Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Mart '12

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
66622
 

Bir insanın ruh hastası olduğunu nasıl anlarsınız?

Bir insanın ruh hastası olduğunu nasıl anlarsınız?
 

loadtr.com


 

Bugün gerek bedensel, gerekse psikolojik hastalıklar için kullandığımız terimler geçmişte kullanılan terimlere göre rahatsız edici değildir. Örneğin geçmişte kör, âma gibi kişilere günümüzde görme engelli, sağır dediğimiz kişilere de işitme engelli diyoruz. Delilere ise akıl hastası veya ruh hastası diyoruz. Hatırlarsınız bugün akıl hastanesi veya rehabilitasyon merkezi dediğimiz yerlere geçmişte "Tımarhane" derdik. Ama yine de halk arasında ruh hastalığı belirtileri gösteren kişilere deli denmese bile "Çatlak" denildiğini de sık sık duyarız. Aslında bu davranışlara sahip olan kişilerin rahatsızlıkları değişik psikolojik rahatsızlıklar başlığı altında incelenir. Ama halk arasında bunun bir ayırımı yoktur. O kişi kamuoyunda "Ruh hastası" olarak anılır. 
 
Bir görme veya işitme engelli kişinin en büyük beklentisi, operasyon geçirerek eski durumuna dönmektir. Bu tip rahatsızlıkları olan kişiler seve seve tedavi olmayı isterler. Ancak ruh hastası dediğiiz kişileri tedaviye ikna etmek ise çok zordur. Bu kişiler ilk bakışta normal bir insan gibidirler. Ama, zaman içersinde normal olmayan davranışlarıyla dikkati çekerler. 
 
Bu kişilerle aynı çatı altında çalıştığımız da olmuştur. Geçmişte üniversite mezunlarının rağbette olduğu ve işletmelere sınavsız, sadece torpille girildiği zamanlarda böyle birine rastlamıştım. Adam masasının üzerine bez mendilini koyar, zaman zaman masa arkadaşlarına "Hikmet bey, siz benim mendilimi kullanıyor musunuz?" derdi. Arkadaşı da "Ne kullanacağım senin sümüklü mendilini?"diye cevap verirdi. Böyle bir kişiyi müşterilerle muhatap etmemek için muhaberat servisine vermiştik. Orada da kendisine verilen açmaması gereken özel kapalı zarfları açar. "Neden açtın?" sorusuna ise "Siz beni şikayet mi ediyorsunuz diye bakıyordum" şeklinde cevap verirdi. İşin ilginci de işletme ile sendika arasındaki toplu sözleşme hükümlerine göre, böyle bir kişiyi tazminatını verseniz bile işten çıkaramıyordunuz. En sonunda kendisi malulen emekli edilmişti. O kişinin sorunu belliydi "Şüphecilik"
 
Çevremizde de bu kişilere çok rastlıyoruz. Her şeye şüpheyle yaklaşan, hatırını sorduğun zaman kendisine küfür ettiğini sanan, iki cümleyle anlatılacak olayları, aynı şeyleri tekrarlıyarak saatlerce anlatan, herşeye muhalefet eden,  belli bir noktaya saplanıp, o noktadan kendisini kurtaramayan kişiler de ruh hastası sınıfına girmektedir. Bu insanlara kesinlikle edepsiz dememek gerekir. Çünkü yaptıkları edepsizliklerinden değil psikolojik rahatsızlıklarından ileri gelmektedir. 
 
Peki bu kişilere karşı nasıl davranmalı? Benim bir blogumda yayınladığım bir pasajı burada yinelemek istiyorum. 
 
"Japonya'da binlerce kişi aile bireyleriyle birlikte evlerinde bir deney yapmışlar. 3 tane pirinç dolu bardak alıp, birinci bardağa "Teşekkürler" ikinci bardağa "Aptal" demişler. Tüm aile bireyleri hergün bu bardakların önünde durup, bunları tekrarlarken, yine hepsi üçüncü bardağı görmezden gelip, hiç ilgilenmemişler. Özellikle görür ama görmezden gelmişler. Oralı olmamışlar. Sanki küçük görme gibi.
 
Sonuç çok ilginçtir. "Teşekkür" edilen bardaktaki pirinç malt benzeri olgunlaşmış bir koku salarak fermente olurken, "Aptal" denilen bardaktaki pirinç çürümüş. Ancak daha da çarpıcı olan, görmezden gelinen bardaktaki pirincin "Aptal" denilen bardaktan çok daha önce çürümüş olmasıdır. Yok saymak, aşağılayıcı bir söze maruz bırakmaktan daha büyük zarar vermektedir. 
 
Bu kişiler kendi hallerinde oldukları, etrafa zarar vermedikleri sürece bir sorun yok. Ama bizlere bulaştıklarında ise yukarıdaki paragraftaki yöntemi uygulamak en doğru hareket olacaktır. 
 
Benim bu yazımda aklıma gelmeyen ruh hastalığı belirtilerini de isterseniz sizler  tamamlayabilirsiniz. 
 
Mesut Selek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu yazınıza göre sizin de hakkınızda şöyle bir tahlil yapalım, izin verirseniz: Finans sektöründe çalıştınız, sosyal psikolojiye merak sardınız, hâlâ araştırıyorsunuz. Öncelikle insana yatırım yapılmasını ve "can-cana iletişim" yönünden eğitildiğinde iş yerindeki huzur ve dolayısıyla verimin arttığına inanıyorsunuz. Ancak "tam uyumun sağlandığı noktada nasıl oluyor da 'uyuşukluk' başlıyor" bunu çözemiyorsunuz. Anlamaya çalışırken insanların psikolojik durumlarını inceliyor, inançlarını da göz ardı etmiyorsunuz. Size uymayan tarafları var ise düzeltilmesi konusunda bu inançlarını doğru bilgiler ışığında (Kuran Öğretisi) tekrar gözden geçirmelerini sağlamanın bir insanlık borcu olduğunu düşünüyorsunuz. Kültürünüzü sorguluyor, geçmişinizi ve öğretilmiş sınırlarınızı zorlamak istiyorsunuz. Size göre hasta ruhlu kişiler girdikleri ortamı da bozuyorlar. Bu kişiler hasta olduklarından "size göre hava hoş, onları yok sayarsınız olur, biter" çelişkisinde tipik bir "obsesif kompulsif". Sevgiler.

Ahmet AK 
 06.02.2013 13:58
Cevap :
Benim tanıtım yazımda yazdıklarımı aynen buraya kopyalamışsınız Ahmet bey. Yorumunuzun kalan kısmına gelince, böyle bir yorum yapmanızı mobbing mağduru olmanıza bağlıyorum. İnsanlar tedaviyi kabul etmediklerinde, yapacak tek şey onları yok saymaktır. Bu nedenle tek bir yazıya bakarak sözde karakter tahlili yapmak da son derece yanlıştır. Obsesif kompulsif konusunda ise daha önce yazdığım ve aşağıda linkini verdiğim yazımı okumanızı öneririm. Saygılar, selamlar.
http://blog.milliyet.com.tr/obsesif-kompulsif--takinti-hastaligi-/Blog/?BlogNo=52449  06.02.2013 18:32
 

Ben dayanamadım bugün patladım, doktor önerdim ama anlamaz ki... Bakalım bana neler yazacak cevap olarak merakla bekliyorum...:))

Sema Sener 
 23.04.2012 20:47
Cevap :
Ben de bazılarına teşhisi koyup, doktor öneriyorum ama, onlar hâlâ kendi bildiklerini okuyorlar. :)) Selamlar Sema hanım.   23.04.2012 23:17
 

Ve anladıysanız/anladıysak olabildiğince sessiz kalmak görmezden gelmek en iyisi...sizin/bizim açımızdan yapılacak en uygun şey bir klinik psikolog veya psikiyatrist tavsiye etmektir insanlık namına...gerçi bizlere inanmayacaktır -çünkü bilinci yerinde değildir;kendisinin ve çevresinin farkında değildir- ama inandığı bir kişi ve/veya kişiler varsa eğer -ki hiç sanmıyorum ama- daha etkili olacaktır...neyse ''lafın tamamı deliye söylenir'' diye bir söz vardır Anadolumuzda...bu da benim bu konudaki ''son'' sözümdü...''söz'' verdim dostlara ve ''sustum''...eyvallah...

Nedim ÜSTÜN 
 25.03.2012 14:00
Cevap :
Haklısınız Üstün hocam. Artık susma zamanı. Biz sustuk, konuşanlar artık istediği gibi konuşabilirler. Saygılar, selamlar....  25.03.2012 16:31
 

Japonya' daki deney çok etkili bir yöntem gerçekten... Farkında olmadan uyguluyormuşum. Sevgiler

Arzu Elif 
 15.03.2012 11:22
Cevap :
Günümüzde o tip insanlardan etkilenmemek için en iyi yöntem olarak yok saymak yöntemi kabul ediliyor. Siz de başarıyla uyguladığınıza göre sorun yok Arzu hanım. Sevgiler, selamlar...  15.03.2012 17:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 885
Toplam yorum
: 6021
Toplam mesaj
: 125
Ort. okunma sayısı
: 1913
Kayıt tarihi
: 16.01.07
 
 

Uzun yıllar finans sektöründe çalışmama rağmen, psikoloji konusunda çok fazla araştırmalarım oldu. H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster