Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Ekim '09

 
Kategori
Aile
Okunma Sayısı
1014
 

Bir hayat kurarken, kendi hayatınızı yıkmayın

Bir hayat kurarken, kendi hayatınızı yıkmayın
 

ALINTI


Pazar sabahı uyandığımda annemi, yakın arkadaşı Nurşen ablayla dertleşirken buldum. Mutfakta annem bir taraftan kahvaltı hazırlıyor, bir taraftan Nurşen ablayla dertleşiyorlardı. Bende kendime kahve almak için mutfağa girdim. Kahvemi alıp çıkacaktım ki, Nurşen ablanın anlattıkları ilgimi çekmeye başlayınca, bende dinleyici olarak mutfakta kaldım. Nurşen abla 40 yaşlarında, bir kız ve bir erkek çocuğu var. Çocuklarının ikisi de evli ve çocukları var. Kızı ev hanımı, üniversite okumuş ama çalışmayı tercih etmemiş. Oğlu oturduğu mahallede internet kafe işletiyor.

Nurşen ablanın derdi ise yıllardır eşiyle yaşadığı problemleri. Nurşen abla 13 yaşındayken evlendirilmiş. 14 yaşında ilk çocuğunu kucağına almış. Hamile olduğunu karnı büyümeye başlayınca anlamış. Evliliğin ne olduğunu bilmiyormuş ki garibim, hamile olduğunu bilsin. Kayınvalidesi öğretmiş yemek yapmayı, temizlik yapmayı. Lafın arasında hadi size bir kahve yapayım da keyif yapalım dedim. Öğrendik ki, 27 yıllık evliliğinde eşiyle hiç oturup karşılıklı bir kahve keyfi yapmışlıkları olmamış. İnanamadım duyduğum şeye, nasıl yani insan 27 yıl boyunca bir kere bile oturup iki laf etmez mi hayat arkadaşıyla, inanılır gibi değil.

Gençlik yılları tarlalarda imece olarak çalışarak geçmiş. Çocuklar okul çağına gelince yetiştirememiş imece parasını ihtiyaçlara, gündelikçi olarak çalışmaya başlamış. Evlerine gittiğim hanımlar çok severler beni titizimdir tek bir toz bile bırakmadan çıkarım o evden diye gururla anlatıyor, artık tüm günlerinin dolu olduğunu söylüyor. Yinede yetmiyor kızım diyor bir ara dizlerime dokunarak kira, elektrik, su faturalarını zor ödüyorum. Hele elektrik faturası yok mu yetiştiremiyorum artık diyor. Eşine bu sabah harçlık veremediği için üzülüyor. Neden oturmadın köyünde diye soruyorum. En azından kira derdin olmazdı, bahçe yapardın kendine, bir şekilde pazarda falan onları satar geçinirdin. En azından bu kadar yıpratmazdın kendini diye sorduğumda…… Yüreğimi kavuran , asıl her anne babanın ders çıkarması gereken yaşamından bir kesit dinliyorum.

Evlat için kuzum evlat için diyor. Kızımın okuyup eli ekmek tutsun istedim. Benim gibi sokak da oyun oynarken tanışmasın annelikle. Bilsin her şeyi öğrensin istedim. Oğlumda eli ekmek tutsun ki benim yaşadıklarımı torunumun annesi yaşasın istemedim diyor. Bu arada anlatmaya devam ediyor yaşanmışlıklarını, o anlatıyor ben boğazım düğümlenerek dinliyorum. O kadar çok kötü olaylar, zorluklar yaşamış ki kanım donuyor onu dinlerken. O bütün masumiyetiyle sadece çocukları için neler yaptığını anlatırken kızının neden okul okuyup ta çalışmadığını soruyorum. Kocası istemedi kızım diyor.

Bu anne kızını, oğlunu okutmuş, evlendirmiş ve hala aynı hayatı yaşıyor. Yaşamındaki zorluklardan bir şey eksilmemiş. Kocası kahvede akşam eden tiplerden ama onu öyle kabul etmiş. Gençken boşanmayı düşünmüş fakat çocuklarına babasız demesinler diye vazgeçmiş. Kızını hiç tanıma samda o kadar çok kızdım ki ona. Hiçbir şey yaşanmamış gibi oturmuş evinde çocuk bakıyor. Oysa annesi onun bir mesleği olsun diye öyle zorluklar yaşamış ki. Ben dinlediğimde bile öyle etkilendim ki bunu yaşayan bir insan nasıl o diplomayı rafa kaldırıp evinde oturur ve annesinin aynı şartlarda yaşamını sürdürmesine izin verir.

Nurşen ablanın hayatı anlatmakla bitmez. Benim yüreğim dayanmadı tüm hikâyeyi dinlemeye, işim var diye çıktım mutfaktan. Böyle bitti bendeki hikâyesi, kim bilir daha ne yaşanacakları vardır. Dilerim artık iyi şeyler yaşasın ama görünürde yine yokluk ve zorluk var gibi.

Çocuklarımız için fedakârlık yapmalıyız elbette. Ama elimizdeki imkânlara göre yaşamasını da öğretmeliyiz. Sırf onların gelecekte kaliteli bir yaşam sürmesi için kendi hayatımızı yok saymamalıyız. Durumlar ne olursa olsun birazda insanın kendisine bırakmalıyız. Kendi yaşayacağı hayatı , kendisi çabalayarak kazanmalı. Bu bir nasihat değil evlatları için ömrünü bitirmiş ve o ömrün boşa gitmiş olduğunu gören bir Nurşen abla görmemek için anlattıklarım.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bizim kültür adanmış hayatlar manzumesidir. Hep birileri için çabalar, birileri için bir şeyler yapmaya çalışırız. Bu arada tükendiğimizizn farkında bile olmayız. İşin garibi, çabalananlar da aynı döngüye katılmakta gecikmezler.

Ahmets 
 10.10.2009 22:56
Cevap :
Eğer bir amaç uğruna sıkıntı çekildiyse , arkamıza baktığımızda iyi ki yapmışım , yaşamışım diyebilmeliyiz. Yoksa bir ömrün boşa harcandığını görmek çok üzücü olsa gerek. Ama biz Türklere mi özel bilmiyorum evlat için can feda durumundayız. Yorumunuz için teşekkürler Ahmet bey  12.10.2009 18:25
 

Kezban Hanım, Başkalarının ders almasına örnek bir yaşam hikayesi, bu hikayeyi yazan Ballı'ya teşekkürler. Yazık o nurşen hanıma, Kocası ve evlatlarının artık O'nu mükafatlandırmaları gerekmez miydi? Çalışmanın zevkini alamamış sağlıklı insanlara yazıklar olsun. Selamlar

Yurdagül Alkan 
 07.10.2009 11:19
Cevap :
isyan edeceği o kadar çok şeyi var ki: bir biblodan farksız kocası , onu çocuk yaşta evlendiren ailesi , tüm zorluklara rağmen okutulan ama evde oturup annesinin hayatını izlemeyi tercih eden bir kız çocuğu , evlenip hayatına sıfırdan başlayıp hiç arkasına bakmayan bir oğlu. Kime ne desin bu kadın şimdi ..... Yorumunuz için teşekkürler  07.10.2009 15:20
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 565
Kayıt tarihi
: 14.07.09
 
 

Merhabalar, ben 1985 Zonguldak doğumlu olup 1994 yılından itibaren Antalya'da yaşıyorum. Hayata d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster