Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '08

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
1117
 

Bir İmam'ın Anıları

Bir İmam'ın Anıları
 

İlkokulu bitirdikten sonra babası onu kasabadaki Kur-an Kursuna yazdırmıştı.

Üç yıl bu kursa devam etti. Hocasının gözüne de girmişti. Ezberi çok güçlüydü.

Yalnız bir kusuru vardı,  namaz kılarken veya kıldırırken ara sıra gülme krizine giriyordu.

Kur-an kursunu başarıyla bitirmişti. Kur-an kursu hocası ona hemen bir iş de buluvermişti.

Kasabanın en ücra köyünün imamı yoktu. Köy küçük olduğu için kadrolu imamları yoktu.

Cuma namazlarını kıldıracak, cenazelerini yıkayacak, namazlarını kıldıracak bir imama ihtiyaçları vardı. İmamın parasını köylüler verecekti.

Köylülerin gönderdiği eşeğe eşyalarını yükleyip köyün yolunu tutmuştu.

Daha 16 yaşındaydı. Cami yakınında bir köy evini onun için hazırlamışlardı.

Köyün camisi küçüktü. Minaresi yoktu. Çok az cemaatı vardı. Cemaat hep yaşlı köylülerden oluşuyordu. Bu yaşlı insanlar arasında o da kendisini çok büyümüş ve yaşlanmış hissediyordu. Namazlarda şimdilik bir sorun yoktu. Gülme krizine yakalanmamıştı. Köylüler ona inanıyorlar ve çok seviyorlardı. Her ev sırasıyla imama yemek taşıyordu.

Evinin küçük penceresinden arasıra dışarıyı seyrediyordu. Kendi yaşındaki gençler harman yerinde futbol oynuyorlardı. Futbolu, futbol oynamayı çok seviyordu. Bir imam olarak gençlerin arasına katılıp onlarla top oynamak istiyordu. Bunun olanaksızlığını düşündükçe mutsuzluğu artıyordu. Namazda ve namazın dışında hep köyün yaşlılarıyla birlikte oluyor onlarla sohbet ediyordu. Bu durumdan sıkılmaya başlamıştı. Kırlara bayırlara dağlara çıkmak, gençlerle şakalaşmak istiyordu. Köyün çeşmesi camiye yakındı. Köyün genç kızları helkeler kolunda cilveli cilveli çeşmeye geliyorlardı. Köyün gençleri de gerilerden onları takip ediyor onlara kur yapıyorlardı. Kızlar da gözlerinin ucuyla erkekleri süzüyorlardı. Bu gençlerin arasında olmak istiyordu. İmam olması buna da engeldi. Köyün içinde yürürken, kızları gördüğü zaman hep başını öne eğiyor onlarla gözgöze gelmiyordu.

Yaşamının bu köylerde böyle geçeceğini düşündükçe canı sıkılıyordu. Kasabada olsa durumum iyi olur diye düşünüyordu.

Günlerden Cumaydı. Cuma namazlarında cami genellikle dolardı.

Cuma namazını kıldırmak için imam olarak yerini almıştı.

Hay aksi şeytan, içine bir gıcık giriyor, bir şeyler dürtüyor gibi, gülmemek için kendisini zor tutuyordu.

Namaz kıldırırken imam gülerse, namazın bozulacağını bildiği için kendisini bu krizden kurtarmaya çalışıyordu.

Hocası bu durumlarda neler yapması gerektiğini söylemişti.

Aman Allahım kendimi tutamıyorum dedi. Hocasının söylediklerini uygulamak zorundaydı.

Hem kıkır kıkır gülüyor, hemde neler yapması gerektiğini düşünüyordu.
Cemaata yüzünü dönmeden, elleri önce sağa uzandı, birinin elinden, sakalından tutup imam makamına getirerek kendisiyle yer değiştirmesi için gayret etti, kimseye dokunamadı. Cemaata dönmeden bu sefer sol eliyle, sol tarafı yokladı , bu taraftan da kimseyi yakalayamadı. Beceriksizliği iyice krizini artırmıştı.

Artık gülmesi kahkahaya dönüşmüştü. Gözleri de yaşarmıştı. Utanarak cemaata döndü ve cemaat namaz bozulmuştur dedi. Cemaatın arasından koşar adım, hızla geçerek, doğruca evine geldi. Gülme krizi bitmişti. Bu sefer gözlerinden yaşlar boşanıyordu.

Artık bu işi yapamayacağını anlamıştı.

Köylülerin tüm ısrarına, onu sevdiklerini söylemelerine rağmen, o kararını vermişti.

Kasabaya dönecek, okuyacaktı...

Okulları başarıyla bitirdi ve sonunda inşaat mühendisi oldu.

Şimdi o günleri anımsadıkça tekrar gülme krizlerine giriyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Okurken gülümsedim. Anılar kategorisinde ama sanki uzak bir öykü gibi. Sağlıcakla kalınız.

Ezgi Umut 
 03.12.2008 15:49
Cevap :
Merhaba, Beğeniniz için teşekkür eder, sevgilerimle esenlikler dilerim.  04.12.2008 22:15
 

İbret alınacak güzel bir anı. İyi ki gülme krizi varmış. Yoksa ücra bir köyün imamı olarak kalacakmış. Selamlar sevgiler

Hilmi Polat 
 30.11.2008 21:29
Cevap :
Hilmi Ağabey merhaba, Bir arkadaşımın anısıydı. Yorumunuz için teşekkürler eder, sevgi ve saygılarımla esenlikler dilerim.  01.12.2008 10:36
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1410
Toplam yorum
: 1908
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1045
Kayıt tarihi
: 04.11.06
 
 

Emekli öğretmenim ve  emeklemeye devam ediyorum.  Emeklilik yaşamın sonu değil, yaşama yeni amaçl..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster