Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Temmuz '09

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
298
 

bir grubun yaşattıkları...

bir grubun yaşattıkları...
 

"inşallah benzeri yaşanmaz " demekle olmaz


Öncelikle, bu yazıyı pazar günü yazdığımı ve bloğa koyduğumu belirtmeliyim. Bloga koydum dediğime bakmayın sanırım yükleme işlemi bitmeden sayfayı kapattığımdan doğal olarak yayınlanamadı.. Ya da 2 kez yayınlanacak.

Pazar sabahı...Evde yeterince işim olduğundan bir de kahvaltı telaşı yaşamak istemiyorum. Marketten bir gazete alıp sokağımızdaki cafeye oturup siparişimi veriyorum. Zaman zaman hafif esintiyle gelen tatlı bir serinlik... karşımda bölgesel de olsa Boğaz manzarası... Bu ambians, içinde bulunduğum ortamdaki sadece olumlu yanları düşünmemi sağladı. Birden bire “aaa, ne güzel bir günmüş meğer bugün” deyip üç yaşındaki bayram çocuğu mutluluğuna bürünüverdim.

Bu boğaz manzarası, güzel demlenmiş bir çayın varlığıyla daha mana kazandıktan sonra, gazeteye de bir göz atmaya başladım. “Aman Yarabbim” demekten kendimi alamadım. Bir manşetle, “üç yaşındaki bayram çocuğu” birden bire 48 yaşında oluverdi. Çay boğazıma dizildi... Sadece günümüzün değil, yakın geçmişteki siyasetin bu ve benzeri olaylarda payı var. Diline Allah'ı, eline bayrağı alan herkes kendini haklı saydığı yetmezmiş gibi, kendi gibi davranmayanı da, sembolleştirdiği kavramların karşısında görüp ona göre tavır alıyor. Olayın acı yanı ise arkasında kendini güvende hissettirebileceği bir kitle buluyor olması... Tüyler ürpertici Sivas olayını hatırlarsanız, kitle oteli ateşe verirken tekbir getirmişti ve güya din adına gerçekleşmişti. Olaydan haberiniz olmuştur; İdil Biret Topkapı sarayındaki konser bir konser veriyor. Konserin sponsoru bir şarap firması... Konser mekanın “kutsal bir mekan” olduğu ve bu kutsal mekanda şarap içilecek olmasına (veya içilme olasılığına) dair protesto(!) eden bir grup... (Protesto diyorum çünkü kaba kuvvete dayalı bir eyleme (çok şükür ki) dönüşecek ortamı bulamamış olması. Umarım o toplumdakiler ortamsızlıktan değil, istemediklerinden eylem o boyutta kalmıştır. Benden daha iyimser düşünceli biri bu yaklaşım için “şartlı refleks” deyip “abartıyorsunuz sadece bir protesto” diyebilir ama Sivas olayının varlığı, bu tür eylemlerin hoşgörü kapsamına alınmaması gerekliliğini gösteriyor.)

Çok kısaca hatırlatmalar yapmalıyım.”İdil Biret kimdir” deyip yanıtını verecektim fakat birden bire “niye manasız cümleler kurduğumu” kendime sordum... Hakikaten manasız... Ve hakikaten İdil Biret'i tanımayan varsa o arkadaşların bundan sonraki satırları okumaları zaten “caiz” değil ve ayrıca algılamaları da mümkün değilmiş gibi geliyor bana..(Ama hırs yapıp“olsun, yorulursam yorulayım sana ne arkadaşım” diyen olumlu arkadaşlarımıza “ciddi bir kültür özür”lerinin olduğuna dair teşhisimi ve fakat buradaki satırların var olan yaralarına merhem olamayacağını üzülerek belirtirim.) Fakat sözkonusu olayla ilgili internetten ulaşabilecekleri çok bilginin olduğunu bunlara ulaşabilmeleri için şu bilgileri verebilirim. Arama motoruna “idil biret” bir diğerine “topkapı sarayı” (ki topkapi.gen.tr sitesi detaylı bir “jpg” dosya ile plan olarak sarayı tanıtmıştır...detaya burada girmiyorum) bir diğerine “Sivas katliamı” yazmalarını öneririm. Bu satırları yazarken NTV haberlerinde Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'a canlı bağlantıda olay soruluyor. ”Gerekli tedbirler zaten alışmıştı, ben bazı önerilerde bulundum ve olayı takip edip gelişmelerden haber aldım. Türkiye'yi geriye götürmek isteyen zavallıların bu tür saçma girişimlerine kimse müsaade etmeyecektir. “dedi. Ayrıca İdil Biret'in eşinin bir söylemi hatırlatılması üzerine “Sivas olayı gibi bir olayın yaşanması bu topraklarda bir daha yaşanması mümkün değildir. 70 milyonluk ülkede 70 çapulcunun bir yere toplanması büyütülecek bir olay değildir” dedi. Ya da bu anlama gelen sözlerdi. (Gerçi Sivas katliamı da, azınlık denilebilecek bir grup tarafından gerçekleştirildi. Güvenlik güçlerince engellenemeyen radikal grubun yaptıklarını, çoğunluğa sahip olmasına rağmen bu radikal gruba müdahale edemedi.) Evet, arka kapıya yönelip içeri girmeye çalışan grup, polisin engellemesi olmasaydı içeri girdiğinde ne yapardı bilmiyorum ama olayların öyle bir aşamaya gelmemesi, kötünün iyi yanı tabi. Fakat bu olayda hiç gözaltı yaşanmaması ilginç, polisin müdahalede güç kullanmayışı sevindirici... Dün akşam bu olaya katılanların kendilerine “ben bu ülke için İdil Biret'ten fazla ne yaptım” demelerini beklemiyorum. Sadece keşke “abi”lerinin ağzından çıkan her sözün mutlak doğru olamayabileceğini düşünebilseler. (Aranızda birileri “ben de dünya çocukları kardeş olsun istiyorum” dediğini biliyorum... Evet son yazdıklarımı okuyunca bana da ütopik geldi açıkçası) “İstanbul, kültür başkenti olmaya aday” diyen siyasetçilerimiz, biraz olsun siyasi davranmayı bırakıp ülkenin geleceğine yönelik, bu tür saldırılarda gereken gibi tedbirlerin alınmasını sağlarlar. Hoşgörü, sevgi ve sağlıkla... MH

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 11
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 7
Ort. okunma sayısı
: 312
Kayıt tarihi
: 01.02.09
 
 

Şubat 1961 İzmir doğumluyum ve bir süre aradan sonra tekrar İzmir'imde yaşama devam ediyorum.   ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster