Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ekim '06

 
Kategori
Tiyatro
Okunma Sayısı
3744
 

Bir işe alımcı oyunculuk mülakatına girerse ne olur?

Bir işe alımcı oyunculuk mülakatına girerse ne olur?
 

Depresyondayım!!!
Bir işe alım uzmanı tiyatro eğitimi almak için oyunculuk mülakatına girerse ne olur? Ya da soruyu değiştirelim; uygun işe uygun aday prensibi doğrultusunda gününü mülakat yapmakla geçiren bir işe alımcı, masanın diğer tarafına geçip aday koltuğuna oturursa ne olur?
Tek kelimeyle cevap vereyim: Hüsran...
Tabi bu hüsran şahsıma aittir, belki birçok işe alımcı bu mülakata girip başarılı olabilir.Ama ben olamadım:))
Peki bu noktaya nasıl geldiğimi merak ediyorsanız, buyrun anlatayım...
Aslında uzun zamandır istediğim birşeydi tiyatro eğitimi, büyük bir zevkle yaptığım işimi de aksatmadan bu eğitimi alabileceğimi düşünmüş, yaz sonundan itibaren de yazılı basın ve internetten araştırmalarıma başlamıştım.Türk tiyatrosunun birçok duayen isminin öncülüğünde açılan, son dönemde birçok oyuncu yetiştiren programların içeriğini inceleme fırsatı bulup, içlerinden Kent Oyuncuları’nın “Oyunculuğun Abc'si” isimli programına başvurmaya karar verdim.
Programın hedef kitlesinin 3' e bölünmüş olması, ( 13-15 yaş grubu , 16-24 yaş grubu ve 24 - üstü), Yıldız Kenter, Müşfik Kenter, Mehmet Birkiye gibi usta isimlerin yanında tiyatronun genç ama deneyimli oyuncuları Hakan Gerçek, Yeşim Koçak ve Engin Hepileri'nin de eğitici kadroda yer alması ve haftada 10 saat gibi yoğunlaştırılmış bir programının olması tercihimi belirleyen etmenler olmuştu.Oyunculuğun ayrılmaz parçaları olan diksiyon ve beden dili eğitimleri, ayda 2 kere dekor ve aksesuar kullanımına, tiyatro şarkılarına yönelik seminerlerin de eğitimin bir parçasını oluşturması eğitimi daha da cazip kılıyordu.Bu sebeplerle internetten başvuru yapmaya karar verdim.Bir işe alımcı titizliğiyle, başvuru formunu doldurdum ve beklemeye başladım.Adayların ilanlara başvuru yaptıktan sonraki bekleme sürecini şimdi daha iyi anlıyordum?
Acaba mülakata çağrılacak mıydım, internet bir azizlik yapmış, başvurumu iletmemiş olabilir miydi? Görüşmeciler yetkinlik bazlı mülakat tekniklerini mi yoksa klasik mülakat yöntemini mi kullanacaklardı, yoksa bir tekst mi hazırlamam gerekecekti?Mülakat yeri sahne mi yoksa toplantı odası mı olacaktı, referans kontrolü için kimlerin ismini verecektim?Ama profesyonel iş hayatımdaki referanslarım nereden bileceklerdi sahne performansımı.... Ya da en önemli soru; Yıldız Kenter karşısında ben ne yapacaktım?
Tüm bu düşünceler mülakat tarihi için aranmamla birlikte somut ve acil bir hale dönüştü, deyim yerindeyse eteklerim tutuştu:)) Adaylarıma her mülakatta sorduğum sorulara kendim cevap bulmalıydım şimdi!!!Kendimi geliştirmem gereken özellikler, kariyer hedefim, stres altında kaldığım bir duruma örnek olabilecek bir olay; bu mülakata ne fayda sağlayacaksa tabi...Sonunda uzun zamandır izlediğim oyunların, takip ettiğim yayınların ve bu programda yer alma isteğimin mülakat için yeterli olacağını düşünerek hazırlanma sürecimi tamamladım.
Mülakat sabahı erkenden kalktım, zihnimi açması için bol şeker ve karbonhidrattan oluşan kahvaltımı yapıp, geceden özenle seçilmiş ve ütülenmiş kıyafetlerimi giydim!!!Siyah döpiyes takımımın yerini kot pantolon, gömlek, süveter ve topuklu ayakkabıdan oluşan kostüm almıştı.Tam saatinde Kenter Tiyatro'suna vardığımda, mülakat sırasını bekleyen diğer adaylarla karşılaştım.Mülakat için içeri giren bir aday ortalama 5 dakika içeride kalıyor ama içerde ne konuşulduğuna dair bir bilgiyi kimseyle paylaşmadan tiyatrodan ayrılıyordu.Bu durum dışarda bekleyen kaynaşmış grup tarafından - haliyle - yadırganıyordu.Görüşmesini bitirenler tiyatrodan ayrılırken, son 2 adaydan biri olarak - mülakat içeriğinden habersiz – jüri karşısındaki yerimi alıyordum.Yıldız Kenter, Mehmet Birkiye, Hakan Gerçek, Engin Hepileri, Yeşim Koçak ve Selen Korad Birkiye’den oluşan jüri karşısında aday koltuğunda değil de görüşmeci koltuğunda oturmayı istedim bir an.İlahi adalet bu olsa gerekti, bir işe alımcı aday koltuğundaydı...
Dudağımda bir tebessümle jüriyi selamlayarak yerimi aldım, artık sorulara hazırdım.Adım, soyadım ve mesleğimden oluşan tanıtma faslından sonra, programa niçin katılmak istediğimi açıkladım.Yoğun stresli iş temposundan sıyrılıp nefes alabileceğim,içimde bir yerlerde -gizli- kalan oyunculuk yeteneğimi (varsa!) gösterebileceğim, oyunculuk disiplini edinebileceğim ve en önemlisi böyle bir ekibin hayat görüşünden faydalanmak için 3.gruba başvurduğumu belirttim.(Bu arada bir not, 3.grup “çok çalışıyorum ama kendim için hiç vakit ayırmıyorum!, Konuşurken elimi kolumu nereye koyacağımı bilsem?, Hep denemek isterdim!” diyenlerin başvurduğu kategori)
Mülakat esnasında bana olumluymuş gibi gelen ama mülakattan sonra aslında bunun bir ipucu olduğunu anlamama yol açan Mehmet Birkiye’nin “Demek kendinizi geliştirmek istiyorsunuz” sorusu, salondan çıkarken yüzümde güllerin açmasına yol açmıştı.Zaten tiyatroya ilgi duyan, düzenli olarak oyunları takip eden, disiplinli ve istekli bir öğrenciyi niçin kabul etmeyeceklerdi ki?:(((
Rüyamda dalgalı denizle boğuşup sabah uyandığımda ise içimde anlamsız bir sıkıntı vardı, bilgisayarı açıp, mülakat sonuçlarını tıkladığımda içimdeki sıkıntı anlam kazandı.80 kişilik listede adım yoktu.Bir yumru oturdu göğsüme, gözlerim ekrana kitlendi ama yoktu işte, üstüne basa basa iki “e” ile dediğim ismim.
Kendimi ifade edemediğim için mi, oyuncu ışığım olmadığı için mi kabul edilmediğimi bilmiyordum ama jürinin kararına saygım sonsuzdu tabii.
Oysa şimdi bu satırları yazarken bu eğitimin değerini daha iyi anlıyorum...İnsan hayatta her istediğini elde edemiyor maalesef, belki çok, daha çok istemek ve çaba sarfetmek gerekiyor çünkü birileri sizden daha fazla istiyor ve çaba gösteriyor.Ve başarıya ulaşıyor.Eğer tiyatro eğitimi almak ve en önemlisi oyuncu olmak istiyorsanız www.oyunculugunabcsi.com ‘a göz atmanızı öneririm, bu sene değil belki ama seneye o şanslı 80 kişiden biri siz olabilirsiniz.
Ben mi, galiba çok çalışmam gerekecek....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Yazınızı heyecanla okudum ve okurken bi tuhaf oldum zira ben de aynı durumdan şikayetçiyim kaç zamandır... Oyuculuğu çok sevmem rağmen bir türlü bunu başaramamış biriyim kurslar etkinlikler tiyatrolar araştırp onlara göre geç kalmış bedenimi sahneye biran önce atmakitı hayalim.. keşke bu yazıyı görmemiş olsaydım... istanbul'a geliş nedenim tiyatro idi (oyunculuk) ama olmadı belki de çok istemdim ki olmadı dedim sizin gibi ve burdan ayrılma kararı aldım.. on gün sonra gidiyordum yazınız içimi acıttı birden.. şuan da online başvuru formu önümde duruyor ve ocak 2007 de başlıyoruz diyor.... aklım karıştı..

Katre 
 04.01.2007 16:53
Cevap :
Sevgili Katre, eger içinde bir damla bile umut kırıntısı varsa, hiç durma tekrar basvur.Oyunculuk ile ilgili ne kadar kurs, seminer, etkinlik varsa hepsini takip et, gerçekten çok istiyorsan eminim birgün bu emeline ulaşmış olacaksın.yazı da belirttiğim gibi istemek ve caba sarfetmek gerekiyor, herşey dilediğince olsun...  08.01.2007 23:29
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 13
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 1626
Kayıt tarihi
: 18.04.06
 
 

Sahneyle ilk tanışması henüz bir ana okul öğrencisiyken okuldaki yerli malı haftası kutlamaları için..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster