Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Temmuz '08

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
3127
 

Bir kadı hikayesi ve gerçekler

AKP iktidarının toplumu getirip bıraktığı ortam içler acısı. Toplum bütün tabakalarıyla yozlaşmış, altı üstüne gelmiş, insanlar arası ilişkiler bozulmuş, insanlar devlete güvensiz bir duruma gelmiş, adalete, yasalara güven neredeyse sıfırı tüketmiş durumda. Kimsenin kimseye güveni kalmamış.

Haçlı gericiliğin de amacı bu değil miydi?

İnsanların gönlünden devleti düşürmek, devlete ve kurumlarına karşı güvensizlik ortamı yaratarak zayıflatılan devleti parçalamak…

Ortadoğu gibi emperyalist hegemonyacılığın deli danalar gibi saldırdığı netameli ve kritik bir bölgede bir ulusu devletsiz bırakmak, ordusuz bırakmak vatansızlaşma, milletsizleşme anlamlarına gelmiyor mu?

Son zamanlarda hukuk ve adalet sistemini de siyasallaştırarak önemli bir adım daha atmışlar, insanların adalete olan güvenini de sarsmışlardır.

İnsanlar kimi kime şikâyet edeceksiniz? diye sormaya durmuşlardır, önemli olaylar karşısında.

Bir toplumda bu derece güvensizlik ortamı oluşturulursa o toplumda ayrışmanın önüne geçmek hayli zorlaşır.

Aşağıdaki kadı fıkrasını Hürriyet’te okuyunca yukarıdaki düşünceler aklıma geldi. Ve ABD ve AB emperyalistleriyle Haçlı ve bölücü gericiliğin toplumumuzda hayli yol almış olduklarını fark ettim.

Kadı cadde boyunca yürümektedir. Bir fırının önünden geçerken burnuna güzel bir koku gelmiş. Fırının vitrininden içeri bakmış. Bir de ne görsün: İçeride, güveç içinde nar gibi kızarmış, nefis bir ördek...

Kadının gözleri dönmüş. Her türlü adap erkânı bir kenara bırakarak fırıncıya, biraz da sosyal statüsünü hatırlatırcasına üst perdeden:

"Ben bunu aldım" demiş.

Kadı'ya itiraz edilir mi? Fırıncı hemen ördeği paket yapıp vermiş.

Bir zaman sonra fırına ördeğin sahibi gelmiş:

"Hani bizim ördek?"

Fırıncı boynunu büküp:

"Uçtu" demiş.

Ördeğin sahibi buna inanmayınca aralarında tartışma çıkmış. İki tarafta inat edince iş kavgaya dönüşmüş. Kavga sırasında fırıncı, araya giren bir gayrimüslim müşterinin gözünü çıkarınca korkup kaçmaya başlamış... Bir duvardan atlamış. Atlamış ama duvarın öte yanında duvar dibinde bulunan hamile bir kadının üstüne düşmüş. Kadın, çocuğunu düşürmüş. Bunun üzerine kadının kocası da fırıncının peşine düşmüş.

Aksilik devam ediyormuş. Can havliyle kaçan fırıncının çarpıp devirdiği Yahudi bir vatandaş da kızıp peşlerine takılmış...

Sonunda duruma müdahale eden zaptiyeler hepsini yakalayarak kadının karşısına çıkarmışlar.

Kadı sırayla sormuş...

Ördeğin sahibi:

"Bu adam ördeğimi hiç etti" diye şikâyet etmiş.

Kadı, fırıncıya sormuş:

"Ne yaptın bu adamın ördeğini?"

Fırıncı:

"Uçtu" demiş.

Bunun üzerine, Kadı, kara kaplı defterini açmış:

“Ördeğin karşısında tayyar yazılı. Tayyar ‘Uçar’ anlamına gelir. O halde ördeğin uçması suç değil" diyerek fırıncının beraatına karar vermiş.

Gözü çıkan gayrimüslim vatandaşa sormuş... Onun şikâyetine de kara kaplı defterden bir madde bulmuş:

"Her kim, gayrimüslimin iki gözünü çıkara, o müslimin tek gözü çıkarıla..."

Davacı gayrimüslim:

"Ne olacak?" diye sorunca kadı:

"Şimdi, demiş Fırıncı senin öbür gözünü de çıkaracak, biz de onun tek gözünü çıkaracağız."

Tabii gayrimüslim şikâyetinden hemen vazgeçmiş, fırıncı bu davadan da beraat etmiş.

Çocuğunu kaybeden kadının kocasına sıra gelmiş. Kadı kocaya sormuş. O da durumu anlatmış yana yakıla. Kadı hükmünü derhal vermiş:

"Tamam, demiş karını vereceksin, bu adam yerine yeni çocuk koyacak."

Böyle olunca fırıncı bu davadan da kurtulmuş. Kadı dönmüş Yahudi'ye:

"Senin şikâyetin ne?"

Yahudi ellerini açmış:

"Ne diyeyim kadı efendi! demiş, "adaletinle bin yaşa sen e mi?"

Kıssadan hisseye gelince. Hürriyet’te Rahmi Turan fıkrayı naklettikten sonra sonucu şöyle bağlamış: “Ananı öpen kadı ise kime şikâyet edeceksin? Bugün ülkedeki durum bu!”

Ancak ben Rahmi Turan kadar karamsar değilim. Her ne kadar Haçlı ve bölücü gericiliğin toplumda büyük mesafeler almış olduğunu saptasak da, henüz daha Cumhuriyet’in reflekslerinde sağlam kalanlar da bulunmaktadır. Kapatma davası Cumhuriyet’in reflekslerindendir. Cumhuriyet hukukunun kalp atışlarını hissediyor insan Kapatma davasında. Ordu bütün emperyalist ve gerici saldırlar karşısında kaya gibi dimdik durmaktadır.

Öte yandan tarihten gelen kültürel, siyasal birikimlerimiz Arşimed’in manivelası gibi sapasağlam orta yerde durmaktadır. En büyük zenginliğimiz belki de budur.
www.fatihozcan.org

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hem güldüm, hem düşündüm. Güzel bir yazıydı. Tebrikler. Saygılar.

Osman Genç 
 27.07.2008 16:35
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 511
Toplam yorum
: 126
Toplam mesaj
: 26
Ort. okunma sayısı
: 487
Kayıt tarihi
: 04.04.08
 
 

"Cv" Dedikleri Özgeçmişim 1953 yılının karanlık günlerinde Haziran ayının 24. günü, ağaçların mey..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster