Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mayıs '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
244
 

Bir garip haldeyim

Bir garip haldeyim
 

İnsanın kendisiyle baş başa kalıp yaptıklarını sorguladığı zamanlar vardır hani…

Hayatını, yaşadıklarını, yaşamak istediklerini sorguladığı…

Hayatının gidişatına bir dur dediği, kendi iç sesini dinlediği …

Ne yapmak istediğini düşünür o ANlarda insan. Nereye gitmek istediğini, hayatının bundan sonrasına nasıl şekil vermek istediğini, kimleri hayatından çıkarıp kimlerle yoluna devam etmek istediğini, yaşadığı yerin önemini, başka yerlere duyduğu özlemi, nerede yaşarsa kendi dünyasının orada güzelleşeceğini ve daha neler neler…

Kendini keşfetmenin tadına varacağı, belki yıllardır içinde sakladığı hayallerini gerçeğe dönüştüreceği, belki de yepyeni hayaller kuracağı bir hayat. Belki yalnız, belki değil.

Düşünür ve bilir ki bir karar aşamasındadır. Kendisi için neyin iyi ve doğru olduğunu tam olarak kestiremese de mutlaka bir karar vermelidir, bunu hisseder en çok da. Pekiyi sonuna hazır mıdır? İşte bunu bilemez, mutluluk varsa ne ala, ama ya üzüntü ve keder olacaksa verdiği kararda? O zamanlara da hazır mıdır? Kendini yeterince güçlü hissedemez böyle çelişkiler düğümüne dolandığında. Ama bir karar vermelidir bunu bilir, sonu hüsran olsa da…

Terazinin bir kefesine yaşanmışlıklarını koyar ve anılarıyla süsler onları. Diğer kefesine ise gelecekle ilgili düşlerini; umutlarını konfeti gibi üstlerine dökerken… Sonra geçer karşıya. Sanki kendi kimliğinden çıkmış gibi bakar kendisine, dışardan bir yabancı edasıyla. Bakar ve ‘işte der benim vereceğim karar bu.’

Kolay mı bu kararı vermek?  Değil elbette . Ne çok sancılar çekersiniz geceler boyu, ne çok gözyaşınız eşlik eder gecenin koyu karanlığında size; sayamazsınız bile. Ama vereceğiniz karardan da öte, o kararın arkasında durabilmek, ona sahip çıkabilmek daha önemlidir bir yerde. Bunu bilirsiniz ya, işte verilecek kararın ağırlığı o noktada başlar zaten.

Aslında o ağırlığı biraz olsun hafifletmenin yolları da var mutlaka. Bunlardan bir tanesi de kendimize güzel sorular sormayı alışkanlık haline getirmek. Çünkü güzel sorular güzel cevapları getirir. Aksine kendimizi kötü ve güçsüz hissettirecek sorularla ne hedeflerimize ne de hayallerimize kolay kolay ulaşamayız. Çünkü olumsuzluk içeren sorular ya bizi olduğumuz yerde oyalar ya da net olmamıza mani olur.

Artık hepimiz biliyoruz ki; düşüncelerimizin farkında olmak, aynı zamanda kendi iç sesimizin farkında olmak demek. Buradan hareketle sorduğumuz soruların farkında olmak, yapacağımız her ne ise ona bir adım önde başlamak demek. Pozitif enerjimizi kaybetmeden, gücümüzü koruyarak hareket etmek demek. Bizi daha ileriye taşıyacak basamakları korumak, hatta sağlamlaştırmak demek.

Yaşadığımız problemlerle mücadeleden zaferle çıkabilmek için arada sırada nefes alma ihtiyacı hisseder insan. Her yeni günse yepyeni kararlar verebilmek ve problemlerle daha sıkı mücadele edecek gücü toplamak için en güzel şanstır. Bu nedenle elimizde, sırtımızda, omuzumuzda ne kadar yükümüz varsa her gece bırakıp kendimizi dinginliğe bırakmamız önemli. Böylece ertesi sabahı dinç, azimli, güçlü karşılar, hatta yeni fikirlerle  sorunlarımızın birkaç tanesini çözebiliriz bile.

Hayatımızda değişiklik yapmak istediğimizde, yeniliklerin yaşantımızı ışıklandırmasına izin verdiğimizde, bunu unutmayalım diyorum ben. İnanın sadece sorduğumuz sorularla bile kendimizi iyi hissetmemiz mümkün. Önemli olan her yeni günü pozitif enerjimizle kucaklamak ve yaşanan olaylar karşısında bu enerjiyi kaybetmeden ANları ve güzellikleri yakalamak olsun…

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

02.11.2012

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Saygideger belgin hanim, temelde dogrulari ihtiva eden yazinizi zevkle okudum. Ancak, insanlar, yasaminin sonrasi icin, degisiklige yönelik verecegi kararlar icin, zamanlamayi cok iyi secmeli. Bu kararlar, yillarca sorumluluklarini üstlendiginiz insanlarin, hayat düzenini alabora etmemeli, duygusalliktan ziyade, akil süzgeci ve gercekcilik dümeni elinizin altinda olmali. Öte yandan, alacaginiz bu kararlar, büyük psikolojik sarsintilar, olusturmamali. Yapayim derken, yikimin acilarini hissetmemelisiniz. Aliskanliklar ve hatiralar birikim olusturmadan, gidisatin yanlis oldugunu hissetiginiz erken zamanlarda, bu degisiklik kararlarinin yapilmasinin yerinde oldugunu, yanlis da olsa, acizane görüslerim süzgecinde selam ve saygilarimla arz ederim. Refik BASDERE

Refik Başdere 
 26.05.2013 2:24
Cevap :
Merhabalar Refik bey, Dediğinize katılmamak elde değil elbette; köprüleri yakmaya karar verirken özellikle, insanın bir değil iki kere düşünmesi gerekiyor. Geride kırık kalp bırakmamak lazım ki keşke'ler hayatımızı kuşatmasın. Yorumunuz için çok teşekkür ediyorum size. Benden de selamlar sevgi ve saygılar efendim kucak dolusu. belgin  26.05.2013 12:21
 

verdiğimiz kararla zafere ulaşabiliyorsak buna güç veren,destekleyen sevgi değerlerinin de tekrar yeniden filizlenebileceği insana ferahlık verir ve sağlıklı bir şekilde lanın pyürütülmesi sağlanmış olur kanısındayım ben de sayın Eryavuz.En büyük görev özbenliğe düşüyor.Güzeldi yazınız.Elinize ve yüreğinize sağlık.

Abbas Oğuz 
 25.05.2013 18:48
Cevap :
Merhabalar Abbas bey, Elbette haklısınız, içinde bulunduğumuz o garip hallerde özbenliğimiz, iç sesimiz ve gönül gözümüz hep açık olsun. Olsun ki yanlış yapmadan en doğru olana karar verelim. Yorumunuz için teşekkür ederim. Sevgi ve saygımla, belgin  26.05.2013 12:15
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 437
Toplam yorum
: 256
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 530
Kayıt tarihi
: 09.04.11
 
 

Makine mühendisiyim, bir kız annesiyim. Okumayı, yazı yazmayı, yazarak paylaşımlarda bulunmayı, insa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster