Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '12

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
1002
 

Bir Kadın bir Adam

Bir Kadın bir Adam
 

Hiç umulmadık bir yerde, umulmadık bir anda ve belki de kaderin bir oyunuyla ilk kez göz göze geldiler. O ilk an her şeyin sadece başlangıcıydı. Adam, şöyle bir bakıp kadına birkaç kelime söyledi ve sonra telefona sarılıp konuşmaya başladı birileriyle. Kadın, gözden geçirdi adamı ve onun telefon konuşmasına ister istemez kulak misafiri oldu. Belli ki, kısa bir süre sonra çıkacaktı adam ve bir yerlere gidecekti. Telefonu kapattı adam ve tekrar görüşmek üzere o an için yollarını ayırdı kadınla.

Aradan birkaç gün geçivermişti. Adamın aklında kadın, kadının aklında adam vardı anlaşılan ve umulmadık bir yerde, umulmadık bir anda ve belki de yine kaderin bir oyunuyla bir araya geldiler. Bir kafede oturdular ve çaylarını yudumlayarak sohbet etmeye başladılar. İşte o an ilk kıvılcım çakmaya başladı.

Adam, hiç istemese de kısa süreli bir seyahate çıkmak zorundaydı ve kadın, adamın bu halinden hiç hoşnut olmamıştı. Lakin adam, gittiği yerde hiç yalnız kalmamıştı ve her anını kadınla birlikte geçiriyordu ondan kilometrelerce uzaklarda olsa bile. Günlerin hızlıca geçmesi tek dileğiydi adamın ve kadın için de bu durum aynı şekildeydi.

Gün geldi çattı. Bir kadın, bir adam kavuştu birbirlerine. Sanki yıllardır birbirlerinden uzakmışçasına hasret giderdiler. Adam, onu sevdiğini söylüyordu kadına henüz birbirlerini çok fazla tanıyamamış olsalar da. Adam seviyordu, kadın da.

Hayat, adeta yeni başlıyordu her ikisi için ve kader yeniden yazılıyordu. Bir kadın, bir adam çok mutluydular ve bu mutluluğu sonsuza dek sürüp gidecek sandılar.

Gün geldi çattı. Hiç umulmadık bir yerde, umulmadık bir anda ve belki de kaderin kötü bir oyunuyla, hislerinden emin olmadığını söyleyen kadın ayrılmak istediğini söyledi adama. O an zaman durdu adeta, dünya yıkıldı sanki ve adamın aklı başından uçup da gitti.

Hayat, kısa bir süreliğine durmuştu ve adamın kalbi atmıyordu artık. Böyle bir şeye ihtimal dahi vermezken böyle bir durumla karşılaşmış olmak bu hayatta görebileceği en büyük hayal kırıklığı idi. Kâbus, bir çığ gibi üzerine çökmüştü bir anda. Altında kaldıkça eziliyor ve nefes alamıyordu. Bu kâbustan uyanmak istiyordu en kısa zamanda fakat gerçek, zamanın ona kötü oyunlar oynamasına müsaade ediyordu. Adam, alışmaya çalıştığı bu ayrılığı hazmetmek için çırpındı. Fakat hazmedemiyordu.

Bir kadın, bir adam!

Ayrılık sonrası konuşmaya devam ettiler:

Adam: Canım çok sıkılıyor.

Kadın: Neden?

Adam: Hala kurtulamadım şu sıkıntıdan. Ne yapsam, ne etsem olmuyor.

Kadın: Zamanla toparlarsın.

Adam: Bence bu kadar kolay değil. Hazmedemiyorum.

Kadın: Neyi, neden hazmedemiyorsun?

Adam: Bu şekilde olmasını hazmedemiyorum. Ve ben, senin duygularından emin olmadığın kısmına da pek inanmıyorum açıkçası. Çünkü öyle bir durum olsaydı, bunu en başından itibaren hissederdim ve hislerimde yanıldığım da olmamıştır bugüne kadar. Ve emin ol, böyle bir durum olsaydı bunu en başından itibaren sen de hissederdin.

Kadın: Benim bu konuda emin olmamı yeterli bulmuyor musun?

Adam: Ben şunu söylüyorum ki, böyle bir şey varsa en başında olur zaten. Birine karşı ya bir şeyler hissedersin ya da hissetmezsin ve bu hislerin ne yönde olduğu da açık bir şekilde ortadadır. En başından en sonuna kadar her şeyi defalarca düşündüm, hem senin açından hem de kendi açımdan. Ama bu tarz bir duruma sebebiyet verebilecek ne bir tutum ne de bir davranış bulabildim.

Kadın: Çocuk değilim ben. Ne hissettiğimi bilirim zaten.

Adam: Madem biliyordun ne hissettiğini, neden böyle bir şeye giriştin. İnsan hayatı bu kadar mı ucuz, bu kadar mı basit? Ki bu konular insanların en hassas olduğu konular. Ben de ne hissettiğimi biliyorum ve hissettiklerimden adım gibi de eminim. Bence, benim bilmediğim başka bir neden var ve sen söylemiyorsun.

Kadın: Ben nedenleri söyledim sana. Bunlara inanırsın ya da inanmazsın. Bu senin bileceğin iş. Ben de böyle olsun istemezdim, emin ol.

Adam: Bilmiyorum, bilemiyorum. Ama bir türlü rahatlayamıyorum. Elim kolum bağlamış durumda, hiçbir şey yapamıyorum. Ne geceleri uyuyabiliyorum ne de başka şeylerle meşgul olsam dahi bu sıkıntıdan kurtulabiliyorum.

Kadın: Umarım bu süreci bir an önce atlatırsın ve beni daha iyi anlarsın.

Adam: Umarım. Ama benim bu süreci atlatmam çok da kolay olmayacak emin ol. Çünkü ben kendimi biliyorum ve şu ana kadar bu süreci atlatmak için elimden gelenin fazlasını yaptım ve zor da olsa hala yapıyorum ve yapmadığım şey de kalmadı. Lakin sonuç yine aynı, değişen bir şey yok bende.

Kadın: Olay sadece benden ibaret. Bu süreci kolay atlatamazsın zaten. Kolay atlatman şaşırtıcı olur hem de. Zor olur belki ama emin ol iyi olur. Ben de senden önce böyle bir ayrılık yaşadım.

Adam: Beni biraz da şaşırtan bu aslında. Madem böyle bir ayrılık yaşamışsın, bu gibi bir ilişki sonucunda benim de ne durumda olacağımı hesap etmen lazımdı. Ve ben, hayatımın dönüm noktasındayım şu an. Ama o dönüm noktasında donup kalmış durumdayım resmen. İçinden çıkılmayacak bir cehennemin içinde hapsolmuş gibiyim adeta.

Kadın: Böyle olacağını kestiremedim. Heyecanımı kaybetmem sanıyordum sana karşı ama beklediğim gibi de olmadı. İçinde bulunduğun durumu az çok tahmin edebiliyorum ama benim de elimden bir şey gelmiyor ki.

Adam: Bilmiyorum. Ama ben hayatımda “keşke” demekten ziyade “iyi ki” demeyi tercih ederim her zaman. Şu an bana iyi ki’den ziyade keşke dedirtiyorsun ve hiç de hoşnut olduğum bir durum değil bu. Düşünmeyi çok severim ama düşünmekten hiç bu kadar sıkıldığımı da hatırlamıyorum. Çünkü hep aynı şeyleri düşünüyorum. Hayatım boyunca hiçbir şeyden korkmadım ama şu an yaşamak çok korkutuyor. “Ama” kelimesini çok kullanmam. Ama “ama” her cümlemi süsleyen bir kelime oluverdi son zamanlarda. Değişimi de çok severim ama bu değişim olumlu yöndeyse ve eski durumu aratmayacak nitelikteyse. Şu an bende de büyük bir değişim var. Ama hep olumsuz yönde. Kendimi özler duruma geldim. Eski halimi arıyorum resmen ama bulamıyorum. Ve bunun gibi daha birçok şey…

Kadın: “Her şerde bir hayır vardır.” derler. Belki de böylesi daha iyi olmuştur senin için. “Keşke” ya da “iyi ki” adı her ne olursa olsun ama umarım bu ayrılık iyi şeyler getirir sana.

Adam: Benim çok kullandığım ve inandığım bir şeydi: “Her şeyde bir hayır vardır.” sözü. Ama bana artık o kadar da inandırıcı gelmiyor bu söz ve çokça dua ettim bu sıkıntıdan kurtulmak için ama nafile. Her şey, hala aynı.

Kadın: Ben seni bu kadar güçsüz hayal etmedim.

Adam: Ben güçsüz olduğumu düşünmüyorum ve değilim de. Şu an benim yerimde bir başkası olsaydı benim durumumda dahi olmazdı, emin ol.    

Kadın: Her şey zamanla düzelir. Bir anda her şeyi atlatamazsın zaten. Yerinde olsam bu acıyı bu kadar büyütmezdim.

Adam: Anlayamıyorsun işte. İstemekle olan bir şey değil bu ve elinde olan bir şey hiç değil. Keşke her şey konuşulduğu kadar kolay olsa. Gözümün önünde hep aynı şeyler var ve bu şehir, beni boğuyor adeta. Hatta bu ülke.

Kadın: Herşey çok yeni ve böyle düşünmen gayet normal. Alışamadığın şeyler var hayatında. Senin için gerçekten de çok zor bir süreç. Keşke elimden gelen bir şeyler olsa. Senin için en iyi ilaç zaman. Ancak zaman onarabilir yaralarını.

Adam: Zaman bazı yaraları onarırken başka yaralar da açacak bende. Çünkü bu zaman, çok uzun sürecek gibi ve bu da benden çok şey götürür. Ve benim zamanı beklemeye dahi zamanım yok aslında. Ama başka çarem de yok gibi bu durumda.

Kadın: Sen olgun bir insansın ve bunun gereklerini yerine getirmelisin. Evet! Zor günler yaşıyorsun ama bunlar da atlatılacak şeyler, emin ol. İnsanlar başa geldikten sonra birçok şeye alışıyorlar bildiğin gibi ve bedeli ne kadar ağır olursa olsun her acı insanı daha da olgunlaştırır. Hiç bitmeyecek dediğimiz acılar da biter vakti geldiğinde.

Adam: Ben artık daha fazla olgunlaşmak da istemiyorum ve bu kadar olgunluk da bana fazla. Elbet geçecek bu acılar ama üzerinden uzun yıllar geçse de hep bir köşede saklı kalacak bu yaşananlar. Öyle ya da böyle bir şekilde hatırlanacak. İnsan ne kadar alıştım dese de bazı şeylere alışamıyor aslında. Ve hayat, bir şey daha öğretti bana bu yaşattıklarınla: “Hayatın acımasız olduğu ölçüde acımasız olmalı insan. Çünkü iyi niyet insanlara çok şey kaybettiriyor bu zamanda.”

Kadın: Çok sıradan düşünüyorsun ve kendi doğruların var. Onlara sarılıp kalmışsın. Ben ne söylesem bir faydası yok. Benim artık gitmem gerek. Hoşça kal.

Adam: Anladım. Dikkat et kendine.

Kadın: Sen de dikkat et kendine.

Kadın gitmişti ve adam yalnızlığıyla baş başaydı yine. Anlaşılan o ki, kadın bu durumda mutluydu ama adam hala çok mutsuzdu…

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Aslında çok sıradan birşey bu, aynısını ben de yaşadım, çok kötü bir duygu ama ben karşımdaki insanı hiç görmek istemediğimi kendisine ilettim ve görmedim de, şu anda ona karşı ufacık bir duygu bile hissetmiyorum, evliyim ve de çok mutluyum, çünkü eşimi çok seviyorum ve onun da beni çok sevdiğini biliyorum. Her gönül yarasının ilacı zamandır, tek gerçek bu...

Sahin Çigiltepe 
 24.08.2012 15:59
Cevap :
Değerli yorumunuz için ve yazımı okumak için ayırmış olduğunuz değerli zamanınız için çok teşekkür ederim.. mutluluğunuz daim olsun.. Sevgilerimle..  24.08.2012 16:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 27
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 1377
Kayıt tarihi
: 24.06.11
 
 

Çukurova Üniversitesi Maliye Bölümü mezunuyum. 8 Nisan 1987 doğumluyum ve Adana'da Seyhan ilçesin..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster