Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Haziran '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
181
 

Bir haberi yordum... ama yorarken yoruldum.

Bir haberi yordum... ama yorarken yoruldum.
 

Doğru yerde durduklarını söyledikleri halde yanlış yerde yakalananlar.


Biri hakim, diğeri doktor.

Habere göre biri saf ve temiz, öteki hin.

Biri inanan, öbürü kandıran.

İkisi de arayış içinde ama amaçları farklı.

Ahmet Coşkun Y. doktor. Anlaşılıyor ki, aldığı para harcamalarına yetmiyor. Özel muayenehane yasağından ötürü yan gelir de elde edemiyor. Düşünüyor, taşınıyor, kaşınıyor ve daha fazla kazanmanın yolunu buluyor. Ne mi yapıyor? Ekmek çıkacağını tahmin ettiği kişilere, sürekli Allah'tan bahsederek ilgi topluyor. Üstelik bununla kalmayıp bir de keramet  gösteriyor. Yani ağını kurmuş, içine düşecek av bekliyor.

Sevgi İ. ise bir yargıç. Eşinden ayrılmış yalnız bir bayan. Muhtemelen boşluğa düşmüş, bunalım içinde kıvranıyor. Kendisine madden ve manen destek olacak birini arıyor. Elini uzatana fedakarlık yapmaya, imkanlarını seferber etmeye hazır, bekliyor.

Sonuçta kader, (siz buna  hazırlanmış plan deyin)  ikisini bir yerde buluşturuyor. Bu buluşma bayan yargıca, hayatının şokunu yaşatıyor, doktora ise 1 milyon kazandırıyor. Görüyorsunuz, bazıları parayı ne kadar kolay buluyor! İyi tarafı, herif çaldıklarının sefasını süremeden şebekesiyle birlikte yakalanıyor.

Olay şöyle gelişiyor. Bir gün Fatma G. ve Suzan adlı iki kadın hakime hanımı, Dr. Ahmet Coşkun Y. ile tanıştırıyor.

Öyle ki, adam sadece doktordan ibaret değil. Yukarıda da söylediğimiz gibi içinde, ek olarak din, diyanet ve keramet te barındırıyor. Sürekli Allah'tan bahsediyor. Bulunduğu yere sinek gelmiyor, dua ettiğini gören kediler çekip gidiyor. Okuyarak, baş ve kırık ağrılarını dindiriyor, yaraları iyileştiriyor. Adam doktor değil, sanki Hz. İsa! Açıkçası, her derde deva oluyor. Tek eksiği ölüleri diriltemiyor. Belki diriltiyor da hakime hanım bilmiyor.

Bir insan mutlaka, şahit olduğunu sandığı olağanüstülüklerden etkilenir. "Ben etkilenmem!" diyen yalan söyler. Hadi etkilenmedi diyelim. Görüp duyduğunun niceliğini izah edemeyen insan inanmasa ne yazar. Toplumumuzda, kendini "açıkgöz" sınıfına konuşlayarak, adam kandırıcalara şerbetli olduğunu söyleyen oldukça kalabalık bir kitle mevcuttur. Fakat gerçek hiç te öyle değildir.

Çünkü hepimizin zaafları, istek ve arzuları vardır. Bizim, bir konuda ikna edilip edilemeyeceğimizi belirleyen saikler bunlardır. Kötü niyetli birisi zayıf noktamızı yakaladığında safımızın da, açıkgözümüzün de işi bitmiştir. Parayı sevenin, kendisine çok kazandıracağını söyleyen şahsa kanma ihtimali yüksektir. Yeterli imkana sahip olmadığı halde ev ve araba almaya kalkanın, bu yolda kurulmuş tuzaklara düşmesi muhtemeldir. Demek istediğim, zaafları olan insan her zaman kandırılmaya müsaittir.

Örneğimizdeki hakime hanımın da bir kısım hassasiyetlerinin olduğu muhakkaktır. Kendisi eşinden boşanmış dul bir kadındır. Böyle birinin, yeni bir aile kurmayı arzulaması normaldir. Yaşadığı sıkıntılardan ötürü kendisini, manen destekleyecek birine ihtiyaç duyuyor olabilir. Çok büyük ihtimalle bu gizemli şahıs, ağına düşürdüğü yargıcı, elemanları vasıtasıyla daha önceden araştırmış ve zaaflarını öğrenmiştir. Böylece,  beklentilerine uyan bir kişiliğe bürünerek onu sömürmüştür. Bunu Sevgi I.nin, ifadelerinden de anlayabiliyoruz:

"Kendisinde fark ettiğim özelliklerinden dolayı inandım. Mesela akşam açık havada yemek yerken, sinekler lambaların etrafında toplanıyordu, ama bizim masamızdaki lambaya sinek gelmiyordu. Masa etrafına gelen kedileri, hiçbir söz söylemeden dua okuyarak gönderiyordu."

"Yüzümde sık tekrarlanan deri döküntüsüne dua okudu ve hastalığım bir daha tekrarlamadı. Kendisi dua okuyunca baş ağrılarım geçiyordu. Ayağım kırılmıştı, çok ağrım vardı. Bana telefonda dua okudu ve ağrılarım geçti."

Bayan yargıcın söylediklerine baktığımda içimden, "bu kadar da saf olunmaz" demek geliyor. Fakat biraz düşününce  bundan vazgeçiyorum. Çünkü, bizi hilebazların ağına düşüren saflığımız değil zaaflarımızdır. Bir şeylere duyduğumuz arzu, bizi kolay ikna edilir hale getirir. Sevgi I'ye göre, adam öyle şeyler söylemiş ya da yapmış ki, kadıncağız bunların arasında arasında sıkışıp kalmış.

Mesela, "Allah'ın onu, kendisine yönlendirdiğini, para verirse sevap kazanacağını, seçilmiş kişi olacağını, vermezse günaha gireceğini, başına kötülük geleceğini, hatta kızının intihar edebileceğini" söylemiş.

Kadın, Dr. Coşkun'dan öylesine etkilenmiş ki, tüm mallarını satmış, bankadan kredi çekmiş, yetmemiş akrabalarından borç almış ve topladığı 1 milyonu kendisine hibe etmiş. Çünkü o yaptığı yardımın, huzur ve mutluluk olarak geri döneceğine bir biçimde inanmış veya inandırılmış.

Kanaatimce Sevgi hanımın tek istediği sığınacak bir liman veya içini dökecek bir eş ya da arkadaştı. Bu yüzden o, elindeki imkanları hem şeçilmişliğe layık olmak, hem kızının intiharı gibi bir acıyla karşılaşıp yeni bunalımlar yaşamamak,  hem de gönlünde taşıdığı umudu yeşertmek için feda etmeyi uygun görmüştü.

Yargıç Sevgi I., Coşkun'a para göndermek için PTT'ye gittiğinde telefon açıp sıranın çok olduğunu söyleyince  o, "dur sana bir dua edeyim!" demiş., Dua biter bitmez anında bir şahıs gelmiş ve ona sırasını vermiş!  Adam, kadının cebinde kaç para olduğunu söylemeden biliyormuş!

Şahsen ben zaaflarıma rağmen, bir insanın olağanüstü özellikleri olacağına inanmak istemiyorum. Bununla beni kimse kandıramaz falan demek istemiyorum. Çünkü birden fazla kazık yediğim tarihen sabittir. Buna rağmen biri bana böyle olağanüstü haleri olan bir adamdan sözetse, aksini iddia ederek onu, bu sevdadan vazgeçirmeye çalışırım. Altmış bu kadar yıl içinde buna benzer binlerce hikaye dinledim veya okudum. Ancak, bir şahsın sıradışı işler yaptığına veya buna mümasil bir emareye şahit olmadım. O yüzdendir ki, şu şöyle diyormuş, bu geleceği biliyormuş, o geçmişi okuyormuş hikayelerine kulak asmıyorum.

Buna rağmen bayan yargıcın, "aradığını bulduğu" hissine kapılarak tüm imkanlarını ve daha fazlasını, bu şarlatan için seferber etmesini, anormal bir durum olarak görmüyorum. Gönülden bağlandığınız, nezaketine, samimiyetine, ağrılarınızı geçirdiğine, sıkıntılarınızı giderdiğine, poblemlerinizi çözdüğüne inandığınız  birinin taleplerine  "hayır" diyemezsiniz.

Aslında anormal olan doktorun yaptığı alçaklıktır. Zira o, Yargıç Sevgi'nin duygularını istismar etmiş, güvenini boşa çıkarmıştır. Ona derin bir hayal kırıklığı yaşatmıştır. Kimsenin böyle bir şerefsizliğe hakkı olmamalıdır. Daha açıkçası böyle insanlar bu dünyada yer bulamamalıdır.

Resim: Haber Türk
Kaynak: habertürk, milliyet.com.tr.

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 462
Toplam yorum
: 719
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 676
Kayıt tarihi
: 28.04.07
 
 

Emekliyim. Herkes gibi benim de bir dünya görüşüm var. İnsanların farklı fikir ve inançlara sahip..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster