Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Nisan '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
608
 

Bir garip 23 Nisan!

Bir garip 23 Nisan!
 

Oldukça tombul ve bu yüzden de epey utangaç bir çocuktum. Kalabalık önünde kafamı yerden kaldıramasam ve bir şey söyleyeceğim derken titreme nöbetlerine kapılsam da her sene 23 Nisan etkinliklerinde yapılacak bir sahne işi illa ki çıkardı başıma. O zamanlar kalabalık tanımım da tanış olmadığım, daha önceden bilmediğim iki ya da üç kişilik gruplardı. Varın siz hayal edin, sahne denen o yerde sesimi çıkarmakla kalmayıp bir de duyurmaya çalışan halimi. Sene kaçtı hatırlamıyorum şimdi, 23 Nisan’lardan birinde krapon kağıdından yapılmış elbiseler içinde uzunca bir şiirin dörtlüklerini okumamız istenmişti. Elbiseler beyaz kağıttandı ve üzerine her bir çocuğun önüne bir rakam ya da harf gelecek şekilde, kırmızı kağıttan 2-3-N-İ-S-A-N işlenecekti. Annem, çok iyi dikiş dikerdi benim. Hala da iyidir iğnesi, ama artık sıkıldı, dikemiyor eskisi gibi. Nasıl da uğraşmıştı o kağıda, yırtmadan iğne geçireceğim derken. Diğerlerinin kıyısından kenarından yapıştırılmış elbiseleri bir bir yerle yeksan olurken benimki işimiz bittikten sonra bile terden de sırılsıklam olmuş olmasına rağmen bir iki 23 Nisan daha atlatacak kadar sağlamdı. Hiç unutmuyorum. Sıra tam bana geldi, sular seller gibi ezberlediğim dörtlüğün nasıl başladığını unuttum. Hayır, bir kelime hatırlasam, hatta bir harf, gerisi gelecek biliyorum, ama yok... Yok işte! Annemin özenle eteklerini kıvırıp bir de güzel kenar deseni işlediği kağıttan elbisemin yanlarını buruşturup duruyorum. Biraz daha uğraşırsam yırtılacak, ama farkında bile değilim. Aradan kaç saniye geçmişti hatırlamıyorum şimdi, ama annem bile ne olduğunu anlamadığına göre çok da fazla sürmediğini düşündüğüm, ama bana bir ömür kadar uzun gelen zamanın sonunda baktım ki olacak gibi değil, aklıma gelen ilk şiirin ezberimdeki dörtlüğünü okuyuverdim. Bu gelen bizim bayram Yükseldi bak ünümüz. 23 Nisan bizim En şerefli günümüz! Bu olay olduğunda ben, ya ilkokul 2 ya da 3. sınıf öğrencisiyim. Şiirin tamamını sular seller gibi bilmiyorum, sadece kendi dörtlüğümü ezberlemişim, ama genel konu hakkında bir fikrim var tabii. Okuduğum dörtlük aynı şiirden değil ve diğerlerine pek benzemiyor, ama çok da uzağına düşmüyor. O zaman bu tür törenlerde okunan hangi 23 Nisan şiiri bir diğerinden farklıydı ki zaten. Buna rağmen, öğretmenimle başımın dertte olduğunun farkındayım. Kadın, sahnenin yanındaki ağır, koyu kırmızı perdenin ardında ve o yana bakıp göremesem de bulunduğum yerden hissedebileceğim kadar kızgın bana, eminim. Süheyla Hanım… Bu yaşımda bile adını dişlerimin arasından tıslayarak söylememe sebep olacak kadar nefret ettiğim ilk ve tek öğretmenim. Elinde kırbacı olmayan, ama onun yerine dilini kullanan, yılandan bozma insan. Kimselere anlatamadığım, ama sıkça Fraud'u anmama ve ne kadar haklı olduğunu düşünmeme sebep olan çocukluk kabusum. Neyse... Söyleyeceğim şuydu ki, hayatımın ilk 23 Nisan’larına vurduğu acımasız damgalarla onları unutulmaz kılmıştır Süheyla Hanım. Oysa, o gün çocuklardan biri daha ona sıra gelmeden ağlamaya baslamış, dörtlüğünü de yanımızda duran öğretmenlerimizden biri okumak zorunda kalmıştı. Sesi tir tir titreyenler mi ararsınız, yoksa ikinci mısradan sonra tekleyip dörtlüğü bir kaç kez tekrar etmek zorunda kalanlar mı… Ama, tek cezayı ben aldım. Neden? Çünkü, ailecek doğum günlerini hep unuturduk Süheyla Hanım'ın. Öğretmenler gününde altından zincirler hediye etmezdik bir de ve tabii sene sonlarında miktarı belirsiz çekler de yazamazdık. Oysa, o gün o toplulukta annemden başka kimse benim bizim şiire ait bir dörtlük okumadığımı fark etmemişti. Zaten herkes kendi çocuğunun derdinde ve onun okuyacağı dörtlüğün ezberindeydi. Kendi annemden başka kimsenin haberi bile yoktu benden ya da ne yaptığımdan… Ve bir de Suheyla Hanım'dan başka... Maalesef. Hiç kusuruma bakmayın, ama ben 23 Nisan'ları sevmiyorum. Günün tarihteki önemini elbette takdir ediyorum, ama o günü bayram ilan edip çocukları istemedikleri şeyler yapmaya zorlayan kafaları sevmiyorum. Benim için 23 Nisan, TBMM'nin açılış, tanınış, onanış günüdür, o kadar. Çocukların bunda hiç bir etki ve katkısı olmadığı gibi, kutlayacağım derken debelenmesinin, haksız müdahalelere maruz kalmasının, hiç aksatmadan her sene aynı gün yağan nisan yağmurları altında üşütüp hasta olmasının da gereği yoktur. 23 Nisan, onca insanın önünde rezil olmamak için anlamını düşünmeye fırsat bulamadan ezberlenen şiirler, mecbur olduğu için yapılan üç beş hareket ya da Azerbeycan'dan gelen folklor ekibine mensup iki kişiyi ağırlamak değildir. 23 Nisan'ın ne demek olduğunu, bugüne düşen izdüşümünün demokrasi denen ve bugün hala, büyüklerin bile kavramakta zorlandığı özgürlük tanımıyla ne kadar ilgili olduğunu anlayamayan o çocuk, o şiiri okumuş ya da başkasını, ne önemi var?.. Keşke gösteriş olsun diye başbakanın, cumhurbaşkanının ve meclis başkanının yaptığı yer değiştirme işlemini her okulda, her dersanede, çocukların olduğu her yerde yapabilse insanlar. Bir günlüğüne çocuk baba olsa mesela, ya da anne ve onu dövdüklerinde ne hissettiğini anlatsa. O gün çocuk, okul müdürü olsa mesela. Ya da ögretmen olsa ve büyüklerin onun adına seçtikleri bir günde ezberlemesi beklenen bir şiiri heyecandan unuttuğu için öğrencisine ne söylemesi, ne yapması gerektiğini düşünse çocuk... Ve büyük adam da ona, onun adına bir gün verip o günde yapması gereken şeyleri zorla yaptıracağına eşit yaşam koşulları, ileri eğitim ortamları verse. Korkmadan içine büyüyebileceği bir gelecek gösterse ve büyüdüğünde bile istediği zaman çocuk olmasına olanak sağlayan hayat ve iş imkanları sunsa. Çocuk, daha ne ister. Yine de, madem ki bayram olmuş, ben de tüm çocukların, çocuk kalanların, çocuk kalmak isteyenlerin, çocuk kalmak istediği halde büyümek zorunda bırakılanların bayramını kutlarım... 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bloğunuza koyduğunuz afişe baktım..23 nisan demek o afişin hissettirdiği demek ise ve kafalarda böyle algı yaratıyorsa bir yerlerde yanlış yapılmıştır demek ..peki o yanlış nedir? 23 Nisan 1920 de yapılan mıdır yoksa bu günü anmak için yapılan kutlamaların abartısı mıdır? 23 nisanın çocuk bayramı yapılmasının hikayesi bana göre anlamlı, o günün hükümetinin yerinde bir kararı, organizasyon abartıları elbette ki tartışılır, ülkemizde 21 yy da uygulanan eğitim sistemi sanki çok mu mükemmel...siz küçücük çocukların okul dersane trafiğinde gücünün üstünde bir performansla nasıl da mücadele ettiğini bırakın iki satır şiiri ezberlemeyi yaşının çok ilerisinde bir müfredatı kavramaya çalıştığını bir bilseniz ...çocuklarımız tükeniyor,yorgunlar,stres altındalar, kızgınlar ,emek veriyorlar ve dönüp bakıyorlar koca koca adamlar onların emeklerini ,haklarını çalıyorlar...anne babaları ve çocukları en çok acıtanda bu başka bir şey değil....

Meltem Şahin 
 04.05.2011 11:30
Cevap :
Yanlisin kararda degil uygulamada oldugu konusunda size katiliyorum. 23 Nisan'i kutlayacagiz diye debelenirken neyi ve neden kutlamakta oldugumuz onemini yitiriyor gibi. Cok yazik. Cocuklarin sirtina vurulan ve adina egitim deyip ustunde durulmadigi gibi bir de methiyeler duzulen agir kamburun yuku ise nasil hafifler hic bilemiyorum. Lakin, umutluyum. Onlar bu yukun altindan dimdik ve saglam bir beden cikaracak, ayaklari ustune sapasaglam dikecek kadar gucluler. Sadece bu olmasi gerektiginden daha fazla zaman alacak ve cok daha fazla emek isteyecek. Tesekkurler.  05.05.2011 19:49
 

çocuklar üzerinde inanılmaz bir otoritesi olan ilkokul öğretmenlerinin kimisi gerçekten de sadist bence. Bunun sonu ancak sınıflara birer kamera yerleştirilip internette yayınlanırsa gelir. Ufacık bir bakış, ters bir davranış, ters bir söz bir çocuğun hafızasına kazınır hayatı boyunca unutulmaz, bu ne kontrolsüz bir güçtür böyle değil mi? Bir de 23 nisanda neşeyle coşması gereken çocuklara nasıl bir eziyettir o şiir ezberletmeler, uygun adım yürütmeler. resmen askeri eziyet. çok özel bir anınız ve bence çok güzel aktarmışsınız, yüreğinize sağlık, selamlar.

Başak ALTIN 
 25.04.2011 14:22
Cevap :
Dediginiz gibi, internet cikali ogretmen zorbaligi da biraz sekteye ugradi sanki. En azindan simdikiler, pek ihtimal vermeseler bile, 'aman bir goren (ceken) olur da youtube'a falan koyar' diye korkuyorlardir biraz, degil mi?.. Umarim oyledir. Lutfen, oyle olsun! Askeri eziyet benzetmeniz de pek hosuma gitti, elleriniz dert gormesin. Cok tesekkurler.  25.04.2011 17:51
 

Değerli GözlerdenIrak, bloğunuzu okuduğumda “işte” dedim, “demek ki ben uzaylı değilmişim!”. Küçücük insanlara anlamadıkları şeyleri ezberletip kendi egolarının sahnede yansımasını seyreden “öğretmenler” saygı ve sevgiyi elbette hak etmiyorlar. Kutsal bir değer var mıdır, eğer her şey insan içinse insana rağmen nasıl kutsal olabilir ki? Sizi anlıyorum, daha da ötesi aynı düşünce ve duyguları paylaşıyorum. Hatta bana kalırsa sabah andı da demir perde ülkelerinin köhne ideolojilerinin yapaylığında uygulanıyor. Minicik çocuklardan kahramanlıkları anlamasını beklemek biraz haksızlık oluyor. İnsan böyle yurtsever yapılamaz, yapılsaydı şuan dünyanın en uygar ve en üstün manevi değerlerine sahip ülkesi olurduk. Selam ve saygılarımla.

Güz Özlemi 
 25.04.2011 14:09
Cevap :
Sevgili Asabi Kedi, 'hepimiz uzayliyiz.' aslinda... :-))) Hele bizim memleketin egitim sisteminden gecenler daha bi uzayli bence. Insana ragmen diretilen ve insan icin oldugu iddia edilen degerler kutsal degil, deger bile olamiyor maaleset. Misal, siz, ben ve bu yaziyi okuyup hak veren, uzerine kendine ait baska bir aninin golgesini dusurenler kendi degerlerini yine kendileri olusturdular. Fakat ne uzun zaman, ne emek, ne bitmek tukenmek bilmez bir yap-boz sureci harcandi bunun icin degil mi? Insanlarin boyle yurtsever yapilamayacagini gorduk, goruyoruz, ama nasil dag gibi, kaya gibi, damarda kan, etde kemik gibi bir seyse kurtulmak mumkun olmuyor bir turlu. Lakin, yeni nesilden umitliyim. Onlara verilmeyeni soke soke alirlar, kendi degerlerini, aldiklari bilgi ve terbiye yardimiyla yine kendileri olustururlar umidindeyim. Cok tesekkurler.  25.04.2011 18:04
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 18
Toplam yorum
: 16
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 536
Kayıt tarihi
: 24.12.08
 
 

Göze uzak, gönüle yakın olmaktır dileğim. Keyifli okumalar dilerim. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster