Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '11

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
732
 

Bir garip aşk hikayesi

Bir garip aşk hikayesi
 

Arabalarla, otomobillerle çok haşir neşir olan bir yazarımız geçmişte " Arabaların da bir ruhu olduğundan " bahsetmişti. O sıralarda bir arabaya sahip olmadığımdan gülüp geçmiş, " Adam arabasını çok seviyor galiba? " diye düşünmüştüm. Ancak günün birinde bir araba sahibi olunca, kapımızın önüne bıraktığımız bu dört tekerleklinin ne şekilde acı ve tatlı anılarımıza tanıklık ettiğini, kendi sağlığımızı ihmal ederken en ufak bir arızada imdadına koştuğumuzu, gözlerimizin her gün onu aradığını ve giderek aileden biri haline geldiğini kendi deneyimlerimle bizzat yaşayarak gördüm. 

Arabaların gerçekten bir ruhu olduğundan mı nedir, zamanla bizim külüstürle aramızda bir gönül bağı oluşuverdi. Sevinçli günlerimde olduğu kadar acılı günlerimde de onun içinde ve kendi yalnızlığımla başbaşa kaldım. Biraz da ilk göz ağrısı yani ilk arabam olduğu için onu satmayı hiç düşünmedim. Bazen onu sattığımda, yeni sahibiyle uzaklaşıp giderken arkasından göz yaşı dökeceğimi hayal ettim. 

Ve ben o acılı günün hiç olmayacağını zannederken ani bir kararla arabamı takasa verip aynı markadan beyaz renkli yeni bir araba almaya karar verdim. 

Önceleri pek farkında değildim ama ayrılık günü yaklaşınca içimde sessiz bir fırtına kopmaya başladı. Sanki arabamın gitmek istemediğini, onu sattığım için bana gücendiğini hissediyordum. Zaman zaman göz yaşlarıma hakim olamıyor, onun saklamayı başardığını ben açığa vuruyordum. 

Son ayrılık gününde onu yeni sahiplerine teslim etmeye giderken nasıl bir halde olduğumu anlatmayacağım. Bir ara kederimi dağıtmak için teybi açtığımda Emel Sayın' ın seslendirdiği Teoman Alpay'ın ünlü şarkısı çınlamaya başladı: 

Ayrılmalıyız artık / Gitmeliyim bu yerden 

Saadet diliyorum / Sana beyaz güllerden. 

Bir anda donmuş kalmıştım. Direksiyona zor hakim oluyordum. Birden arabamın ruhu canlanmış ve benimle konuşmaya başlamıştı. Ayrılığın kesin olduğunu anlamıştı sanki. " Gitmeliyim bu yerden " diyerek bir daha birbirimizi göremeyeceğimizi söylüyordu. Beyaz renkli yeni arabayı da beyaz güle benzetmiş ve saadetler dilemişti. 

E-5 üzerindeki son beşyüz metreyi nasıl gittim bilmiyorum. Ellerim titreyerek anahtarları yeni sahibine teslim ederken gözlerimi kaçırdım ondan. Belki de göz yaşlarımı görmesini istememiştim. 

Arabamın yeni sahibi " Neyiniz var? Hasta mısınız ? " diye sorduğunda hiçbirşey demedim. Bu garip aşk hikayesini nasıl anlatabilirdim ki ona? 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 300
Toplam yorum
: 156
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 430
Kayıt tarihi
: 19.02.11
 
 

Marmara Üniversitesi İktisadi İdari Bilimler Fakültesi mezunuyum. Teknoloji Yönetimi dalında mast..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster