Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
499
 

Bir haftada yaklaşık 20 şehit!!!

Bir haftada yaklaşık 20 şehit!!!
 

Son bir haftada yaklaşık 20 can verdik, milletçe kahroluyoruz. Her şehit haberinde, birisi bu hainliğe son versin diyoruz ama nafile. Bu ülkede hergün onlarca asker ölüyor oysa. Bir seferde bu kadar şehit verdiğimizde ancak haber bültenlerine konu olma değeri kazanıyor. Herşeyde olduğu gibi bunda bile iki yüzlülük var. Bir seferde 13 Şehit gazete sattırır, ana haber bülteni izletir ama günde 1 Şehit reyting getirmez. Bir seferde 13 Şehit halkı Zeytinburnu' nda olduğu gibi galeyana getirebilir, bu da daha çok reyting demektir, bu terörü başımıza musallat edenlerinde ekmeğine yağ sürmüş oluruz böylece, bir taşla, iki kuş yani. Hem asker ölür, hem de etnik çatışma başlar, ama 1 Şehit halkı sokaklara dökmez, bir şehit haberler de alt yazı ya da bir cümle laf ile yarım ağız duyurulur. 

Bu ülkede asker sadece dağda ölmüyor, vatanın her köşesinde, her Allah' ın günü o kadar saçma sapan sebeplerden ötürü askerler ölüyor ki, bir sene de ölen toplam asker sayımız belki de 1000' leri bulur. Birkaç örnek 2006 yılında 5 ay askerlik yaptım. Bulunduğum yerde askerlik yaptığım süre içerisinde 2 asker öldü, 2 asker sakat kaldı. Sadece benim bulunduğum birlikte. Ölüm sebeplerini açıklıyorum sıkı durun. Bir tanesi doğuda görev yapıp gelmiş ve bunalıma girmiş intihar etti, diğeri ise ne tesadüf bunalıma girmiş intihar etti. Sakat kalanlar ise şöyle, bir tanesi, ki kendisi benim koğuş arkadaşımdır, gariban bir çocuktur. Ben yaşça onlardan büyük olduğum ve üniversite bitirdiğim için adımın sonuna abi, hoca gibi sıfatlar eklerlerdi. Adı Mustafa' ydı bizim gariban Mehmetçiğin. Boş zamanlarında "abi sen okumuş adamsın, ben iki kelimeyi bir araya getiremiyorum, aileme mektup yazabilirmisin" derdi. Ben de ondan tüyolar alarak, sanki kendi aileme mektup yazıyomuşum gibi yazardım. Çok mutlu olurdu. Bir de unutmadan ekleyeyim yaklaşık 100 defa söylememe rağmen adımı Birkant olarak telafuz ederdi, çok gülerdim. Lojmanda ki aile kantininin manav reyonundan sorumluydu. Bir ay sonu sayımında reyonunda 50 kilo elma açığı çıkmış ve almış komutanlar bunu odalarına, bir güzel dövmüşler, sonra donuna kadar soymuşlar ve psikolojik baskı, küfür, kıyamet falan. Günlerce bu muamele. Çocuk en sonunda bunalıma girdi ve bir gece nöbet tuttuğu kulübe de G3' ü karnına dayayıp intihar etti. G3 mermisi bu tabi başka şeye benzemez, arkadan çıkarken omuriliğini parçalayıp çıkmış. Çocuktan bir daha haber alamadık, ta ki terhis olmamıza bir hafta kalana kadar. Mustafa sakat kalacakmış dendi ve aklıma bir an da onun adına yazdığım mektuplar geldi. "Anneciğim burası çok rahat, merak etmeyin beni sakın, komutanlarımız çok iyiler, ellerinizden öperim, arkadaşların da selamları var." 

Diğer sakat kalan arkadaş yine bizim bölüğün şoförü. Sarışın, yakışıklı bir çocuk. O dönem ordu denetlemeleri var, Ankara' dan komutanlar gelmiş, bir sürü şeyden sınav oluyor çocuklar. Spor, atış gibi. El bombası atış talimine sıra gelmiş, açık alanda ama birliğin içinde. Denetleme olduğu için mühimmatın en eskisi kullanılıyor. 1945' ten kalma el bombasına benzeyen ama yıpranmışlıktan ne olduğu belli olmayan şeyleri çocuklara 50 metre uzağa attırmaya çalışıyolar. Bizim asker koşuyor koşuyor, bombanın pimini çekiyor ve bomba anında elinde patlıyor. Sonuç: Sağ el kopuyor, yüzünün sağ tarafı parçalanıyor, bir daha ondan da haber alamıyoruz. Yakışıklı çocuk artık yakışıklı değil. 

Bu sorun ordunun sorunu değil, yanlış anlamayın, milletimizin böyle bir hastalığı var. Biz, bizim olana o kadar kötü davranıyoruz ki. Bir kişi askerse eğer onun ölmesi çokta enteresan birşey gibi gelmiyor bize. İnşaatçıysan işinin ölüm riski var, ne bileyim taksicilik yapıyorsan yine ölüm riskin var. Kimse de çıkıp yav gerekli önlemleri alalım bu riskleri minimuma indirelim demiyor. İnsan hayatının bu ülkede ne kadar değersiz olduğu ayan beyan oratada. İşin buysa ve riski ölmekse normal karşılıyoruz. 

Madem 3-5 dağda gezen teröristle başa çıkamıyoruz, neden bu kadar savunma harcaması yapılır bu memlekette. Neden insansız uçaklar alınır, neden helikopter, F16, tank, top, tüfek, radar cihazları. Türk Milleti için devlet kutsaldır. Kutsaldır ama halkla da dalga geçmeyin kardeşim. Canlar gidiyor daha hayatlarının baharında. 

Bu ülkeyi yöneten beyler; size soruyorum. Siz bu ülkede terörün bitmesini gerçekten istiyormusunuz yoksa Amerika Ağabeyiniz istemediği için "amaaan ne şiş yansın, ne kebap. Aradabir 15-20 şehit veririz ama ağabeyimizin de gönlünü yaparız" mı diyorsunuz. 

Her milletten kötü insanlar çıkar. Siz bu milletin kötü çocuklarısınız ve birgün ölmelerine göz yumduğunuz o askerler, o madenciler, o inşaatçılar, o depremzedeler yakanıza yapışıp yaşama haklarını ellerinden aldığınız için size hesap soracaklar. O zaman hangi ağabeyiniz sizi kurtaracak... 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 36
Toplam mesaj
: 6
Ort. okunma sayısı
: 1075
Kayıt tarihi
: 12.01.11
 
 

Okur - yazar, dört işleme hakim, büyük - küçük tüm ünlülerle uyumlu ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster