Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Eylül '11

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
1131
 

Bir gelin - bir kaynana

Bir gelin - bir kaynana
 

Yaprak Dökümü'nün gelini ve kaynanası...


Gül'ün gözüyle; 

Evvel zamanda ve şimdi hali hazırda, ülkemizin güzelliği ile ünlü sahil şehrinde bir aile yaşarmış...Görünürde herhangi bir sorunları yokmuş, evin genç oğlunu evlendirmekten başka... 

Gel zaman-git zaman uzak diyarlardan bir vilayette yaşayan güzel mi güzel, alımlı mı alımlı genç kız ile tesadüfen tanışmayı takip eden arkadaşlıkları, çok ciddi boyutlara ulaşınca... 

Aileler de tanışıp "uygundur, onaylıyoruz" denilince.... 

Soluğu almışlar evlendirme dairesinde... 

Alkışlar arasındaki "EVET" lerle ilk adımlarını atmışlar evlilik yoluna... 

Âdettendir denilerek yeni bir daire almışlar karşı apartmanda...Bir evin bir oğlu ya, dayayıp döşemişler içini, gençlerin arzuladığı şekilde, eksiksiz... 

Yaşam kayınvalide ile kayınpederin evlerinde devam ederken; gençler, otel misali yatmak için giderlermiş evlerine... 

Bu durum, çalışma hayatında olan gelin hanımın da pek hoşuna gidermiş...(yemekler hazır kayınvalide lokantasında) 

Herşey iyi güzel, araba tam gaz yoluna devam ederken... 

Birgün... 

Sabahın alaca karanlığında ölüvermiş kayınpeder aniden... 

Yirmi yıldan beri devam eden uyku bozukluğuna ilâve olarak "uyku apnesi" denilen uykuda nefes tutulması da eklenince... 

Doktorlar, son nefesten sonraki son rapora "beyin ölümü" teşhisini yazmışlar... 

O acılı sabahın ilk ışıkları ortalığı aydınlatmaya çalışırken, gelin hanım sevgili eşine: 

-Bundan sonra yaşayacağımız yer bu ev...Annemi yalnız bırakamayız... 

O gün, bu gündür mutlu müreffeh yaşarlarken... 

Bir de miniminnacık bir bebek dahil olmuş bu aileye... 

Sanki evin büyükbabasının acılarını unutturmak istercesine... 

Sevimli mi sevimli, güzel mi güzel, hayat dolu bu küçük sevgi yumağı, yaşamlarını bir başka renge boyamış... 

Masal gibi değil mi? 

Onlar ermiş muratlarına, biz çıkalım kerevetlerine... 

******* 

Gelin kaynana arası ilişkiler nedense hep negatif yönleriyle gündeme gelir. Tarihi çok eskilere taaa Peygamberimiz zamanına dayanır... 

Evler bir olsa da, ayrı olsa da, gündemden düşmez gelin-kaynana gerilimleri... 

Neden? diye düşünmeden edemedim ve şu sonuca vardım: "Paylaşamamak" var konunun özünde... 

Kayınvalide: "dünyaya getiren ben, besleyip büyüten ben...O benimdir" diyor oğlu için... 

Gelin: "mademki evlendik, yuvamızı kurduk, benim eşimdir yani bana ait, O benimdir" diyor eşi için... 

Bütün olay, yeni evlenen erkeği, iki kadının paylaşamamasından kaynaklanıyor bana göre... 

******* 

Yıllar evvel evlendiğimde, henüz ondokuz yaşımdayken altmışbeş yaşındaki kayınvalidemle iki nesil fark vardı aramızda...Aynı evde oturuyorduk, bazı zamanlar negatif tepkilerine maruz kaldığımda hep şöyle düşündüm: 

-O büyüktür, eşimi dünyaya getiren, büyüten kadın...O olmasaydı ne eşim olurdu ne de bu mutluluğum... 

Bu düşünce tarzımı sonraki yıllarda da hiç değiştirmedim. Ve rahmetli kayınvalidem, dört gelinin içinde en çok beni sevdiğini hissettirir ve dualarında dile getirirdi... 

Ondan çok dua aldım, nurlar içinde yatsın... 

Şimdi ben bir kayınvalideyim. 

Gelinim, Karadeniz kızı... Şu âna kadar herhangi bir olumsuzluk yaşanmadı... 

Ama, bir olumsuzluk durumu olsa mutlaka şöyle düşüneceğim: 

-"O, benim çok sevdiğim oğlumun eşi...Oğlumu seviyor ya, mutlular ya...Ve ben, onların mutluluğuyla "mutlu olan anneyim"...Gelinim henüz çok genç, görmedim, duymadım, bilmiyorum...(üç maymun oyunu gibi) 

İşte böyle, benim bakış açıma göre yaşam bu... 

Önemli olan mutlu yaşamak değil mi? 

Sizlere de, (elimdeki güllerle) güzelliklerle dolu bir yaşam dilerim... 

Gönüller dolusu selam ve sevgilerimle... 

Yurdagül Alkan. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yukarıda sözü edilen mutlu aileye yani ailemize nisan 2015 senesinde şu an üç yaşında bir nüfusun da eklenmesiyle kalabalık bir aile olduk. Şükretmek ve mutluluğumu ifade etmekten başka ne yapabilirim? Daha ne olsun, selam ve sevgi hepinize...

Yurdagül Alkan 
 28.04.2018 23:39
 

Yurdagül hanımcığım, bu yazınız gelin kaynana arasındaki adeta genel algıyı çürütüyor. Böyle yaşantılarla dolu evliliklerin artması dileğimle emeğinize sağlık diliyorum sevgilerimle

Cemile Torun 
 06.08.2017 21:25
Cevap :
Cemile hanımcığım, buradaki gelin-kaynana yaşantısı sıra dışı bir yaşantı, benzerleri azdır tahminim. Dileklerinize ben de katılıyorum, selam ve sevgi ile...  10.08.2017 13:22
 

Ortak alan iki kadın için bir erkekse; ve bu erkek birinin evladı, diğerinin helali, kocası ise; bilinçaltı ve bilinçüstü çatışmalar, bitmek bilmez kavgalar kaçınılmaz oluyor herhalde... Doğru olan sizin gösterdiğiniz yolsa da, o yöne, o yola giden kaç gelin - kaynana vardır acaba? Cemce sevgilerimle...

Cem Beraat Çamsarı 
 18.12.2011 16:18
Cevap :
Cem bey, Gelin kaynana uyumuna ben kılavuz olayım, beni seven ardımdan gelsin...Gösterdiğim ve uyguladığım yolda, herkes memnun ve mutlu, üç günlük dünya yaşantısında daha ne beklenir?Beklenirse eğer, Cem beye dolu dolu selamlar gönderilir...  18.12.2011 18:04
 

Merhaba Hemşerim. Ortak değerler, ortak yaşam ve işte kültürümüz... Selamlar...

Mesut KARİP 
 15.09.2011 16:25
Cevap :
Değerli hemşerim, biz Anadolu insanıyız, yaşadığımız yerimiz, değerlerimiz görüşlerimiz ve kültürümüz aynı...Selam ve saygılarla...  15.09.2011 21:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 322
Toplam yorum
: 5696
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1675
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster