Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Ağustos '08

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
657
 

Bir kabri ziyaret

Bir kabri ziyaret
 

Geçtiğimiz Pazar arkadaşım'la beraber Yuşa Hz. ziyaret etmeyi planlamıştık ve bunu gerçekleştirdik.T epeye çıkmadan önce boğazın baş tacı Anadolu Kavağında oturup balık keyfini yapmadan geçemiyeceğimizi düşündü arkadaşım ve iyikide düşünmüş. Anadolu Kavağı İstanbul'luların akıllarının bir köşesinde olan ama pek sıkta gitmedikleri bir yer.Halbuki bizim gibi gidenin hayran kaldığı cennetten bir köşe. Sahilde kalamar ve taptaze balıkları tüketip, sohbetimizi noktaladıktan sonra tepedeki Yoros Kalesine doğru yol aldık. Manzaranın güzelliği karşısında ne diyeceğimi şaşırdım. İnanılmaz güzeldi yanlız kötü olan piknikçilerin attığı çöpler nedeniyle Yoros Kalesi İstanbul'un en güzel manzaralı çöplüklerinden biri olmaya aday olmuştu. Düşünülmeden de geçilmiyor neden insanlarımız pikniğini yaptıktan sonra etrafını temizleyip kalkmıyorlar bu kadar mı pis bir milletiz.

Yoros Kalesini arkamızda bırakıp aslında ilk niyetimiz olan Hz Yuşa'nın kabrine doğru çıktık. Kabre gitmeden önce orada ne bulacağımı biliyordum, çünkü en son rahmetli babamı götürdüğümde bunu fazlasıyla hissetmiştim. Karşımda 17 metre uzunluğunda Hz.Yuşa'nın kabri duruyordu, o anda bir şey oldu!! Sanki bir kez daha yüreğimin tüm yükü alındı ve bir sevgi yumağı konuldu onun yerine.Bir süre mezarın başında durdum, yüreğimden sevginin akışını hissederken, kendi kendime sürekli ''Yüreğimden gelsin herşey, aklımdan değil diyordum Ve gitsin gitmesi gereken yere özgürce''tarifsiz bir duyguydu giderek hafifledim. Güneş kimbilir kimleri ve neleri görmüş geçirmiş ağaçların dalları arasından göz kırpar gibi bana bakıyordu. Hayatın tuhaf tesadüfleri vardı aslında tesadüfmüydü bilemiyordum. Sanki gerçekten yürekten dilediğimiz bir şeyler vakti geldiğinde perilerin sihirli dokunmalarına benzer dokunuşlarla aniden hayatımıza giriveriyorlardı.Herkesin kendinden uzaklarda aradığı huzur aslında insanın yüreğinde hayatı olduğu gibi kabullenmesi ile ilgili bir şeydi; gelişmeye ve değişimlere açık olup, olayları oluruna bırakmak dışında huzur bulabilmenin mümkün olduğunu sanmıyorum.

Virajlı yollardan inerken, ferah duygular vardı beni hafifleten, Hz Yuşa'nın kabrinden yüreğime dolan mı? Yoksa yüreğimin yükünü alan mı? Bu düşünceyle arkadaşıma doğru bakıp derin bir nefes aldım.Öylesi huzur dolu bir Aşk meydanıydı ki, yüreklere fırtına estirecek olan sözcükler, böyle anlara ve anlatımlara kifayetsiz kalıyor, yaşanılması ve paylaşılması gerek sanırım, dünyasal bir yer içinde...

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

canım bunları okudum yaa artık senı daha az düşünür merak edecem nedenmi kalbınde güvenılır biri var artıkk senı anlayan biri var ona tekrar tşkler ediyorummm iyi olmana sevindim canım küzenim allaha şükürler olsun yazın herzamankı içten benıde gittigin yerlere götürdün bu yazdıklarınlaa hz.yüşa ya ganı ganı rahmet diliyorumm bende gitmek istedim zıyaretıne bir gün nasıpse inşanlah oda olurr sevgilerımle.canım küzenim.

gülay usta 
 01.10.2008 14:29
Cevap :
Benim mutlululuğumla mutlu olan insanların arasında sende varsın bunun bilincindeyim teşekkürler...  02.10.2008 17:35
 

Anadolu kavağı harika, Anadolu feneri ve ülkemin heryeri muhteşem...Kıymetini bir bilebilsek...Hz Yuşa'nın kabrinin 17 metre oluşunu ben hala çözemedim.. İnsana huzur veren tepeye adını da vermişler...Yuşa tepesi. Saygı ve sevgiler

Latif 
 21.08.2008 14:52
Cevap :
Ben 17 mt şuna bağlıyorum eski insanlar çok uzun boyluydu ya bu olabilir kimbilir.  21.08.2008 23:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 53
Toplam yorum
: 215
Toplam mesaj
: 32
Ort. okunma sayısı
: 2269
Kayıt tarihi
: 30.01.07
 
 

Hayat herşeye rağmen o kadar güzel ve sevgi doludur ki. Benim için hayat kimi sevdiğim ve kimi in..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster