Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Nurten Yiğit Tartaç

http://blog.milliyet.com.tr/nurmer

06 Mart '16

 
Kategori
Öykü
Okunma Sayısı
148
 

Bir kadın ( 3 )

Bir kadın  ( 3 )
 

Gaz lambası


Koca bir boşluk vardı içinde nicedir. Gittikçe büyüyen, büyüdükçe derin, karanlık dehlizlere dönüşen ve her çırpınışta O'nu daha da dibe çeken koca bir boşluk... Bir tarafı isyankar, bir tarafı çaresiz boyun eğen kadının yüzünde, genç yaşta, yaşlı çizgiler belirmişti çoktan…

Kocasını ilk görüp gönül verdiğinde...Gönül vermiş miydi gerçekten..? Emin değildi, çocuktu daha. Belki böyle bir şey değildi sevdalanmak da, O kalbindeki kıpırtıyı, O'nu gördüğünde yüzüne kan üşüşmesini sevda sanmıştı. Belki kısacık hayatında duyduğu ilk güzel bir kaç kelime sürüklemişti O'nu bu cehenneme.

" Olmaz!" demişti ailesi oysa. " Koca adam. Üstelik iki tane de çocuğu var. Sen kendin çocuksun daha…"

Henüz on üçünde ama yaşıtlarından daha uzun, gösterişli, güzel bir kızdı Hürü. Ailesinin tüm baskılarına, karşı koymalarına rağmen bir gece bohçasını kapıp kaçtı bu ağzı laf yapan yakışıklı adama. On üç yaşında küçük bir kızken bir anda iki çocuk annesi bir kadın olmuştu. Çabuk söndü gönlünde sevda ateşi. Kocası ilk kez hoyrat, nobran yüzünü gösterdiğinde. Belki ilk gün.

***

Balkonda tahta parmaklıklara dayanıp oturmuş, evlerine kavuşmanın neşesi içinde koşuşturan küçük oğluna bakıyordu Hürü dalgın, dolu dolu gözlerle. Çocuk elindeki sopayla yine horozun peşine düşmüş, oradan oraya kovalayıp duruyordu zavallı hayvanı, hep yaptığı gibi. Büyük kızı karşısına oturmuş ağlamaklı gözlerini Annesinin hüzünlü suratına dikmiş, bir şey sormaya korkan ama olup bitenin farkında olduğunu belirten bir ifadeyle, suratını asmış, dudağını sarkıtmış öylece hareketsiz duruyordu. Hürü’nün kucağında henüz bir yaşındaki küçük kızı meme emerken uyuyakalmıştı.

Evin taş merdivenlerinden,"Hürü Ablamm! Geldiğini duyar duymaz koştum." diyerek çıkmakta olan üvey kızının heyecanlı sesiyle kendine geldi. Sarılıp ağlaştılar. Aralarında yalnızca yedi sekiz yaş fark vardı. Kocasının iki çocuğuna annelik yapmaya başladığında kendisi de henüz çocuk yaşta olduğundan, kardeşleri gibi görmüştü üvey çocuklarını. Birlikte büyümüşler, arkadaş, sırdaş olmuşlardı. Zamanı geldiğinde de evlendirmişti onları.

Kuması usulca seslendi kapının ağzından "Abla yemek hazır, karnınız acıkmıştır."

Kadının yere serdiği örtünün üstündeki geniş bakır tabağın içindeki bulgur pilavının etrafına oturdu çoluk çocuk. Yufka ekmekten kopardıkları parçaları, kaşık gibi yaparak daldırdılar aynı kaba. Aynı kaderi paylaşan çocuklar ve kadınlar.

***

Çocuklar gaz lambasının titrek ışığından duvara yansıyan, ışığın azalıp artmasıyla oynaşan gölgeleri yakalamaya çalışıyor, ellerini değişik şekillere sokarak değişik gölge oyunları yapıyor, gölgeleri ya kanat çırpan bir kuşa ya bir kediye ya da başka bir şeye benzetip kıkır kıkır gülüşerek kendi aralarında eğleniyorlardı; büyükler, her biri bir tarafta suratlarını sarkıtmış, sessizce otururlarken.

Kocası kumasıyla odalarına çekildikten sonra Hürü kendisi ve çocukları için yer yatağı hazırladı. Onları yatırıp lambanın ışığını iyice kıstıktan sonra tam yatağına girmişti ki, odadan gelen seslerle irkildi. Genç kadının feryatları artınca, yataklarından korkuyla doğrulan çocuklarına bir el hareketiyle yatmalarını işaret edip odaya daldı. Hamile kadını tekme tokat döven kocasının üstüne atıldı hışımla. İncecik elleriyle vurdu da birkaç kez ama aldığı darbenin şiddetiyle odanın bir köşesine savruldu o da. İyice hırsını aldıktan sonra, ağzından köpükler saça saça küfrederek kapıyı çarpıp çıktı gitti gecenin karanlığında adam.

Hürü kumasını yerden kaldırdı. Koluna girerek balkona çıkardı ve ibrikten su dökerek, yüzünü yıkamasına yardım etti... Öylece bir süre oturdular balkonda. Köpek ulumaları ve arada bir, bir kurbağanın vıraklamasının geceyi yırtan sesine sessiz hıçkırıkları karışıyordu iki kadının. Gökyüzünde bir tek yıldızın olmadığı, zifiri karanlığa bıraktılar kendilerini.

Kadın sancılar içinde kıvrandı durdu o gece. Ertesi gün köyün ebesini çağırdılar ama yapılacak bir şey kalmamıştı. Genç kadın bebeğini kaybetti. Adamsa hiçbir şey olmamış gibi sırıta sırıta geldi akşama doğru. Mindere bağdaş kurup oturdu. "Karnım aç, yemek hazırlayın” dedi…

***

Hürü bir süredir bir değişiklik gözlemliyordu kumasında anlam veremediği. Kadın duvardaki kırık aynanın karşısına geçiyor, kimsenin görmeyeceği siyah uzun saçlarını dakikalarca tarayıp örgü yapıyor sonra yazmasını özenle bağlayıp, uzun uzun kendini seyrediyordu. Evde su biter bitmez testileri kaptığı gibi köyün pınarına koşuyor, eskiden hiç sevmediği tarlada çalışanlara yiyecek (azık) götürme işini bile zevkle üstleniyordu. Yanakları al al, gözleri ışıl ışıl olmuş, pek güzelleşmişti son zamanlarda.

Kadın o gün de tarlaya, çalışanlara azık götürmek için hazırlanıyordu. Düğüne gidercesine özenle saçlarını taradı yazmasını itinayla bağladı başına. Hürü'nün "Çocuklardan biri gelsin seninle...” ısrarlarını ustaca geri çevirip aceleyle çıktı evden. İyice kuşkulanmıştı Hürü. Küçük kızını ablasına emanet edip peşine takıldı kumasının.

Ağaçların arasından dans edercesine süzülerek, dereden karşı kıyıya geçmek için sıra sıra dizilmiş kayalara basa basa, sekerek geçti karşıya kuması. Hürü görünmemek için otların arasına, ağaçların arkasına sinerek sessizce ve uzaktan takip ediyordu O'nu. Genç kadın, patika yola çıktıktan sonra tarlalara giden yola değil de, tepedeki sık ağaçlığa yöneldi… Hürü tepeye vardığında, bir ağacın altında kuması ve bir delikanlıyı el ele, diz dize otururlarken gördü. Şaşkınlıktan küçük dilini yutacaktı neredeyse. Bağırmamak için elleriyle ağzını kapattı. Ağzı bir karış açık öylece kalakaldı olduğu yerde. Ne yapmalıydı şimdi..? Saçlarından yakalasa, sürükleye sürükleye köye getirse,"Al!" dese kocasına "Üstüme getirdiğin kumanın yediği haltı gör.” dese…

Delikanlı kadının başından yazmayı sıyırdı aldı. Saçlarını okşamaya başladı sevgiyle. Hırsla ileri atılacaktı ki duraksadı Hürü.


nurten y tartaç

13.04.2010

Devamı var… 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Kirpiklerinin gölgesine uzanır gözlerine gözlerimizi,yüreğine sözlerimizi bırakırdık.Ve çiçeklenen ruhumuzdan damağımıza eşsiz tatlar akardı ne güzel...Ne olduysa azgın hayvanlar bastı sokak ve hayatı.İhenetin kara günlerine sarıp mahzenlere kapattılar o güzel yüzlü kızları,kadınları.Yargılayıp değerini alçalttılar ve ortada bıraktılar nicelerini kendi başına...Şimdi de IŞİD ın elinde"Cennet anaların ayakları altında"sözüne inat cehennemi yaşatıyorlar.Bluğ çağına ermeden ve henüz kendini tanımadan küçücük kızlar evlendiriliyor kendini bilmez akıl veren soysuzların fetvalarıyla.Ve Arabistan'da tartışılıyor "kadın insan mı" diye.İranda ise 12 yaşında kızlar evlendiriliyor.Ülkemizde de kadına haince bakan ne çok kör gözler var.Çıkar adına erkeğin kölesi olsun ve siyasete güç versin amacıyla aşağılanıyor ne çok...Yazı dizinizi merakla okuyorum Nurten hanım.Elinize sağlık.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 06.03.2016 14:11
Cevap :
Ne güzel yazmışsınız kadın ve erkek arasındaki saf, tertemiz, masum duygularla yaklaşımı. "Azgın hayvanlar bastı sokak ve hayatı..." ne kadar doğru. Tüm güzelliklere uzanan kirli pençeler, güzel duyguları kirletmeyi de başardılar. Kurban da kadın oldu tabii. Erkek egemen toplumlarda ve hatta tüm dünyada kas gücüyle; çiğneyip, ezip soldurmak kolaydı yapısı gereği narin, zayıf olan kadını. Hele de dini alet ederek bunu yapmak çok daha kolay geldi azgın, yobaz, gerici zihniyetteki toplumlara. Kadını kilit altına alarak (her anlamda kapatarak, eğitimsiz bırakarak, aşağılayarak... ) başarıyorlar bunu da. Çağ dışı fetvalara uyarak/inanarak kadını kendi çıkarlarına, ahlaksızlıklarına alet etmek ancak kadını eğitmekle son bulacaktır. Çok teşekkürler Selam ve saygılar  07.03.2016 19:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 20
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 126
Kayıt tarihi
: 12.05.15
 
 

Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi mezunuyum. Emekliyim.   İnsana, hayvana, bir küç..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster