

Bir fikri kabul ettirmenin yolu “ben bu işten ne kazanacağım?” sorusunu sürekli soran bir beyni ikna edebilmekten geçer. “Bir şey kazanılmayacaksa yatırım aptallıktır” Bu yüzden öncelikle şirketin ve kurumun ihtiyacına yönelik fikirler desteklenir. Daha çok müşteri edinmek, prestij, bayi sayısını artırmak, kar artırmak, maliyetleri düşürmek vb.

İyi bir fikrin heyecanına kapılıp üzerinde iyice düşünmeden birilerine aktarıyor olmak fikrin hayata geçmesini riske atar. Çünkü her zaman eğilim söyleneni eleştirme yada irdeleme yönündedir. Çoğu zaman ilk intiba, görüş sonrasına çok etki edecektir. Bu yüzden “doğru zamanda doğru şekilde” davranmak gerekir. Fikrinize birilerini ikna edeceğinize siz ikna olana kadar yer altında çalışmalarınızı sürdürün.

Bir diğer durum sizin iyi fikrinizin başkalarında uyandıracağı yada onlara vereceği ilhamla ortaya çıkacak yeni fikirlerdir. Bu yeni fikri tetikleyen sizsinizdir ama her zaman yeni fikrin sahibi önemlidir.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı okuduğumda sanki son 2 yılda muhtemel yatırımcılarla yaşadıklarım gözümün önünden bir film şeridi gibi geçti. Girişimcilik gerçekten zor zanaat. Plan da yapsanız. Yatırımın 15 katını 5 yıl içinde kazanacaklarını tüm detayları ile ortaya koysanız, sorun psikolojik(yani çok duygusal$$$) dediğiniz gibi. Aşılamıyor. Skype'yi geliştiren 2 mühendis yıllarca Avrupa'da kapı kapı dolaşmış sermaye aramışlar 21. kapı ancak suratlarına çarpılmamış. Yani, çelik gibi sinirlerinizin olması gerekiyor. Bu da yetmiyor. Kapı kapı dolaşırken, bu çelik gibi sinirleri besleyebilecek bir cüzdana da sahip olmak gerekiyor.

Deniz Postacı 
 23.02.2007 10:38
Cevap :
Haklısınız, Apple'ın kurucusu Steve Jobs masaüstü bilgisayarı banka banak gezdirip 5 kuruş kredi alamamıştı ve kendi garajıda günde 2-3 tane üreterek satmaya başlamıştı. Bir şekilde ısrarcı olmak çok önemli.  23.02.2007 11:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 578
Toplam yorum
: 604
Toplam mesaj
: 105
Ort. okunma sayısı
: 5314
Kayıt tarihi
: 23.06.06
 
 

Superonline danışmanlık, İktisat Bankası' nda ilk palm bankacılığı uygulaması, 5 yıl Garanti E-Ticar..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster