Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Şubat '21

 
Kategori
Kahve
Okunma Sayısı
164
 

Bir Fincan Daha Kahve??

Kahve favori içeceğim olmuştur uzun senelerdir...O nefis aroması ve kokusunun keyfi, bir fincanın verdiği zindelik ve enerji hissi ile adeta sihirlidir bence.. Pandemi öncesi sabah kahvemi asla evde içmezdim. Mutlaka onu sevdiğim bir cafe'ye gidip, orada okurken, çalışırken, yazarken,...içmeye saklardım. Gittiğim cafe'lerdeki garsonlar beni tanırlar, daha ısmarlamama gerek kalmadan kahvemi sevdiğim şekilde getirirlerdi, americano, yanında sıcak laktozsuz süt...Çalışanlarla arkadaş olurdum, onlar benim hatırımı sorar, ben de onlarla sohbet ederdim. Backyard ve Aşşk Cafe Nişantaşı kahvesini en çok sevdiğim, kendimi en rahat hissettiğim mekanlardı. Sonra okumaya, çalışmaya koyulur, bir yandan da büyük zevkle kahvemden minik yudumlar alırdım, adeta bitmesini istemeyerek...
Tabii kahveyi sosyalleşirken, arkadaşlarımla sohbet ederken de severim. Kahvenin verdiği keyfe arkadaşlarımın pozitif enerjileri katılır, güzel zamanlar geçirilir, mutlu anılar biriktirilir, o kahvelerin yanında ne dertler, heyecanlar, sırlar,... paylaşılır. Kahve adeta bizi birbirimize daha yakınlaştırır, bağlar, dostluğumuzu pekiştirir.
 
Biliyor muydunuz ki, kahvenin içmesi keyifli bir içecek olmasının yanında sağlımıza birçok yararları da var. Örneğin, içerdiği antioksidanlar ve başka aktif maddeler ile hastalıklara karşı bizi korur. Kalp hastalıkları, felç, Alzheimer's, Parkinson's gibi hastalıkların riskini azaltır. Enerjimizi arttırıp beynimizin daha iyi çalışmasını sağlar, yağ yakar, fiziksel performansımızı arttırır. Ruh durumumuzu düzeltir ve depresyonu azaltır.
 
Kahve Etiyopya orijinli, sonra Arabistan yarımadasına geçiyor.15. yüzyılda Yemen'de, 16. yüzyılda İran, Mısır, Suriye ve Türkiye'de tanınıyordu. Ortadoğu'da açılan "kahvehane"ler sosyalleşme yerleri oluyor. 17. yüzyılda bu ülkeleri ziyaret eden Avrupalı'lar sayesinde kahve Avrupa kıtasına ulaştı ve orada popüler olmaya başladı. Önceleri ihtilaf ile karşılanan kahve, Avrupa'da çabucak yayıldı ve özellikle İngiltere, Avusturya, Fransa, Almanya ve Hollanda'nın belli başlı şehirlerinde önemli bir sosyalleşme vasıtası haline geldi. Kahvaltıda içilen zamanın içecekleri bira ve şarabın yerini almaya başladı. Alkol yerine kahve içenler, güne zinde ve enerji dolu başlıyorlar ve yaptıkları işlerin kalitesi artıyordu. 17. yüzyıl ortasında Londra'da 300'den fazla "coffeehouse" açılmıştı. Yine 17. yüzyıl ortalarında kahve, İngilizler tarafından Amerika'ya getirildi. Bir süre Amerika'da çay, kahveye tercih edilmesine rağmen 1770'lerde çaya konulan yüksek vergi nedeniyle kahve rekabeti kazandı. Amerikalı'ların kahve tüketimini günümüzde bilmeyen yok. 
 
Evet Türkiye'de kahve tam 5 yüzyıldır var. Ama güzel cafe'lerin açılması 1990'ların başında gerçekleşti ancak...Daha evvel sadece "Kahve"ler vardı. Örneğin 1980'lerde üniversitede okurken gittiğim Bebek Kahve gibi...Türk kahvesi dışında düzgün bir kahve de içemezdiniz. Bir de granül Nescafe vardı ki tadı birşeye benzemez. Günümüzde İstanbul'da kahve konusunda oldukça seçici olabiliyoruz. Illy'sinden tutun, Julius Meinl'a, Lavazza'ya, Mövenpick'e kadar geniş bir marka seleksiyon var. Kahve çekirdeğini değişik kavurma çeşitleri, geldiği farklı bölgeler, demleme yönteumleri, kahve eksperi olan baristalar,...da cabası...Hayat kahveseverlere güzel yani...Yola çıkmadan evvel bir fincan daha kahve almaz mıydınız? 
 
Cemile Torun bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 19
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 93
Kayıt tarihi
: 08.02.21
 
 

Merhaba, bu blogda yaşadıklarımdan, ilgi alanlarımdan,...alıntılar yaparak sizlerle paylaşmak ist..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster