Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Temmuz '14

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
1102
 

Bir hastanın asırlık hastanede 'saygınlık' ve 'rahatlık' görememesi...

Bir hastanın asırlık hastanede 'saygınlık' ve 'rahatlık'  görememesi...
 

İzmir'in asırlık Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları Hastanesi'nde bir hastanın yaşadıkları...

1910 yılında İzmir'in Yenişehir nam-ı diğer Tepecik ilçesinde,  yığma taş binalarında 10 yatak kapasitesi ile açılan bugünkü adıyla İzmir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları ve Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesi 650 yatak kapasitesine,  doluluk oranı da  % 70'e ulaşmıştır.

Eğitim vermeye başladığından bu yana onlarca 'uzman hekim'  yetiştiren İzmir Dr. Suat Seren Hastanesi'nin hekimleri, başta Türk Toraks Derneği ve Türkiye Solunum Araştırmaları  Derneği olmak üzere pek çok derneğin yönetiminde aktif rol almıştır.

Hem Göğüs Hastalıkları, hem de Göğüs Cerrahisi'nde 'asistan'  yetiştiren Dr. Suat Seren Hastanesi;  fedakar uzman ve asistan kadrosuyla bugüne kadar hizmetin en iyisini, eğitimin en kalitelisini üretme çabasında olmasına karşın; çok az sayıda olsa da aralarından 'çürük elma' çıkabiliyor.

Geçmişten bugünlere gelmesine katkıda bulunan Dr. Suat Seren Hastanesi'nin tüm değerli hocalarımız emeklerine olan saygının gereği  'çürük elmaları' ayıklamalıdır.

Kimdir bu 'çürük elma?'

24 Temmuz 2014'de eşimin sağ omuz bölgesinden başlayıp sırtına ve boynuna yayılan ağrıya 'tanı konulması'  ve 'tedavi uygulanması' amacıyla İzmir-Yenişehir Dr. Suat Seren Göğüs Hastalıkları  ve Cerrahisi Hastanesi Ortopedi 1. Polikliniği Uzman Dr. Bülent  Öztürk'e  muayene olmaya gittik.

Dr. Bülent Öztürk bilgisayar ekranına öyle yoğun konsantre olmuş ki; eşim odasına girdikten bir hayli sonra 'bu da nerden çıktı' der gibi; 'beden dili' çok iyi ifade ediyordu.   

O an bilgisayar ekranına 'abanmış' ve 'odaklanmış' olarak 'düşünce' ve 'algılama' yapısıyla Dr Öztürk'ün dünyası ekrandaki 'konsept'ten başka ne bir şey görebiliyor; ne de düşünebiliyordu.

Kamera kayıtlarında da görüleceği üzere, eşimin 'varlığından' rahatsız olduğunu 'göz iletişimi'ne girmeden 'Ne'n var?' sorusundan alacağı kısa yanıtla geçiştirmek niyetinde olduğu çok kolay anlaşılıyordu.

Bir doktorun 'velinimeti' olan hastasına; 'bayan' hastasına 'sokak argosunu,' 'sen' zamirini kullanması hastasına verdiği 'değeri,' mesleğine olan 'saygıyı' göstermesi açısından tüm 'meslektaşlarını' etkilemektedir.

Hastasını 'küçümseyen' tavrıyla 'dominant' olduğunu hissettiren Dr. Bülent Öztürk hastalarına ne kadar 'verimli' olabilir?

Bilgisayar masasına yapışmış izlenimi veren Dr Öztürk, eşimi koltuğundan kalkıp bir kere muayene etme gereğini duymamıştır.

Ancak 'Haydi git röntgen çektir gel' diyen Dr. Öztürk, 10 dakika sonra eşimi karşısında görünce sanki 'şeytan görmüş gibi' hiddetlenerek ısrarla  yarım saat sonra gelmesini söylüyordu.

Eşim röntgen filmini çektirmişti; doktor  beyin ekranına düşmüştü...

Sırada kimse bulunmamasına rağmen eşimi kovarcasına, gözleri ekrana kilitlenmiş halde odasından, 'Şimdi git, yarım saat sonra gel' diyerek  uzaklaştırdı.

Halbuki röntgen teknisyeni, eşime; hemen doktor beye gitmesini söylemişti...

Yarım saat sonra röntgen filmini inceleyen Dr. Öztürk; 'kireçlenme görünüyor, geçer bu; geçmezse fiziğe git' deyip reçete yazdı.

Bir uzman doktorun hastasına karşı bu kadar 'ilgisiz' ve 'kaba' tavrı nasıl açıklanabilir?

Bir uzman doktorun 'umursamaz' tavrı ile hastasına karşı 'dominant' konuma geçmesini gerektiren neden ne olabilir?

Bir uzman doktor hastasının muayenesinde 'yeterli özeni' göstermekten kaçabilir mi?

Hele hasta muayenesi sırasında başka 'konsept' ile ilgilenmesi hastasını 'yok sayması' hastaya yapılmış en büyük 'saygısızlık'tır!..

29.07.2014, İzmir, Türkiye

Not; Fotoğraf Alıntıdır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

geçmiş olsun...ve hayran kaldım sabrınıza...eyvallah...

nedim üstün 
 05.08.2014 8:30
Cevap :
Merhaba; "Şer'den kaçınılmasının önemli sonuçları olduğunu o günkü kadar görmedim. Kişi 'normal' değil ki!...Şunu hiç unutma evlat; "Sabrın sonu selamettir." Sevgiyle kal ki; aile meclisinde ağız tadın hiç mayhoşlaşmasın, damağından bal-kaymak tadın hiç eksik kalmasın, kalbi temiz çocuk!...  05.08.2014 19:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 392
Toplam yorum
: 414
Toplam mesaj
: 9
Ort. okunma sayısı
: 894
Kayıt tarihi
: 27.11.11
 
 

1951 Muğla doğumluyum. Ege Üniversitesi İktisadi ve Ticari Bilimler Fakültesi'ni 1974 yılında bit..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster