Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Aralık '09

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
1400
 

Bir hükümet neden devletin savunma sırlarına erişmek istesin?

Bir hükümet neden devletin savunma sırlarına erişmek istesin?
 

Kaynak:İnternet


Yıl 1974, İzmir’in deli sıcaklarından bir zaman, yeni yetme bir kızım, Kıbrıs Harekatının ortasında… Babam Güney Deniz Kuvvetleri Askeri Savcılık baş katibi o zamanlar, siyah-beyaz televizyonda izliyoruz gelişmeleri, tatbikatlar yapılıyor ara sıra kırmızı, yeşil, sarı alarmlar; gündüz vakti parkta salıncakta sallanırken kullanıyoruz kırmızı alarmı kızlar arasında, anlamı: Eteklerin açıldı! Sarı neydi hatırlamıyorum, yeşil hoşlandığın kişi geliyor demekti! En yakın kız arkadaşımızın babası da binbaşı, rast gelmiş işte, ama o havacı…

Biz işin yeni yetme hoşluklarındayken, alarmlar da yaşanıyordu elbette, ışıkların dışarıdan görülemeyecek şekilde kamuflajı falan gerekiyordu, hani bir hava saldırısı söz konusuysa yerleşim birimi olduğu anlaşılmasın şeklinde…

Zaman zaman annemin kaygılı bakışlarının babama çevrildiğini fark ederdim, babamın daha temkinli olduğunu; çok sonra öğrendik babamın gizli bir görev ile ha denildiğinde Kıbrıs’a gideceğini… Annem az biraz daha fazlasını biliyordu ki, haberler gerginleştikçe gözleri babama kilitleniyordu!

Savaş zamanlarıydı, askeriye içinde askerine siviline mutlaka bir takım görevler düşüyordu; babamın görevi ne idi hiç bilemedik, yalnızca bir görevi olduğunu biliyordu annem, niteliği kendisi ile birlikte rahmetli oldu gitti…

Vatanın savunma mekanizması Silahlı Kuvvetlerdir, bu kurum içinde elbette ki çok gizli bilgilerin de bulunması gerekmektedir, zira diğer türlüsünde savunmasız bir vatan olarak el atanın elinde kalması pek de bir muhtemeldir!

Seçilerek iş başına gelen bir hükümet bu bilgileri bilmek durumunda mıdır? Yoksa herkes kendi işine mi bakmalıdır?

Kendi adıma bu tarz bilgilerin hükümetlerin bilmelerinin pek de doğru olmadığı görüşündeyim, zira kalıcı olan vatandır, hükümetler ise geçicidir!

Hükümetlerin amaçları vardır, vatan varlığı sürdürülmesi gereken toprak ve üzerinde yaşayan insanlardır!

Hükümetler için seçmendir insan, bir anlamda, vatan için vatandaş!...

İşin özü, Bülent Arınç’a planlanan mizansen suikasttan sonra devlet savunma sırlarının bulunduğu kozmik odaya ısrarla girilmeye çalışılmasını şahsen pek bir yanlı bulmaktayım!

Mizansen diyorum, zira bu konu üstünde çok düşündüm; Yetkili üst düzey biri olsam ve suikasta kurban edilmek üzere olsam, son dakikada farkına varılıp da kurtarılsam, basının haberi dahi olmadan Genel Kurmay ile görüşerek durumun açıklığa kavuşmasını isterdim!

Kimselerin haberi olmadan, ortalığı karıştırmadan!

Gerçekten canına kast edilen insan eşeğin aklına karpuz suyunu getirmez!...

Buradan yola çıkarak kozmik odaya ısrarla girişin bir anlamı olmalı diye düşünmekteyim!

Bir hükümetin bu konuda ısrarı neden olabilir sizce?

Hem de tam polis teşkilatına ve MİT görevlilerine askeri ağır silahların temin edilmesi yönünde karar çıkartmaya çalışırken?

Nasıl ki dilin torbası yoktur, düşüncenin de sınırı yoktur, askeri savunma bilgilerine sahip olmaya gayret eden bir hükümet, ne gibi emeller peşindedir?

Bu bilgiler onlar için neden bu kadar önemlidir ve niçin TSK bu kadar yıpratılmak istenmektedir?

Bu hükümet yarın öbür gün değiştiğinde bu bilgilere ne olur, herkes rahmetli babam gibi mi olur, hoş o sadece görevini yapıyordu, hükümetler ise görevlerinin ötesinde bu bilgilere sahip olmaya çalışmaktalar, onların görevi partilerinin varlığını korumak, özellikle AKP dönemi için iç rahatlığıyla söylüyorum; görünen köy kılavuz istemez gerçi ama ufacık bir örnek isterseniz: Son belediye seçimlerinde başbakanın işini gücünü bırakıp başbakanlık araç ve gereçleriyle partisi adına yaptığı mitingler ve partiye yönelik en ufak bir tepki yaptıkları dolayısıyla başbakana hakaretten içeri atılan kişiler!

Doğruya doğru, bu durumda endişelenmemek mümkün değil, bu kadar hırs yapılıyorsa elbet vardır bir sebebi, hadi diyelim sebebi yalnızca partinin var oluşu, sonuç yine değişmiyor be şekerim, bu hırs ile cebren edinilen devletsel gizli bilgiler gün gelir de kullanılmaz mı?

Nereden aklıma geliyorsa İran devrimi geliyor, en son kale askeriyeymiş, oraya da bir elinde Kuran, diğer elinde silah olanlar dayandığında düşmana karşı eğitilmiş askerler kendilerinden olanları gördüklerinde kalakalmış, bir de Kuran karşısında tabii ki!

Böylelikle son nokta konulmuş, öncelerini de belirten bir yazı okumuştum ama, ara tara bulamadım!

Neyse, dedim ya nereden artık aklıma geldiyse…

Sonuç itibariyle vatanı savunma bilgileri, suikast girişimleri(!) gibi ortalığa savrulacaksa, hem bizim hem de TSK’nın vay haline!

Gülgün Karaoğlu

Aralık, 29/09

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

her gizlide bir başka şey vardır.. açık toplum olmanın şartları vardır abartısız. Milletin seçtikleri ve hükümet edenler zannedersem ahaytları boyunca o kabil bir sıırı asla paylaşamazlar. bu mümkün değildir. Sır olan yerde pır vardır. sevgilerimle...,

Metin TOPÇU 
 02.01.2010 18:46
 

Analizinize hiç tereddütsüz katılıyorum. Hazırlanıp, uygulanan çirkin senaryonun devletin en önemli, koruyucu arşivlerini elde etmek ve TSK'yı yıpratmak olduğu açık. Zaten Babacan Dışişleri bakanı sıfatıyla orduyu AB'ye şikâyet ediyor ve Türkiye'de müslümanların baskı altında tutulduklarını iddia ediyordu. Kurulu rejime karşı (örneğin laikliğe) olduğu Anayasaca tescil edilen AKP ve onun hükümeti hem ülkemizi parçalıyor, hem de Ümmete dayalı kendi devletini kurma çabasında! Ama, Türkiye İran değildir, AKP'ye erken seçimi yeğlemesini öneriyorum.

Yalçin Yalvaç 
 01.01.2010 17:56
 

Şaka bir yana ülkemiz öyle bir hale geldi ki artık darbeyi arar olduk. Ortalık daha da kötüleşti. Ve en kötüsü de iktidarımızın duyarsızlığı. Valizlerimizi hazırlasak iyi olacak. Olur ya. Televizyonda Arapça resmi dil ilan edilirse sen Yunanistan'a ben Rusya'ya... Hayır yok bize bu memleketten. Dilerim 2010'da durumumuz az da olsa düzelir. Gerçi hiç umudum yok ama... Saygılarımla...

Ali Haydar ÖZKAN 
 30.12.2009 3:18
Cevap :
:)) Hee öyle oldum... :) Ama inan şekerim şeriat yerine vallaha da darbe isterim, ne yalan söyleyeyim! Elbet gönül laik, tam demokratik Türkiy Cumhuriyeti'nden yana!... Doğru diyorsun, en yakın yer buraya Yunanistan, hem de çat pat biliyorum dillerini, derdimi anlatırım yani en azından... :) Sen de bayağı güzel yer seçmişsin kendine, ee yakışır gençlere! :))) Sevgilerimle...  30.12.2009 20:26
 

Sorunuzun yanıtı son derece açık...... Atatürk'e, Onun kurmuş olduğu Laik Cumhuriyete karşı oldukları, geçmişde söyledikleri sözlerle apaçık ortada olan insanlar, amaçlarına ulaşabilmek için, kendileri için en büyük tehdit olarak gördükleri TSK'yı yıpratmak adına o kadar güzel senaryolar düzenliyorlar ki, TSK'da bir noktada demokrasiyi korumak adına çaresizlik içerisinde memurluk yapmak durumunda kalmaktadır......Oysa ki TSK'dan beklentimiz; Açık ve net ifadelerle, " Bizim için siyasilerin bir ayrıcalığı yoktur....Siyasilerin de olası Ülkeyi bölme, parçalama, Cumhuriyeti yıkma gibi girişimlerine karşı planlar hazırlamak ve yeri geldiğinde bunları hayata geçirmek ASLİ GÖREVİMİZDİR....." diyebilmesidir.....Bunu diyemeyen bir TSK, bundan böyle, " ASKERİ BÖLGE GİRİLEMEZ..." tabelalarını sökmeli ve " ASKERİ BÖLGE, SİYASET GİREBİLİR" tabelası koymalıdır....... Başkentten selamlar.......

Atila Karakullukçu 
 29.12.2009 12:40
Cevap :
Sevgili Atila Bey, darbe söylentileriyle kendini savunma durumunda bırakılan bir TSK var, dediğiniz gibi, demokratik olduğunu kanıtlama durumda bırakıldı, cumhuriyet elden gidiyor lakin amaç bu değil mi ki; TSK darbeci olmadığını kanıtlamalı, ne için: Demokrasi için! İpler örümcek ağı gibi, TSK' ya destek verseniz darbeci oluyorsunuz, böyle bir bölücülük yani; vallaha kendi adıma, İran'a benzemektense TSK darbesini yeğlerim! Bu kadar açık, bu kadar net! Tabii ki gönül tam cumhuriyet, tam demokrasi istiyor, Atatürk'ün ölene dek en büyük takipcisiyim, seç dseler şeriat mı darbe mi, vallaha ne yalan söyleyeyim darbeyi tercih ederim! Katılımınıza çok teşekkürler, çok selam ve sevgiler...  30.12.2009 2:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1269
Toplam yorum
: 4372
Toplam mesaj
: 226
Ort. okunma sayısı
: 1304
Kayıt tarihi
: 18.09.07
 
 

İzmir, 1963 doğumluyum. Dokuz Eylül Üniversitesi İngilizce bölümü mezunuyum ve özel bir şirkette ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster