Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Temmuz '08

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
1356
 

Bir gemi yaptım sana ve kendime

Bir gemi yaptım sana ve kendime
 

bir gemi yaptım


Bir gemi yaptım kendime çevresini gece ile kaplayıp, özlem ile boyadım. İçine de umudunu koydum erzak niyetine... Çocukluğumun kısa şortlu, yaralı, bereli sahillerinden süzülüp, aklımın düşünüp de bilmediği kentlere gittim... Aslında durduğum yer hep aynıydı, odamın senden gayrı ışık kabul etmeyen lanetlenmiş köşelerindeydim. Aslında ben bu gemiyi senden kaçmak için yapmıştım ama gittiğim yer sensizlikti ve yine sen vardın, ve yine sen yoktun...Sigaramın dumanı ile yol alıyor bu gemi ama ya altımda ki ucu-bucağı belirsiz deniz? Ben hiç deniz düşünmemiştim ki...Her halde bu deniz bana acıların armağanıydı diye düşündüm. Ne zaman ağlasam bu denizde yıkanıyordum galiba... ya da ne zaman bu hayat bir acı deprem ile üstüme yıkılsa cansız hayallerimi burada, yakarak denize uğurluyorum sanırdım...

Gemi zaten, denizi çağrıştırır, diye geçirirdim aklımdan ve tembelliğin o, ' Amannnn yaaa boş ver! ...' düşüncelerine uzanırdım...


Ben seni düşündükçe sevmiştim, o kadar romantik biri değildim biliyorsun, geceleri geç vakit eve dönünce sen yalnızlığın ağlamaklı köşelerinde şizofren rüyalar görüyordun, geç kalmak ta geç kalmıştı, benim saatimde! ... Lanet olsun! ... Deyip saati duvara çalsam, takvimleri tarih ile yaksam bu sefer, bu cesur hareketi yapmakta geç kaldığımı anlayacaktım... Eve erken geldiğimde ise gözlerin yeni doğmuş bir bebeğin sevgiye muhtaç bakışları ile kollarını açmış ' bana sarıl, beni sev! ...' diyordu. Ama ben seni bu kalabalıklaşmış sosyal hayatın içinde kaybettiğimde anladım değerini. İşte o zaman anladım eve gelince aydınlanmış bir odada varlığının pahası biçilmeyen bakışlarını... O zaman anladım iş yerinde en sinirli anımda neden masamda ki, resmine baktığımı... Meğer sen başka bir dünya 'dan dan bana gelmişsin ve ben bu dünyanın anlamsızlığından boğulunca senin dünyana sığınıyormuşum. Ama yolu bilmiyorum ki ben sana geri döneyim, her gidişimizde ben gözlerimi kapatıp mutluluğun şuan anladığım değerini yani seni düşünüyormuşum... Dedim ya... Ben seni düşündükçe seviyorum! ... Romantizm mi? artık her gece sensizliğin yakamoz vurduğu odamda önce özleminle dans ediyorum, sonra kapıyı çalacak ellerinde ısınıyorum, sonra da resimlerdeki seni çalıyorum.

Şuan gecenin bir yarısı ve ben uykularıma yelken açıp, uykusuzluğumun dingin sularında seni arıyorum! ...

Ben seni düşündükçe sevdim ama anladıkça sen oluyorum... Sen benim çocukken yazdığım şiirlerin o eksik anlamını tamamlayan, yarısıymışsın... Bilincim bile yerine gelmeden önce ben seninle yaşıyormuşum meğer... Ben kendim doğmadan önce sana gebeymişim, seni soluyormuşum...

Bak neler yazmışım yokluğuna çocuksu büyümüşlüğümle...


' nerelerdeydin şimdiye kadar! ... Ve neden bu kadar beklettin? Bak hala geceden kaftanların içindeyim. Ve seni yıldızlar gibi yüreğimin her yanına dağıttım. Beyinim seni mantık ile harmanlayıp seni anlatıyor bana... Neden bu kadar bekleme ihtiyacı duydun? Suskunluğumu duyan sen, neden çığlık çığlığa ağlayan beni duymadın? Bilmez misin ben o susan yanınım? Ne zaman sussan benimle konuşmaya başlıyordun ve ne zaman sussan o hayatın hiç uğramadığı oda'da benimle bir başına kalıyordun...

Ondandır yılların seni eskitememesi, seni zamanın matematiksel dilimlerinde değil! ... Zamanın hiç olmadığı metafizik ötesi bir yaşamda sevdim! ... Ben senin yalnız olduğunu anlarınım... O muhtaç olup sığındığın yokluğunum. Kapatıp kapılarını, o dışarıda ki yalnızlaşan kalabalığa benim yokluğuma sığındın işte ondandır yalnızlığından aldığın o büyük haz... Çünkü sen yalnız kaldığında yalnız değildin, çünkü sen yalnız kaldığında benim yalnızlığımdaydın.
Aslında yalnız değilsin çünkü yalnızlığında ben varım! ... Sen ise benim, o uzaklarda doğumunu izlediğim güneş gibiydin... Ama sıcaklığın hep içimde ve ruhumdaydı...

Yokluğun, kendi varlığımda teselliydi bana! ...
Arnavut kaldırımları ile giyinmiş yokuşun unutulmuş bir arasındaydı evimiz... Ve ben o, unutulmuş yokuşun bir kenarında 'mi' perdesi olmayan flütümle eksik ezgiler çalardım. Dolaylı tüm hisler vardı. Aşk, sevgi, umut, acı ve niceleri... Ama bir şey vardı 'mi' sesinden öte bir şey... Benim bu sesin genişliğinde anlamaya çalıştığım bir şey vardı ve o eksik ti, atıp flütümü taşlara vurup parçalayasım geliyordu. Ama yapamıyordum. Çok zaman sonra anladım meğer o eksiklik flütten değil, sensizliğimdenmiş...
Meğer ben, hep seni çalmaya çalışırmışım... Melodilerimin eksik yanı, duygularımın anlatılmayan çağrısı, hoş geldin yüreğime! ... Ve ben bugün o unutulan yokuşa gidip, insanları gurur ile selamlayacağım çünkü biliyorum ki, o insanlar beni tanıyacaklar neden mi? çünkü benim hayata dair olan yanım yani seni bulmuşum... Bana seni soracaklar, ben o çocukluğumu çağırıp flütümde ki 'mi' sesinden seni anlatacağım ve biliyorum ki... O çocuk bugün mutlu çünkü eksik sesini ve unutulan duygularını buldu...
Tekrar hoş geldin! ...' Şimdi diyeceksin ki bu çocuk nasıl tekrar çocuk oluyor... O çocuk seni sevebilmek ve seni yaşayabilmek için kendi çocukluğunu hayata sattı.
Meğer o gemi ile ben seni aramıyor, seni gece ile bağlayıp, kendi özlemimle boğuyormuşum...
Meğer ben seninleyken senden ayrıldığımı düşünüyormuşum...
Meğer ben sensizliğe binip yol aldığım denizde seninleymişim! ... Yani o seni aradığım ve sensizlikle kavrulduğum deniz senmişsin. Yine yakamoz gözlerinin anlamını çözememişim...
Meğer sensizliği düşünmek bile beni korkutmaya yetiyormuş, hadi sevgili hazırlan! ... Senin dünyana gidiyoruz bir daha hiç gelmemecesine... Yalnızlığımda ne kadar sığındığım oda varsa hepsine varlığının ışığı ile gel! ...


YAZAN: TUANA UĞUZ

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gerçekten bu yaşta bu tarz ve güzel bir yazıı bu yaşta böylesen ilerleyen yaşlarda ne olacaksın....ben biliyorum çoook iyi bir yazar eline gönlüne sağlık ne güzel belki izmirde yaşamanın verdiği güzeliklerdir bunlar hıı::)) ne dersinnn ne güzel artık yazılarını takip edeceğim :::

songül 
 26.09.2008 23:56
Cevap :
yazılarımı takip etmeniz beni gerçekten çok onurladırdı ve mutlu etti...çokkkkk teşekkürler.  28.09.2008 16:57
 

"teşekkür ederim baba, nede olsa senin kızınım" Hayata sattığın çocukluğuna çok yakınsın..büyüyorsun ama:( iyiydi "TUANA" hpsini okudum..

berFarJeyn 
 12.09.2008 10:42
Cevap :
teşekkürler...:)  12.09.2008 13:22
 

Bu yazıyı okuyup bir de blog adına bakınca heralde bu yazı bir sevigliye deil babaya armağan dedim kendi kendime... Çok güzel ve yerine ulaşan bir yazı... Gemin seni hep güzelliklere götürsün... sevgiyle...

picolee 
 30.07.2008 9:44
Cevap :
umarım gemim beni hep güzelliklere götürür.teşekkürler...  30.07.2008 15:11
 

beni şaşırtıyorsun, yazını okurken bir yandan da profilindeki 7. sınıf öğrencisiyim'e takılıp durdu gözlerim. duygularını o kadar güzel ifade ediyorsun ki hayran kaldım...çok güzeldi, tebrik ederim... sevgilerimle...

duygusel 
 23.07.2008 13:58
Cevap :
sizi yazılarımla şaşırtabilmek beni çok mutlu etti açıkçası.böylesine güzel ve mutlu edici yorumunuz için çok teşekkürler... sevgilerimle...  23.07.2008 20:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 42
Toplam mesaj
: 13
Ort. okunma sayısı
: 991
Kayıt tarihi
: 10.05.08
 
 

7.sınıf öğrencisiyim. Fotograf çekmek, doga gezileri yapmak, şiir okumak en çok sevdiğim uğraşılarım..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster