Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Aralık '06

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
1252
 

Bir haftalık ömrünüz kalsa ne yapardınız?

Bir haftalık ömrünüz kalsa ne yapardınız?
 

Bir sokak falcısı, bir haftalık ömrünüz kaldığı kehanetinde bulunursa ne yaparsınız? Hele bu kahinin her kehaneti bir bir doğru çıkıyorsa... Kariyerinizde çok başarılısınız. Çok güzel bir eviniz, herkesin hayran olduğu ünlü bir nişanlınız, ihtiyacınız olmadığı kadar ve şık giysiniz var. Bunlara ulaşmak için ‘hırsla’ çalıştınız ve hayatınız bu kadar iyi giderken bir anda ‘ölüm’ de nereden çıktı, değil mi?

Angelina Jolie’yi sarı saçlarından hatırlayabileceğiniz ‘Hayatın hakkını ver’ isimli romantik-komedi türündeki bu filmi izlemişsinizdir sanırım. Film, bu türdeki pek çok film gibi sanatsal açıdan pek bir şey ifade etmese de fikir açısından üstünde durulmaya değer. Ayrıca Angelina Jolie’ye (Angie diyorum ben ona) açık bir zaafım olduğu da hesaba katılırsa:)

Angie’nin hayatı gerçekten de mükemmel midir? Kalan bir haftalık ömrünü nasıl geçirmelidir? Bu sorular Angie’yi hiç beklemediği yanıtlara götürüyor. ‘Niye benimle evleniyorsun?’ diye soruyor herkesin bayıldığı ama hiçbir sıkıntısını dinlemeyen ve anlamayan nişanlısına?

Filmi izlerken bir kez daha anladım ki, hayatta seçimlerimizi ‘en iyi’ye göre yaparsak en iyiye ulaşırız belki; ama bu ‘en iyi’ bize göre midir bunu düşünmek gerekir. Birgün bir arkadaşım bana onunla ilgilenen hem fiziksel hem ruhen harika olduğunu düşündüğümüz biriyle birlikte olmak istememe sebebini şöyle açıklamıştı: ‘Her yönden çok güzel; ama bu bana göre olduğu anlamına gelmez’. Bu basit tümce, o zamanlar bana çok şey ifade etmişti. ‘En iyi’ değildi önemli olan, ‘sana göre’ olmasıydı yalnızca. Dilinden anlayan, her durumda ‘gerçek’ anlamda yanında olandı.

İş anlamında da çok yükseklere çıkmak, kimi kez yeteneklerimizi, bilgi ve birikimlerimizi kullanamadığımız kuklalara dönüştürebilir bizi ve işin kötüsü ‘o yükseklere’ çıkabilmek için ailemizi, sevdiğimiz kişileri harcamış olabiliriz. Gerçek anlamda ya da zaman ayırma anlamında. İşte o çok istediğimiz yere gelip de ‘başımız göğe erdiği’ vakit aşağıda şakşakçılar, yanımızda ise ıssız bir sessizlik ve yalnızlık olabilir. Ne tarif edilemez bir acıdır bu, kim bilir?

Bir haftalık ömrünüz kalsa ne yapardınız diye sormuştum. En başta yaklaşan final sınavlarıma çalışmazdım mesela ve işe de gitmezdim:) Sonra, çok zamanım kalmamış olsa da Angie gibi hayatımı sorgular, düzeltebileceklerimi düzelterek ayrılırdım bu dünyadan. Ailemin ve sevdiklerimin yüzlerini zihnime kazımaya çalışırdım. Bilirsiniz benim bavulum geniştir:) giderken tüm bu yüzleri götürürdüm yanımda, sıcak elleri ve gönülleri de. Ve Tanrı’ya şükrederdim onlarla yaşamış olduğum herbir an için...

Yeni yılda da, sevdiklerinizle birlikte SAĞLIK ve HUZUR dileklerimle...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Vallahi bu dünyada herşey yalan en basitinden.İstersen dünyanın en güzeli ya da en yakışıklısı ol zenginlikte kariyerde yemiyor ne yazık ki...Gerçekler dünyanın arka cephesinde bekliyor........ sevgiler...

Sokrates 
 07.11.2007 8:59
 

İşin can alıcı noktası.NEFES ALıP VERMEK.bu elimizden uçacak.dünya nimetleri için dünyanın en şereflisi insanı kaleden acı ve gözyaşına boganların gezegenimizi yaşanmaz kılanların üstelik geçmişten ders almayıp ısrarcıların dünyanın bütün zenginligini döksede alamayacagı bir yudum sevgi ve bir yudum mutluluk.ve bunu beş güne sıgdırın.hitlere söyleseydik staline söyleseydik ve macellana söyleseydik fatihe söyleseydik cevaplar ne olurdu.hitler soykırımı durdurur stalin yıkılamaz dendigi orduyu yardım dagıttırır MACELLAN AMERİKAYI KEŞFETMEKTEN vazgeçer FATİH İSTANBUL GİBİ BEŞ TANASİNİN keşfinin startını verirdi.her şey hayra dönerdi.insanı ölüm degil unutulmak yıkar.bir yıl anılmak isteyen pirinç eksin 20 yıl anılmak isteyen meyve agacı diksin sonsuza kadar ise insan yetiştirsin.işte beş gün bunları yapmakla geçerdi.niye uzun ömre sıgdırmayalım.HAYDİ İŞ BAŞINA

ZEYBEK 
 15.01.2007 2:55
Cevap :
'Ağaç dikmek... Daha iyisi insan yetiştirmek'... Ne kadar doğru söylemişsiniz. Selamlar.  15.01.2007 15:42
 

Belki de bu yorumu bile yazamayacak kadar az! Ben her günümü son günümmüş gibi yaşarım. Herkes öyle yapmalı!

A y s a n c a 
 09.01.2007 19:56
Cevap :
Herkes öyle yapmalı ve yaşadığı her anın kıymetini bilmeli gerçekten... Hep sanki boş lafmış gibi geliyor bunlar; ama illa dönüşü olmayan bir hastalığa falan mı yakalanmak gerek bu bildiğimiz gerçeğe uygun yaşamak için diye düşünüyorum bazen. Not: Öyle demeyin, Allah uzun ömürler versin size ve sevdiklerinize:)  10.01.2007 10:38
 

Zor bir soru.. Tanrıyı tekrar sorgularmı insan?.. ilginç ama .. o psikolojiye girmedende bu soru tam anlamıyla havada...bence... Not:.. Senin yazılarını özleyen bir yığın insan var zaman yaratmalısın:) sevgiler

Yücel EVRENN 
 08.01.2007 13:47
Cevap :
Yaratacağım yakında umarım. Çok teşekkür ederim. Sevgiler...  10.01.2007 17:18
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 132
Toplam yorum
: 409
Toplam mesaj
: 82
Ort. okunma sayısı
: 3177
Kayıt tarihi
: 09.08.06
 
 

Odtü mezunu; edebiyat ve sinema düşkünü biriyim. AFSAD’ta fotoğraf, Sinematek’te film yapımı üzer..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster