Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Nisan '07

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
713
 

Bir kadın, bir kitap, bir hayat

Bir kadın, bir kitap, bir hayat
 

Bİr yaz günü tanıdım onu.Başında şapka,yüzünde kocaman bir gülümsemeyle karşımda duruyor, konuşuyor, derdini anlatıyor yardım istiyordu benden.Ben danışma masasının arkasındaydım o masanın önünde duruyordu. Hergün defalarca yaptığım danışma görüşmesiydi yaptığım;fakat bir değişiklik vardı.Karşımda duran kullanıcı sıradan birisi değildi bunu hissediyordum. İlk önce suratının bir tarafındaki değişiklik dikkatimi çekti içimden ne olmuş acaba diye geçirdim. Bilmiyordum ki yıllarca süren bir direnişin yüzüne bıraktığı bir izdi bu. Konuşmamız ilerledikçe vali yardımcımızın eşi olduğunu öğrendim.Kendisi şehrimizde bulunan diğer üniversitede yüksek lisans yapıyordu ve emekli edebiyat öğretmeniydi. Ben ki yıllarca bu masada kartvizitini gözüme sokan nice insan tanımıştım.Onun bu tavrı onu sevmem için ilk nedendi.Dileseydi aradığı konuları yanıma gelmeksizin başka kanalları kullanarak da halldebilirdi. Bir yaz boyunca birlikte çalıştık. Farklı kütüphanelerden taramalar yapıp,kaynaklar getirttik kendisine. Birgün elinde bir kitapla geldi yanıma. Bu kitabı kendisinin yazdığını söyledi. Merakla yazdığı kitabı okumaya başladım ben o zaman tanıdım Feride Aytekin hanımefendiyi. Yıllarca hayatın kıyısında, uçurumun eşiğinde gezindiğini, hayata tutumak için nasıl mücadele verdiğini, hayatı hep çok sevdiğini,mesleğine olan bağlılığını,anneliğini,eşine olan sevgisini buldum yazdığı kitapta. Ona olan ilgim ve sevgim biraz daha artmıştı. Saygı duymaya başladım bu yüreği kocaman kadına.Sonra görüşmez olduk kendisiyle. Galiba yüksek lisansı bitirdi diye düşünüyordum.Bu sonbahar bir gün telefonun ucundaydı yine.Önce nezaketle kendini tanıttı, sonra halimi hatrımı sordu ve ben nezle oldum der gibi "benim bir kanserim vardı yine nüksetti, "dedi.Sesinde ki tınıda ne bir yakınma ne bir sızlanma vardı öylesine rahattı. Ne diyeceğimi bilemedim sadece geçmiş olsun diyebildim. Elindeki kitapları kütüphanemize bağışlamak istediğini alanında çok değerli kitaplar olduğunu, öğrencilerin yaralanması için bu yolu seçtiğini söylüyordu.Kendisini ilgili arkadaşıma yöneltim.Duyduğum üzüntüyü onu tanıyan diğer arkadaşlarımla paylaştım ve hayata karşı bu dik duruşunu bir kez daha taktir ettim.Aradan bir ay geçmeden yine telefon açtı bana .Bu kez hasta yatağında bir akrabası için ödev araştırıyordu. Bu kadın nasıl bu kadar yürekliydi? Şaşmamak elde değildi.Kısa bir süre sonra yerel bir gazetede hayata veda ettiğini öğrendim. Yaklaşık 28 yıl hastalıklarla mücadele eden kahraman bir insan aramızdan ayrılmıştı.Sizi tanıdığım için çok mutluyum Feride Hanım.Sizi tanıyan herkesin söylediği gibi siz çalıkuşu Feride'siniz. Mekanınıızn cennet olsun.Bu yazıyı sizin satırlarınızla bitiriyorum.

"Güneş beni ölüme mahkum etti;
Tutuldum, hareketsizim yatakta.

Perdelerim kapalı loş ışıkta...
Işığa vurgunken, ışığa hasret!
Çiçek değil, ışık getirin dostlarım,
Güneşi istiyor avuçlarım!
Feride AYTEKİN "

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

yetiyor onurlu yaşanmış bir hayatı anlamaya ve anlatmaya. mekanı cennet olsun..umarım avuçları hiç batmayan güneşlerle dolmuştur. sevgiyle ve sağlıkla kalın.

Deniz 
 26.04.2007 9:59
Cevap :
Tüm temennim bu dünyada tüm acılara karşın dik durmasını bilmiş bu insanın diğer alemde de mutlu ve huzurlu olması.  26.04.2007 14:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 52
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 925
Kayıt tarihi
: 11.12.06
 
 

Bir nisan sabahı Eskişehirde doğmuşum. O nedenle bahar aylarını özellikle nisanı çok severim. Küçükk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster