Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Eylül '18

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
276
 

Bir Gangster Dizisi; Peaky Blinders!

Bir Gangster Dizisi; Peaky Blinders!
 

Peaky Blinders; Birinci Dünya Savaşı sonrası İngiltere'nin Birmingham şehrinde geçen bahis çeteleri üzerinden şekillenen bir dizi...

Özellikle de; savaş sonrası İngiltere toplumundaki parçalanmışlığı, savaştan çıkmışlığı çok iyi anlatıyor.

Ancak hemen baştan söyleyeyim, dizide zaman zaman senaryo anlamında kopukluklar var.

Ama bu kopukluklar gözünüze çok da batmıyor.

Zira Peaky Blinder'da dünyayı çok ama çok iyi kurmuşlar.

Bana "dünya dizi ve sinema sektörünün" en iyi yaptığı şey, bizimse bir türlü beceremediğimiz şey ne diye sorarsanız;  hiç düşünmeden "dünyayı iyi kurmak" derim.

Adamlar öyle bir illüzyonla dünyayı kuruyorlar ki; senaryodaki kopuklukları izlerken görmüyorsunuz ve her şey aslında gayet olabilir diye düşünüyorsunuz.

Karakter kast uyumu, mekan düzenlemeleri, kostümler, gangster hayatın tasviri, politik, yasal veya yasa dışı yapılanmalar...

Bir dizide ancak bu kadar gerçekçi ve izleyiciler içine çekilerek anlatılabilir.

Peki benim "bir dönem dizisinden" beklediğim en önemli şey ne?

Dönemin ruhunu tam anlamıyla hissedebilmek..

Peaky Blinders işte tam da bu noktada bana ilaç gibi geldi.

Dönemin ruhunu o kadar iyi yansıtıyor ki; dizi bittikten sonra bile 1900'lü yılların İngiltere'si ile baş başa kalıyorsunuz.

Bu arada 1900'lü yıllarla İngiltere ile ilgili sadece Churcill'i bilenler ve merak edenler için, Peaky Blinders'a bakın derim.

Muazzam...

Zira hikaye şahane bir ritmle akarken, her sahnenin pre-planında; İngiltere'nin etnik yapısı, sanayi devriminin aldığı şekil, Bolşevik ihtilali gibi konularda, ustalıkla işlenmiş detaylar var.

Ve dediğim gibi, bütün bunları dönemin kokusunu buram buram yaşatarak sunuyor izleyicilerine...

Peaky Blinders; kurgu olarak aslında klasik bir mafya dizisi...

Hani Türk dizileri için hep "yine aynı konu, bıkmadınız gitti" diyoruz ya, burada da aynı durum var.

Ancak Peaky Blinders;  aynı konunun binlerce versiyonunun yapılabileceğinin ve farklı bakış açılarının sunulabileceğinin, ete kemiğe bürünmüş hali gibi...

Yani mevzu "konunun aynı olması" değil, sizin "aynı konuyu nasıl anlattığınız"dan ibaret...

Oyuncular için söylenecek söz bulamıyorum, net bilgi...

Her biri muazzam...

Figüranlar bile özenle seçilmiş, her ayrıntı, her mimik düşünülmüş.

Diyaloglar şahane.

Hani tekrar tekrar dinlenmesi gereken cinsten...

Enfes bir görüntü yönetimi ve çekim açıları var.

Sinema filmi tadında sahnelerle insan izlemeye doyamıyor.

Müzikler ise gerçekten bir başka...

Jenerikte Nick Cave, Red Right Hand çalıyor mesela...

Brother, My Cup is Emptygibi God is In The House gibi Bad Seeds şarkıları,

David BowieJohnny CashTom WaitsArctic MonkeysBlack Rebel Motorcycle ClubThe KillsThe Black KeysFoalsLaura MarlingAne Brun ve daha nicesi…

Anlayacağınız tam anlamıyla müzik şöleni...

Bence sadece müzikleri için bile izlenebilir.

Toparlayacak olursam;

1900'lü yılların ingiltere'sini görmek istiyorum diyorsanız, bu diziyi izleyebilirsiniz.

İngiltere önemli değil ben dönem dizilerine bayılırım diyorsanız, bu diziyi izleyebilirsiniz.

Mafya dizisi izlemek istiyorsanız, bu diziyi izleyebilirsiniz.

Muhteşem oyunculuk görmek istiyorsanız, bu diziyi izleyebilirsiniz.

Güçlü kadın karakterler görmek istiyorsanız, bu diziyi izleyebilirsiniz.

Diyaloglar önemli, şaşırtacak tespitler severim diyorsanız, bu diziyi izleyebilirsiniz.

Şahane müzikler dinlemek istiyorsanız, bu diziyi izleyebilirsiniz.

Ha sigarayla bir probleminiz varsa ve içenlere kafayı takıyorsanız, bu diziyi izlememelisiniz.  :)

Gelelim her "sevdiğim projeler" başlıklı yazımın sonuna eklediğim "sevdiğim replikler" bölümüne...

Ömrümde duyduğum en enteresan tespitlerden birine, bu dizide şahit olduğumu daha baştan söylemek istiyorum.

Polly, "geri dönme sözü vererek şehirden kaçan" sevgilisinden hamile olan Ada'ya hitaben:

"the baby's a bastard, you're a whore, but there's no word for the man who doesn't come back."

Türkçesi; "bebeğin piç, sense bir orospusun ama gidip de dönmeyen o adam için bir sıfat yok."

Yani demem o ki; Peaky Blinders için "içinde ağır sözler barındıran bir İngiliz dizisi" de diyebiliriz .

İki örnek daha...

"Barlarda bazen insanlar bir şeyler söylerler ve bazen konuşan viskidir. Hangisinin hangisi olduğunu söylemek zor."

"Herkes fahişedir Grace... Kendimizin farklı kısımlarını satarız yalnızca..."

Tekrar mı izlesem acaba?

********************

Bloguma da beklerim... .)

http://www.bibaksana.com.tr/

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 172
Toplam yorum
: 15
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1677
Kayıt tarihi
: 08.06.06
 
 

Okur, gezer, izler ve yazar...                 ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster