Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Aralık '17

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
60
 

Bir Hilmi Vardı

Bir Hilmi Vardı
 

Hilmi Oflaz


Kimilerince Hilmi amcaydı, kimilerince bir işportacı, kimilerince de çok fazla konuşmayan, söylemek istediklerini hâl dili ile anlatan, masasına ayırt etmeksizin herkesi davet eden bir bilge. Hatta kim bilir ona kahraman da denebilir. Sebebine gelince; Onu tanıyıp kaybedeli çok uzun yıllar oldu. Ve ben de tuhaf bir iz bırakıp gitti. Adı: Hilmi Soyadı: Oflaz

O bu dünyadan gittiğinde 20 yaşımdaydım, bana ilham verdiğindeyse 28, parmaklarının dolaştığını hissettiğim ilk romanımı yazdığımda 30, romanım yayımlandığında 37 yaşımdaydım. Ne tuhaf ki hâlâ aklımın birçok köşesinde dolanıp duruyor ve diyor ki; “hey prenses! Daha bitmedi. Birlikte yapmamız gereken çok şey var. Unuttun mu ilk tanışmamızda senin için ‘bu prensese iyi bakın’ demiştim”…

İlesam’ın gri avlusu… Etrafı kalabalık bir adam. Ahşap masalar. Sigara ve nargile dumanlarının tütsülediği o minik meydan. Hem dağınık hem de derli toplu bir adam. Ne düşündüğü ya da yaptığı ya da yapmışlığının benim için hiçbir önemi yok. Ruhunun ruhuma dokunduğunu hissettiğim bir varlıktan bahsediyorum sadece. İnanın ondan bu kadar bahsetmemi gerektirecek hiçbir şeyim yok elimde. Necip Fazıl’ın onun için “metafizik oğlum” demiş olmasının da benim için bir önemi yok. Sadece Hilmi’yi bulup çıkartma isteği var içimde. Ve belki de herkesin birbirinden sakladığı bir Hilmi’si var.

Belki de duygularımın vücut bulmuş ve bir şekilde ruhuma sızmış hâliydi. Vefat ettiğini duyduğum gün o boş ve puslu avlunun içinde küçücük kalmıştım. Hâlâ büyümeye çalışıyorum. Sanki karşımda bana elini uzatmış bekliyor. Bir şey bekliyor ama ne? Bir selâm mı? Dua? Ne? Hiç biri prenses der gibi bakıyor bazen… Belki de ben ondan bir şey bekliyorum ama ne?

Geçenlerde uzun zamandır elimi sürmediğim şiir dosyamı karıştırıyordum. Hilmi Oflaz'a bir şiir yazmışım daha doğrusu seslenmişim desem daha yerinde olur. Muhtemelen Pierre Loti'de yazmıştım bunu... O zamanlar Pierre Loti'de çok kimse olmazdı öyle ki, oturup şiir yazacak kadar…

Hilmi’ye…

Bir âlemdesin neredesin?
Bu gün yine andım seni. 
Alnındaki buruşuklarda gizliydi bitmez sevdan.
Ağırlarmış seni Eyüp Sultan.
Ne zengin bir işportacıydın.
Dilinde gülden nâmeler…
Derin bakışlarında öteden izler…
Olduğun yerde en güzel sofralar, uzun sohbetler.
Sen, şimdi sevdiğinin dizleri dibinde,
Bizlerse; gidenlerin derin izlerinde birer silik siluet…
Ah işportacı!
Bu siluet unutmadı seni ve sevdiklerini.
Bir ümit sende unutmazsın bu fakiri.
İşte bak sema da bir bulut!
Senden, ondan, diğerlerinden haberler var.
Mahzun bakışların işlenmiş üzerine sanki.
Şimdi,
Pierre Loti’de demli bir çay içip,
Kaşgari’ye uğramalı…
Koca ağacın altındaki bankta oturup solumalı o efsunlu havayı.
İnmeli koca koca basamaklardan okuya üfleye…
Birer selâm verip sana ve sevdiğine,
Uzanmalı Eyüp’ün koca bahçesine.
Kuşlara da yem serptik miydi iki liralık, üç liralık,
Sen sağ ben selâmet!
Şaşırma işportacı sağ lafıma.
Ölmüş olsaydınız anar mıydık halâ?
Daha lafım bitmedi ama
Geç oldu…
Kal sağlıcakla…

Betül 

 

Nedim ÜSTÜN bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmaktadır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 10
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 79
Kayıt tarihi
: 24.10.17
 
 

    İstanbul'da doğdum… Üsküdar'da. Evet, ben de Zeynep Kâmil doğumluyum. Önünden her geçtiğimizd..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster