Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Temmuz '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
931
 

Bir fotoğraf; bir hikaye

Bir fotoğraf; bir hikaye
 

Fotoğraf Tuna Akçay


Geçtiğimiz günlerde, Arthur Golden’in -orijinal adı Memoirs of a Geisha- ‘Bir Geyşa’nın Anıları’ isimli kitabındaki bir cümle ziyadesiyle dikkatimi çekti. Basit birkaç sözcükle kurulmuş bir cümle, hayatımızın bizim irademiz dışında sürekli devinim ve değişim içerisinde olduğunu ne de güzel anlatıyor. …“Bizler, bir tepeden aşağı dökülen su gibi yaşarız, bizi yeni bir geçiş yolu bulmaya zorlayacak bir engel ile karşılaşıncaya kadar da aynı yönde akarız.”… diyor yazar kitabının bir sayfasında. Başka bir dildeki hisler, bir başka dilde bu kelimelerle can buluyor. Sözcükler değişmiş olsa da, içerik aynı duyguları uyandırıyor. Dünyanın bir ucundaki yaşantılar, hikâyeler bir kitabın sayfalarına doluşup bizlere kadar ulaştığında başkalarına bile ait olsa mutluluklar, yüzlerde derin bir gülümseme yaratırken üzüntüler de buruk bir tat bırakıyor. İsimler, şahıslar, mekânlar ve zamanlar önemini yitiriyor ve biz kendimizi onların yerine koyarak sayfalar arasında başka dünyaların kapılarını aralıyoruz. Bizi birbirimizden farklı kılan dil, din, ırk gibi özellikleri arka plana itiyor ve yalnızca duyguları paylaşıyoruz. Başkalarının hayallerine, üzüntülerine, sevinçlerine ortak oluyor, hikâyelerinin bir ucunda kendimize de bir yer ediniyoruz. 

Yalnızca yazarak değil elbette, başka birçok dilde anlatabilir insan hislerini. Mesela gördüğü her güzelliği ölümsüzleşsin diye resmeder bir ressam, bir müzisyenin notalarıdır sözcükleri, bir heykeltıraşın parmak uçlarındadır kelimeleri, bir fotoğrafçı da en özel en güzel anlarımızı tek bir dokunuşla ölümsüzleştiren bir kahramandır, bize yakın, içimizden biri… İşte sözcükler kadar derin etkiler yaratabileceğine inandığım bir diğer sanattır fotoğrafçılık. Fotoğraflarsa sözcükler kadar değerlidir hatta bazen hiçbir sözcükle anlatılamayacak denli etkili… 

İş yalnızca sözcükleri ard arda sıralamakla ya da deklanşöre basıp fotoğraf (!) çekmekle bitmiyor elbet. Önemli olan, bir yemeği bile daha lezzetli, bir çiçeği daha renkli, bir melodiyi daha hüzünlü ya da keyifli yapan o sihri; ‘duyguyu’ verebilmek. Herkes onlarca şarkı söyleyebilir, yüzlerce sayfa yazı yazabilir, binlerce kare fotoğraf çekebilir ama kendinden bir şeyler katmamışsa, alıcısında en ufak bir etki dahi bırakmamışsa, yazılanlar ‘yazı’, çekilenler ‘anı’ olmaktan öteye gidemez. Üç beş basit sözcükle insanları düşüncelere sürükleyebileceğimiz gibi, etkili bir fotoğraf karesiyle de bunu başarabiliriz. 

Önemli olan her şeyi dolaysız, yalın, içtenlikle ve doğallıkla anlatabilmek. Dışarıdan gözlemleyen biri gibi değil, bizzat yaşayan biri gibi betimleyebilmek. Örneğin, birilerinin hikayeleri hakkında ahkam kesercesine yazılan yazılar ne denli samimiyetten uzak gerçek dışı geliyorsa okuyucusuna, bir fotoğrafın da samimiyeti çok aşikardır alıcısına. Yalan götürmez, sahtelikler, hileler, oyunlar, kaçamaklar kendini belli eder. Gerçek olanla olmayanı ayırt etmek bu yüzden kolaydır fotoğrafın dilinden anlayana. Bir çocuğun gülümsemesinin sahtesi olamaz çünkü bir yaşlı teyzenin hüznü, bir babanın gururu, bir annenin şefkati taklit edilemez. ‘Üzülüyormuş gibi’ yapılamaz. Düşünüyormuş, gülüyormuş, seviyormuş, ağlıyormuş gibi yapılamaz. Ya ağlanır, ya gülünür; ya hüzünlenir insan ya neşelenir. İşte tam bu anlarda çekilen fotoğraflar, aynı duyguları bize hissettirir. 

Herkesin fotoğrafa bakışı, sanatı nitelendirişi, güzeli betimleyişi farklıdır. Bu yüzden fotoğrafçı-sanatçı ya da profesyonel-amatör kavramlarını tartışmak yerine, doğal-yapay, gerçek-sahte, samimi-samimiyetsiz gibi kavramlarla ilgilenmek daha makul gelir her zaman bana. 

Nihayetinde tüm sanat dalları insanı anlatır insana. Sahtelikten uzak olduğu kadar, gerçeği yansıttığı ölçüde beğeni toplar. Bir romanı başarılı yapan ölçütler nelerdir? Çok satmış olması mı, yüzlerce sayıda basılmış olması mı, ya da yazarını dünya çapında bir üne ve servete kavuşturması mı; sanıyorum ki tüm bunlar çok iyi bir reklamla ve müthiş bir hayal gücüyle de yapılabilecek şeyler. Bu durumun fotoğraflar için de geçerli olduğuna inanıyorum. 

Bir fotoğrafı benim nazarımda değerli yapan, başarılı yapan asla aldığı ödüller, kazandığı dereceler değildir. Bir fotoğrafı fotoğraf yapan, baktığınız zaman sizi içine çekecek derecede gerçekçi oluşudur. Fotoğrafta ağlayan bir çocuğu görünce içinizin sızlayışıdır. Ağız dolusu kahkaha atan bir amcaya bakınca, yüzünüzü saran içten bir gülümsemedir. Fotoğraf, dünyamın gerçeklerini bana rötuş yapmadan gösteren bir yansımadır. Beni güldürmeyen, beni hüzünlendirmeyen, düşündürmeyen, hislerimi perçinlemeyen bir fotoğraf, ‘sanat’ kavramının tüm gereklerini yerine getiriyor olsa dahi, dondurulmuş bir ‘an’ olmaktan öteye gidemez. 

 

Yazının ve fotoğrafın insanı insana anlatan en güzel ve en güçlü yöntem olduğunu ve her zaman gerçekte var olanı en saf haliyle aktarması gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle sözcükleri doğru seçmek, fotoğrafta en doğru anı yakalamakla eşdeğerdir. Benim için yazmak hislerimi karşımdakine en açık şekilde aktarmak, birilerini hikayeme dahil etmektir; fotoğraflamak ise, birilerinin, özellikle de fotoğrafladığım kişilerin hikayesine dahil olmak... 

Bu yüzden artık her nesnenin, her ifadenin, her duygunun bir çırpıda yapaylaştırılabildiği bir dünyada, doğalı, gerçeği, güzeli ayırt etmek oldukça zorken, en büyük dileğim gerçek güzelliklerin hak ettiği değere ulaşabilmesidir. Sanatın şöhrete, zenginliğe, popülariteye bağlı olarak şekillenmemesi ve ister yazı olsun, ister fotoğraf, ister resim, tüm sanat dallarının değerlerinin her şeyden önce alıcısının beğenisiyle ölçülmesi de en kalbi temennimdir. 

İçimizi ısıtan, bizi tüm doğallığı ve gerçekliğiyle sımsıkı saran, bizi yansıtan, içimizden karelerle, yepyeni hikâyeler paylaşmak üzere. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 518
Kayıt tarihi
: 18.10.07
 
 

Mersin Üniversitesi Mütercim-Tercümanlık (Almanca) Bölümü mezunuyum. Profesyonel olarak fotoğrafl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster