Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Mayıs '15

 
Kategori
Edebiyat
Okunma Sayısı
319
 

Bir Gülce masalı...

Bir Gülce masalı...
 

Henüz, doğası insanlar tarafından kirletilmemiş, bozulmamış; sevgisizliğin hiç uğramadığı bir dağ köyü varmış.Renk renk binlerce çiçeğin açtığı, bitkilerin olduğu, sürü sürü kuşların geçtiği, pırıl pırıl suların aktığı, çeşit çeşit hayvanların barındığı bu dağ köyünde Gülce adında güzeller güzeli bir kız yaşarmış... Her sabah kalkar, mutluluk  ve neşe içinde türküler, şarkılar söylermiş… Kiraz dudaklarından tane tane mutluluk dökülürmüş yamaçlara. Nisan kızıymış Gülce.Baharın pırıltılı güneşinde dünyaya gelmiş,bir bahar kızıymış o... Onu gördüğünde uyanıverirmiş,tüm çimler, çiçekler, börtü ve böcekler...
Gülce,her sabah erkenden kalkar, çiçeklerle koklaşır, çiçekleri okşar, kuşlarla, kelebeklerle konuşur, dağ tepe demeden güneşe gülümseyerek mutlu bir şekilde kuzularının peşinde dolaşır dururmuş... Her sabah bereket tohumları ekilirmiş dağların doruklarına, umut umut yeşerip halaya dururmuş çiçekler; her bahar Gülce'nin  güzelliğinde ve mutluluğunda...
Bir gün hiç beklemediği bir anda karşısına bir adam çıkmış Gülce'nin.Bir gece, şiirler okumuş ay ışığında ; şarkılar söylemiş, masallar anlatmış adam Gülce'ye.Hiç kimsede görmediği bir yürek görmüş Gülce o adamda ve yüreği akmış ona.Nasıl olduğunu anlayamadan sevdalanmış Gülce. Bırakmış kendini kollarına  adamın hiç bir kötülük düşünmeden, başlamış rüyalarda, masallarda yaşamaya... Her akşam ayışığının altında,şiirler okurmuş adam Gülce'ye.
Çiçekleri, kuşları, kelebekleri her sabah onunla birlikte selamlarlarmış... Sevdası yeryüzüyle, gökyüzünün sevdası kadar büyük; suyla, çiçeğin aşkı kadar da masum ve temizmiş Gülce'nin.. Her sabah adama papatya çayı demler ve kendi elleriyle içirir,bir kelebek gibi pervane olurmuş onun etrafında.Bir gece adam Gülce'yi alnından öpmüş ve sen  yüreğini benim sevgimle doldur,bir gün yüreğini hasad etmeye geleceğim diyerek  kaybolmuş dağın yamaçlarında...
Gülce,o günden sonra her sabah uyandığında dağlara bakıp, yüreğini bin çeşit renkle nakış nakış işler, güneşin rengiyle sevgisini, umudun mavisiyle umudunu süsler ; çağlayan sulara, esen rüzgarlara bakıp bakıp sevinç pırıltıları serpermiş gözlerinden.Yüreğine her gün ayrı bir sevgi tohumu eker,sevdasının gelip hasad edeceği günü iple çekermiş.Hergün ,ayrı bir çiçekli mendil işler  ve onun dönmesini büyük bir umutla beklermiş.
Günler haftaları, haftalar ayları kovalamış.Bir seher vakti uyandığında canından bir parça eksilmiş gibi irkilmiş Gülce.Rüyasında adamın ''Beni bekleme,gelmeyeceğim'' dediğini ve dağın yamacında uzaklaşıp,kaybolduğunu görmüş.Oysa o adam her akşam ay ışığının altında “Sen, dünyanın en güzel varlığısın, yüreğimde sana çiçek bahçeleri  kurdum diye övgüler dizermiş Gülce'nin gözlerinin içine bakarak...Küçük küçük umutlar ekermiş Gülce'nin yüreğine. O zaman bütün yeryüzü, gökyüzü Gülce'nin olurmuş... 
 O canı gibi sevip, bağlandığı adamı aylarca beklemiş beklemiş; ama  adam gelmemiş...
Bir sabah,ilk kez hiç gelmeyeceğini anlamış Gülce, yeşil yeşil pınarlar akmış gözlerinden. Gözleri, o gün ilk kez üzgün bakmış dağlara... Aylarca ,gelir umuduyla uçan kuştan, esen yelden haber beklemiş, dalgın dalgın bakmış sulara... Severken beklemiş,beklerken sevmiş. Hiç umudunu kaybetmemiş.Ama ne gelen olmuş ne de giden... 
Uçuşan düşlerini önüne katıp götürmüş yüreğindeki fırtına. Bir hazan çiçeği gibi solmuş düşleri,masalları mutluluğu, sevinci de parçalanmış. Daraldıkça çıkıp bir dağ başına yankılı kayalara haykırmış içindeki ateşi Gülce. Bazen sessizce solumuş bir hazan yaprağı gibi, yüreği daralmış ,her baktığında dağların doruklarına.. Kanadı kırılmış yavru bir kuş gibi uçmak istemiş masmavi gökyüzüne ama uçamamış... 
Sonra zaman geçmiş, gözyaşları betonlaşmış, çiçekler kokusunu yitirmiş, o güzelim dağlar kötülüklere esir düşmüş... Kayalar ağlamaya başlamış her gece...  Ay ve güneş doğmamış bir daha o kayaların üstüne, kuşlar uçmamış.
Gülce, boynu bükük bir şekilde ,sevgiye olan tüm inancını kaybetmiş ve solup gitmiş bir uçurum kenarında.
 
 
 
Funda Kocatürk
funda's
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 33
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 384
Kayıt tarihi
: 17.03.15
 
 

Ege Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji. Felsefe Grubu Öğretmeni. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster