Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Temmuz '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
512
 

Bir gölge gibidir...

Bir gölge gibidir...
 

Bir gölge gibidir insan hayatın içinde. Ve ömür, bir gün doğumu ile gün batımı arasında dilimlere bölünmüş zamandır. Günün doğumu ile başlar hayat ve durmaksızın gün batımına doğru yürür insan. Ardında kalan gerçekleşmemiş hayallerin, keder yüklü özlemlerin sedefli izidir.

Zamanın içinden geçip gider insan. Geçerken tüm dünyanın kederini büyük bir kabullenmişlikle sırtlanır da adına yaşamak der. Kederinden kuleler yapar ilk zaman ve tüm dünyaya oradan bakar. İsyanını o kuleden haykıran bir yalnız ruh gibi güneşin parlaklığından habersiz yaşar. Ömrünün sabah saatlerini gecenin geç vakti gibi yaşamayı hüner sayar da kendi elleriyle inşa ettiği o keder kulesini yıkıp toprak zeminin ılıklığına basmayı ve yürümeyi akıl etmez.

Kendi kulesine hapseder kendini ve özgürlüğünün elinden alındığını sanır insan aklı başına gelene dek. Ve hayat küçük bir çakıl taşı fırlatır penceresine ömrün bir diliminde. Ve hayat der ki; "Çık kulenden. Çık ve yüzüme bak. Yık onu nasıl inşaa ettiysen. Ah zavallı insanoğlu, hayatının yarısını keder kuleleri inşaa ederek yarısını da onları yıkmaya çalışarak harcıyorsun. Yık o kuleyi... Zamanı geldi. Ömrünün yarısındasın." Hayat uslanmaz çocuğuna bakan şefkatli bir anadır, açık penceresinden görür insan bunu ömrünün yarısında...

O kulenin kemik pencerelerinden fırlatıp atar keşkelerini sonra ve bir olta ile yakalar koca denizden minik parlak umutları. Öyle kıpır kıpır tutar elinde ölmesinler diye usulca bırakır yine o koca denize. Yüzsünler yaşasınlar diye... Ve atlar peşinden umutlarının o çılgın hayat denizine ardını ötesini düşünmeden...

Umutlarına tutunarak yükselir gökyüzüne, bir küçük bulut olur sonra. Keder dolu coğrafyalardan geçer gider, ağıtlar döker yeryüzündeki tüm yaralı kalplere. Bir nefes ferahlık olur umuduyla hıçkıran küçük bir buluttur artık. Dünya üzerindeki kısacık ömrüne bir bıçakla kazır koca dünyanın kederli tarihini... O küçük bedenine kocaman bir tül gibi dolanır dünya da O içinde kaybolur...

Boynu siyah halkalı bir kumrunun kanadına tutunur sonra. Sevgilinin bakışını gözbebeklerine hapsedip çok uzaklarda birine taşıyan bir küçük kuş olur. Öylesine umutlu öylesine sevgi dolu ve öylesine masalsı... Kederine aşkı ekler... Ve anlar ki dünya keder ve aşk üzerine...

Ve gün batımında koca bir hayata dönüşür insan kalbinin en derininde. Dünyanın her halini içine çeke çeke büyüyen ve o halden şikayet etmeden onunla bir olan... Ve insan, "insan" olur en nihayetinde koca hayatının özünden küçük bir damla olduğunu anlar günün batmakta olan turuncu ışıklarında...

Bir gölge gibidir insan hayatın içinde. Ve ömür gün doğumu ile gün batımı arasındadır....

RESİM: Lord Frederic Leighton

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yaşam pistinde salt kelimelerimize dans ettirmek yetmiyor, biz de tüm varlığımızla dansa katılmalıyız. Pisti sevgiyle paylaşmalıyız. Kozmik sevginin dansı katılımcı bir mistik müzikle yapılır. Sizi bu dans pistine davet ediyorum.

Yeşim Koç 
 08.07.2007 20:14
Cevap :
Sevgili Yeşim Hanım, Hayatta yapılan herşeyin tüm varlığımızla yapılması gerektiğine inanırım. Ve elbet sevginin de yapılan herşeyde var olması gerektiğine etrafımızı bir tül gibi çevrelemesi gerektiğine... Çok teşekkür ederim.Sevgilerimle...  09.07.2007 9:13
 

ömür iki dudak arası mesafedir. gölgesine basmadan yaşayanlar bilirler tadını. sen yüz, dalga-yosun demeden. çünkü sana akmak yakışır bir sokak gibi. sevgimle

nakedtruth 
 08.07.2007 1:28
Cevap :
Ah yapabilsek bunu, ah akabilsek öyle duru bir su gibi de kendimizi arındırsak hayatın kirinden pasından...Çok çok teşekkür ederim.Sevgilerimle...  09.07.2007 9:11
 

Sevgili Fulya, tekrar düşündüren satırlar, burada bir güne, birçok güne; yıllara, geçmişe, yaşadığımızı sandığımız hayata isyan var. İnsanı sarsan, insanın aklını başına devşirten bir isyan... ''Ey insan, ey düşünen varlık sen yaşamıyorsun; ama yaşadığını sanıyorsun, sen kederlisin; kuleler inşa ediyorsun ki kederden imaret ve sonra da bu kuleleri yıkmakla geçiyor senin günlerin; ömrün, anla artık bunu; anla!..'' Bizim yaşadığımızı sandığımız, ceddimizin de yaşadığını sandığı aslında yaşayamadığı bir dünya hayatının özeti ki bu özet kimbilir kaç yıllık geçmişimizden bize kalan bir miras. Aynı alışkanlıkla sürüp gidiyor hayatımız... ''Zamanın içinde geçip gider insan. Geçerken tüm dünyanın kederini büyük bir kabullenmişlikle sırtlanır da adına yaşamak der.'' Hayatımızın gerçeği de işte bu!.. ''Bir gölge gibidir insan hayatın içinde. Ve ömür gün doğumu ile gün batımı arasındadır.'' Evet aynen öyledir, o bir tek güne, o bir tek sevgiye merhaba!.. Esen kalınız... Selam ve sevgilerimle..

Cemal Hüseyin Çağlar 
 07.07.2007 12:05
Cevap :
Sevgili Cemal Hüseyin Bey, İnanın ne söyleyeceğimi bilemedim... Çok çok teşekkür ederim güzel sözleriniz için...Sevgi ve saygımla...  09.07.2007 9:17
 

Kederden ve aşktan ibaret bir ömür. Benimki öyle oldu anasını satayım:-) Arada gülecek, güneşlenecek kuytular yarattık... Böyle olmalı hayat... Kendimi kedere ve aşka vurmam... sanıyorum doğru bir iş... aman sen dikkat et:-)

yeşilsoğan 
 06.07.2007 18:00
Cevap :
Kendini kedere ve aşka vur elbet...Hayat zaten bunlardan ibaret değil mi? Ama kederi azalt aşkı artır , o zaman denge kuruluyor :) En içten sevgilerimle....  09.07.2007 9:08
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 408
Toplam yorum
: 4068
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1061
Kayıt tarihi
: 17.06.06
 
 

Gazetecilik okudum... Ama gazeteciliği sırf yazabilme serüvenine bir adım daha yaklaşabilmek için ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster