Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Mart '16

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
68
 

Bir fırsat ki, benzeri yok !

Bir fırsat ki, benzeri yok !
 

Ezanlar Kimin İçin Okunuyor?


Ezanlar Kimin İçin Okunuyor?

Davetlerin en güzeline davet eden bir ses işitiyoruz her gün beş vakit. Bu davetin sahibi, davet edenlerin en mükemmeli... Davet edilenler, biziz. Yani sesin muhatabı, sonsuz güç ve kudret sahibinin, yerin ve göğün mutlak hakiminin, yüce yaratıcının daveti bize. Evet, mükemmelliğe, mükemmel bir davet. Güzelliğe, güzel ahlaka, duaların kabulüne, duaları geri çevirmeyenin çağrısı bizlere. Kurtuluşun, sonsuz ve ebedi evimizin, cennete gidecek bir yolculuğun, öyleyse sonsuz mutluluğun anahtarına ulaştıracak, gel, gel ki kurtul, gel, gel ki mutlu ol diyen bir yolculuğun biletini elimize verecek bir çağrının çağrılanı biziz. Ne mutlu bize değil mi?

Böylesine muhteşem bir davete kim gitmez ki? Gitmeyi bırak kim koşmaz ki? Aklı olan, birazcık değerlendirme yetisi olan herkes, işini gücünü bırakarak yönelmez mi bu davete? Hem davet eden, her şeyin sahibi, sana aldığın nefesi veren, tattığın lezzeti, düşlediğin duyguyu hissettiren, seni var eden olduğuna göre, bu daveti geri çevirmek ne haddimize. Koşacağız elbette, de mi?

Patronumuz yemek verse, belediye başkanı, kaymakam, vali, başbakan, velhasıl koltuğu ve makamı büyükler seni mükafatı büyük olan bir davete özel olarak çağırsa, nasıl da gideriz değil mi? Gitmek ne kelime, hazırlanırız, hayalini kurarız, eşe dosta anlatırız, tavsiyeler bile alırız. Bir heyecan kaplar yüreğimizi, hiç olmadığı kadar sert vurur o gün. Sakin olmaya çalışırız da, ne çare. Daveti veren büyüğümüz, davet sonucu elde edeceğimiz netice yeterince güzel, alacağımız haz oldukça çoktur ne de olsa. Halbuki, harcayınca tükenecek bir kar elde ederiz bu davetten. O kadar emek vermişizdir de, yaşayarak tüketiriz kazandığımız her şeyi. E yapacak bir şey de yoktur haliyle, yalan olan bu dünyada, kalıcı ne vardır ki zaten?

Şimdi konunun başında bahsettiğimiz davete gelelim. Mükafata gelelim. Gelelim de gerçek olan alemde, gerçeğe götürebileceğimiz, tükenmeycek, harcayarak bitmeyecek gerçekliği görelim. Görelim ki, görmeden uygulamakta güçlük çektiğimiz, nefsimize görmediğimiz için yenildiğimiz ne kadar fitne varsa, terk edelim. Gelin şöyle bir minarelere bakalım. Hep birlikte kulak verelim. Ve hemen akabinde de düşünelim. Daveti duyuran, ezanı okuyan elbette. Peki, bu davetin sahibi kim? Neye davet ediyor? Ve ne vaat ediyor? Muhakkak, O vaadini yerine getirir de, biz bu büyük fırsatın ne kadar bilincindeyiz, hiç düşünüyor muyuz?

Namazın alemlerin Rabbi’nin rızasını kazanmak, ve O’nun davetine icabet etmek olduğunu fark edelim. Namaz kurtuluştur. Namaz güzel ahlaktır. Namaz bir dua kapısıdır ki, dua bizim en muhtaç olduğumuz ibadetlerden biridir. Rabbimiz, dua edin kabul edeyim buyuruyorken, el açmak dışında bizim için bir zorluk yokken, dua’nın bizim için ne büyük bir nimet olduğunu görelim. Bize verilmiş büyük bir nimet. Başımıza gelecek her türlü sıkıntıdan çıkış yolu, muhakkak müminin en güçlü silahı, verebileceklerinin sınırı olmayandan, sınırsız bir isteme hakkı.. Ne büyük nimet değil mi?

Herkesin, herkese bir şeyler yayma derdinde olduğu günümüzde, hiç olmazsa eşimize, en yakın dostumuza, çevremize bu büyük fırsatı anlatalım ve ibadetlerimizin direği olacak bu mükemmel dirilişin, namazın farkına vardıralım.

Unutmayalım, ezanlar bizler için okunuyor. Aramızdan üstüne alınanlar, davet edenlerin en mükemmelinin, davetlerin en mükemmeli olan davetine icabet ediyor. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 12
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 464
Kayıt tarihi
: 14.10.14
 
 

Mustafa DUYAR, "SON MEKTUP" kitabı'nın yazarı olmasının yanı sıra Tıp Fakültesi öğrencisidir. Şii..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster